Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet HAKAN

Güncelleştirilmiş bir Tayyip Erdoğan analizi

02 Haziran 2011 Perşembe

BU zamana kadar sayısız Tayyip Erdoğan analizi yaptım.

Aşağıdaki analiz...
5 yıl sonra ilk kez bir mitingini izleme fırsatı bulduğum Tayyip Erdoğan hakkında yaptığım yeni bir analizdir.
Yani bir tür güncellenmiş, yenilenmiş, farklarının altı çizilmiş bir analiz...
Takdim ediyorum:
Tayyip Erdoğan’ın özgüveni o kadar tavan yapmış durumdaki artık bundan daha yukarıya çıkması mümkün değil. Yani özgüveni, doygunluk noktasında... Kendinden çok emin... En az yüzde 45’i cepte bilen bir liderin ruh haline sahip.
Ta en baştan beri “AK Parti demek Tayyip Erdoğan demektir” anlayışı, herkesin paylaştığı bir anlayıştı. Yeni durum ise şudur: “AK Parti eşittir Tayyip Erdoğan anlayışı”, artık iyiden iyiye yerleşmiş, kanıksanmış durumda. Mesela miting platformlarında okunan “Seni seviyoruz usta” başlıklı şiiri bu bağlamda değerlendirebiliriz.
Tayyip Erdoğan’ın eli rahatlamış, bagajlarından kurtulmuş. Kendisi olmuş. Tam da kendisi... Din, milliyetçilik, Kürt sorunu konularında hiçbir etki altında kalmadan sadece kendi görüşlerini anlatıyor. Rakiplerle mücadele konusunda da tamamen “Tayyip Erdoğan stili” ile işi götürüyor. “Liberal katkı” ya da “uzman görüşü” falan hikâye...
Evet, daha çok öfkeli... Evet, daha çok bağırıyor... Evet, en yadırgatıcı cümleleri kurmaktan asla imtina etmiyor... Fakat bu durum, bir telaşın ya da bir paniğin göstergesi değil.
Erdoğan’ın hırçın gibi görünmesini, “Elindeki anketlerde AK Parti’nin durumu çok kötü” cümlesiyle açıklamaya kalkarsak fena halde yanılırız. Erdoğan’ın elindeki anketlerde AK Parti’nin durumu gayet iyi.
Peki o zaman neden bu hırçınlık? Açıklayayım: Tayyip Erdoğan artık kendisini gerçekten de bir “halk kahramanı” olarak görüyor. Bu nedenle oyunun tüm kurallarını koyma hakkını kendisinde görüyor. Raconu ben keserim diyor.
Şunu da anlamış bulunuyorum: Tayyip Erdoğan, artık okumuş yazmışları, “Ama bu da söylenir mi?” diyerek mırın kırın edenleri, medyada hakkında çıkan eleştirileri, kibar çevrelerin yadırgamalarını falan dikkate almıyor. Hiçbirine aldırmıyor. Bu kesimlerin sayısal bir gücü olmadığını görüyor. Ayrıca bu kesimlerin etkileme gücünün, kendi etkileme gücünün yanında bir anlam ifade etmediğine inanıyor.

Erdoğan’ın Diyarbakır nutkunun Türkçe meali

Demek istedi ki: Kürt sorunu eskiden vardı ama şimdi yok.
Demek istedi ki: Kürt sorununu İsmet Paşa’nın CHP’si çıkardı ama biz çözdük.
Demek istedi ki: Kürt sorununu çözmüş olmamıza rağmen bu işten nemalanan BDP’liler, hâlâ bir sorun varmış gibi davranıyorlar.
Demek istedi ki: Bölgede BDP’ye verilen destek, baskı ve zora dayanmaktadır. Baskı ve zor ortadan kalkarsa bütün oylar bize gelir.
Demek istedi ki: Kimlik sorunları çözülmüştür. Ret yok, inkâr yok, asimilasyon yok.
Demek istedi ki: Değiştim dediklerine falan bakmayın, bu CHP’den bir numara olmaz.
Demek istedi ki: BDP’liler İslam’a karşı, Zerdüştlüğü istiyor. Sizin gibi Müslümanlar bunların peşinden nasıl gider?

Diyarbakır’da bir rock star: Altan Tan

BEN Altan Tan’ı, ta “Refah Partisi Güneydoğu Bölge Müfettişi” sıfatını taşıdığı günlerden beri tanırım.
Kürt sorununu fazla dile getirdiği için Refah içinde barınamamıştı.
Sonra “bağımsız İslamcı Kürt aydın” oldu.
HADEP döneminde bir ara HADEP yönetimine girdi ama orada da tutunamadı. Oradaki sorun neydi, bilmiyorum.
Aydın Menderes’in partisine de girdi galiba...
İslami dergilerde yazılar yazdı, Kürt sorununa İslami bakışlı kitaplar yazdı.
Son dönemde ise “bağımsız İslamcı Kürt aydın” sıfatıyla televizyon programlarına çıktı.
“Doğruya doğru/Eğriye eğri” diyen bir hali vardı. Ne AK Parti düşmanlığı, ne de yalakalığı yapıyordu.
Ve en sonunda Altan Tan’ı BDP’nin bağımsız adayları arasında gördük.

Altan Tan, Diyarbakır’ın en popüler ismi haline gelmiş durumda. Kendisine gösterilen ilgi o kadar büyük ki sokaklarda rahat yürüyemiyor.
Bir star gibi: Sürekli birlikte fotoğraf çektirme önerilerine maruz kalıyor.
Starlaşmasında iki etken var:
BİR: Etkili hitabeti... İKİ: Kürt sorunu konusundaki birikimi... ÜÇ: İslami yönünü vurgulamaktan kaçınmaması...

Bir zamanlar Altan Tan’ın adı, Mehmet Metiner’in adıyla birlikte anılırdı. Kanka idiler.
Fakat CNN Türk’ün bir canlı yayınında öyle bir kapıştılar ki, aralarının bozuk olduğu ortaya çıktı. Aralarındaki mesele nedir bilmiyorum.
Bildiğim tek bir şey var: Altan Tan ve Mehmet Metiner’in birlikte girdiği Meclis, epey enteresan bir Meclis olacak.

Diyarbakır’ın öğrettikleri

Koyu yeşil bir poşu aldım ve koyu yeşilin poşuya çok yakıştığını fark ettim.
Erdebili Köşkü’nü görmeyenin Diyarbakır’ı gördüm dememesi gerektiğini anladım.
İkrama bu kadar meraklı bir kentte “hayır” denmezse mide fesadının kaçınılmaz olduğunu anladım.
Dağkapı Ciğercisi’nin boşuna meşhur olmadığını anladım.
Diyarbakır’da hayatın yavaş aktığını gördüm.
Diyarbakır insanının filozofik bir derinliğe sahip olduğunu fark ettim.
Hasanpaşa Hanı’ndaki geleneksel Diyarbakır kahvaltılarında “Kahvaltıcı Mustafa”nın yerini ve önemini takdir ettim.
İstanbul’dan bizlere hep sert yüzlerini gösteren BDP’nin önemli isimlerin aslında fena halde espritüel olduklarını anladım.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile Sur İlçesi Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş arasındaki tatlı atışmaların, bünyesinde üst düzey bir espri anlayışı barındırdığını gördüm.
Selim Usta’nın Diyarbakır’da biraz fazla turistik kaçmaya başladığını gördüm.

İki Diyarbakır mitingi arasındaki farklar

AK Parti mitingi tek kelimeyle bir organizasyon şahikasıydı. CHP mitingi ise Aydın Ayaydın’ın profesyonel katkısını ihmal edersek hayli amatördü.
AK Parti geçmiş kalabalıklardan birini daha toplamak için gayret ediyordu. CHP ise “otobüsü çizdirmeden” mitingi yapıp bitirmeye fitti.
AK Parti’de devlet imkânları ve çevre illerden taşıma dahil her türlü fırsat değerlendirilmişti. CHP için değerlendirilecek pek fırsat zaten yoktu.
AK Parti mitingi sonradan dolup taştı. CHP mitingi ise ne doldu, ne taştı.
AK Parti mitinginden önce kentte hafiften bir gerginlik vardı. CHP mitingi ise bırakın gerginliği, herhangi bir ruh haline bile yol açmadı.
AK Parti’ye Diyarbakır sokaklarında pek sempati yoktu. CHP ise Diyarbakır sokaklarında “Size oy vermeyiz ama yeni tutumunuzu sevdik” edasıyla karşılandı.
AK Parti mitingindeki kalabalık, CHP mitingindeki kalabalığı en az 10’a katladı.
AK Parti mitingindeki polis sayısı, CHP mitingindeki polis sayısını da en az 10’a katladı.

Bu yazı toplam 2584 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri