Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet HAKAN

Oy Fadime

21 Mart 2010 Pazar

HAFİF kilo almış Fadime.

13 yıl önce yani 28 Şubat günlerinde yüzünde “Kandırdılar beni” ifadesi vardı ya...

İşte o ifade gitmiş, yerine “sosyal içerikli Türk filmleri”nde gördüğümüz türden “tek derdi geçim olan varoş kadını” edası gelmiş.
Fabrikada çalışıyormuş... “Sanki kendi içer gibi” tütün mü sarıyor, yoksa sekreterlik türü masa başı bir iş mi yapıyor, belirsiz.
Başını çalışırken açıyor, dışarıda örtüyormuş.
Üç yıl evvel babasını kaybetmiş...
Evinden işine, işinden evine mütevazı bir hayat yaşıyormuş.
Adını değiştirmiş.
13 yıl evvel televizyon stüdyolarında susturulamazdı. 13 yıl sonra kendisini bulan Sabah muhabiri, ağzından tek bir harf bile alamamış.
* * *
Fadime’nin bu halini görünce Ergenekon’un gizli tanıklarından birinin ortaya attığı iddiaların palavra olduğunu da anlamış olduk...
Ne diyordu “gizli tanık”?
“Fadime eskiden pavyonda çalışırdı... Pavyondan alınıp Kalkancı’nın, Gündüz’ün koynuna atıldı...” diyordu.
“Fadime estetik ameliyat oldu...” diyordu.
“Fadime 28 Şubat’ta rolünü oynadı, şimdi yurtdışında kraliçeler gibi yaşıyor...” diyordu.
İslami kesim ne de çok sevmişti bu palavraları...
“İşte gördünüz... Biz kusursuzuz... Bizi oyuna getirdiler... Fadime içimizden biri değilmiş...” diye nasıl da rahatlamışlardı.
* * *
Madem “Fadime gerçeği” ortaya çıktı, o zaman ben de “acı gerçekleri” alt alta yazayım:
- BİR: Fadime Şahin pavyon kızı değildi, dinini yaşamak isteyen saf bir kızdı.
- İKİ: Fadime, İslami kesimin içinde “şeyh” postunda oturan adamlar tarafından kandırıldı.
- ÜÇ: İslami kesim özeleştiri kültürünü geliştirerek “İçimizde sahtekârlar var ve biz onları ayıklamıyoruz” diyeceğine “Bizim hiç kusurumuz yok... Fadime de, Ali Kalkancı da, Müslüm de içimize sokulmuş ajanlardır...” demeyi tercih etti.
- DÖRT: Oysa daha ilk günden söylenmesi gereken şuydu: “İçimizdeki ahlaksızlarla yeterince mücadele edemediğimiz için bizi affet Fadime...”

Gizli günlüğümden

- CUMA: Bugün Akif Beki’nin yazısını beğendim. Hey! Şaka değil. Anladım ve beğendim.
- PERŞEMBE: Kahrolası trafik... Bir buçuk saatte berbere gidilir mi?
- PAZARTESİ: Sabahtan beri dilime Kibariye’nin, Erdoğan’a söylediği “Olay adamsın anacım” sözü pelesenk oldu.
- PAZAR: Bugün “taşradan mukassi (sıkıcı) görünen mekânlar”da dinlenecek bir şarkıyı defalarca dinledim: Melihat Gülses’ten... “Çok âşığın var diyorlar”.
- SALI: Akşamüzeri İKSV’nin yeni binasının en üst katındaki X Restoran’a gittim. Yemekler güzel ama şu “kantin” havası ne olacak?
- ÇARŞAMBA: Bu bahar Batum seyahatine çıkılacak.
- CUMARTESİ: Madem Ebru Şallı, “ölüleri canlı yayına davet etme” modası başlattı, ben de Tarafsız Bölge’ye Oğuz Atay ile Cemil Meriç’i mi davet etsem acaba?

Kulübe hoş geldin Cengiz Çandar

“HER köşe yazarı bir gün Başbakan’ın fırçasını tadacaktır.”
Bu espri daha önce yapıldı mı bilmiyorum ama “fırça yiyen köşe yazarı” sayısının her geçen gün arttığını biliyorum.
Mesela...
Yalçın Doğan fırçayı ilk tadanlardandır...
Mesela...
Fehmi Koru fırçayı büyük bir olgunlukla karşılayanlardandır.
Mesela...
Taraf Gazetesi fırçanın altında kalmamıştır.
Mesela...
Mehmet Tezkan niye fırça yediğini hâlâ anlayamamıştır.
Mesela...
Bekir Coşkun fırçanın en sertine maruz kalanlardandır.
Ve şimdi de...
Listeye Cengiz Çandar eklendi.
Kendisine “Kulübe hoş geldin” diyor ve “sabr-ı cemil” diliyorum.

Bu imam benim kahramanımdır

İSTANBUL Sultangazi’de Habipler Cemevi’nin camları, kimliği belirsiz kişiler tarafından kırılmış.
Bu olay üzerine Habipler Kanuni Sultan Süleyman Camii imamı Ahmet Sevim, yanına cami cemaatini de alarak Habipler Cemevi’ni ziyaret etmiş.
İmam Ahmet Sevim, saldırıyı kınamış ve şöyle demiş: “Kardeşliğimiz bu tür olaylar karşısında daha da pekişmelidir.”
Fotoğrafı gördüm:
Posbıyıklı Alevi dedesi ile badem bıyıklı hocamız nasıl da hemhal olmuşlar...
Sakallı, cüppeli cami cemaati ile kasketleri başındaki cemevi cemaati nasıl kaynaşmışlar.
* * *
Bizde şöyle okkalı bir “Barış Ödülü” var mı?
Eğer varsa benim adayım İmam Ahmet Sevim’dir.
Eğer yoksa Başbakan Erdoğan’dan ricamdır:
Lütfen Ahmet Sevim Hoca’yı arayıp kutlayınız... Ve mümkünse onu ödüllendiriniz.
Çünkü onun yaptığı bu “süper hareket”, bin “Alevi açılımı”ndan daha muteberdir.
 

Bu yazı toplam 2556 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri