Sahtekárlığın belgeleri

BİRİNCİ BELGE: Şeytani bir plan

VAKİT
Gazetesi şeytanın bile aklına gelmeyecek planlarla...

"Hakaretleri yağdır / Tazminat davalarından sıyır" şeklinde özetleyebileceğimiz...

Bir yöntemle tazminat cezalardan kurtulmanın yolunu bulmuş...

Sözde "dini bütün" şeytanların, buldukları yöntem şudur:

Gazetelerinde hedef aldıkları kişiye çirkin hakaretler yağdırıyorlar...

Hedef alınan kişi, bu hakaretlerin hesabını sormak için mahkemeye gidiyor...

Mahkeme cezayı kesiyor, tazminata hükmediyor...

Basın İlan Kurumu"ndan Aydın Doğan"ın avukatlarına gelen yazı... Basın İlan Kurumu, Aydın Doğan"ın avukatlarına, "Gazete bütün gelirini Adana"daki bir şirkete devretmiş" diyor...



Ve sıra geliyor alacaklının parasını almasına...

Ama o da ne?

Vakit Gazetesi, gelmiş geçmiş bütün ilan gelirini Adana"da bulunan "Arslan Güneydoğu Gazetecilik, Matbaacılık ve Kağıtçılık AŞ" adlı bir şirkete devir ve temlik ettirmemiş mi?

Bu durumda alacaklıya düşen, "alacaklı sırası"na yazılmaktan başka bir değildir...

Yani bir nevi "yaz tahtaya" hesabı...

İşte bu sahtekarca oyun nedeniyle...

Gazete, kaybettiği tazminat davalarını ödemekten sıyrılmış oluyor...

Nasıl ama? Hakka riayet sıfır... Mahkeme kararına saygı sıfır... Hukuka inanç sıfır...

Meğer "inananların yüz akı" diye hava basan gazete "şeytanın gururu" imiş...

Helal olsun vallaha!

Helal olsun ama işi de burada bırakmayalım...

Ben şimdi buradan Maliye Bakanlığı yetkililerine açıkça soruyorum:

BİR: Adana"da "İstiklal Caddesi No: 44" adresinde "Arslan Güneydoğu Gazetecilik, Matbaacılık ve Kağıtçılık" adlı bir şirket bulunuyor mu?

İKİ: Böyle bir şirket varsa bu şirket ile Vakit Gazetesi arasında nasıl bir ticari ilişki vardır...

ÜÇ: Gazete gelmiş geçmiş bütün gelirlerini bu şirkete ne karşılığında bağışlamıştır?

DÖRT: Gazete borçlarından kurtulmak için bu şirketle muvazaalı bir ilişki mi kurmuştur?

Maliye Bakanlığı yetkililerinden bu soruların yanıtını bekliyorum...

İKİNCİ BELGE: Şark kurnazlığı

DUYDUNUZ mu?

Vakit Gazetesi"nin en önemli ismi olarak gazetelere röportajlar veren, yazdığı her yazıda sağa sola terbiyesizce bulaşan Hasan Karakaya adlı şahıs hiçbir ücret ya da maaş almadan çalışıyormuş...

Yani Hasan adlı şahıs, meccanen ya da Allah rızası için çalışıyormuş...

Vakit"in sahibi olarak görünen Nuri Aykon adlı şahıs Şişli İcra Müdürlüğü"ne gönderdiği yazıda, "Hasan Karakaya ve Ali İhsan Karahasanoğlu gazeteden ücret almıyor" diyor.



Nereden mi çıkarıyorum bunu? Yine bir hukuki metinden... Yine bir alacak davasından...

Olay şöyle gelişiyor: Hasan sağa sola hakaretler yağdırıyor... Bu nedenle mahkeme tarafından tazminat cezasına çarptırılıyor...

Ama sıkıysa Hasan"dan parayı al...

İstiyorsun vermiyor... Gazetesine müracaat ediyorsun, oradan gelen cevap şu: "Hasan bizden para almaz... Hasan bize para almadan yazı yazar... Yıllardır bu böyledir."

Peki Hasan, sigortasız mı çalışmaktadır? Bilinmez...

Peki Hasan, ailesini nasıl geçinmektedir? Geceleri taksicilik mi yapmaktadır? Bilinmez...

Ama bildiğimiz bir şey var: Hasan kurnaz... Herkesi aptal, bir tek kendisini akıllı sanacak kadar kurnazdır...

Sadece Hasan mı? Ali İhsan diye bir yazar var Vakit Gazetesi"nde...

Meğer o da beş kuruş para almıyormuş... O da hobi olarak takılıyormuş...

Geçimini nasıl sağlar, çocuklarının okul parası nereden gelir, kira parası nasıl denkleştirilir? Bunlar meçhul... Çünkü o da kurnaz... Hem de şark kurnazı...

* * *

Ne diyeyim bilmiyorum ki?

Vallahi helal olsun sana Hasan... Helal olsun sana Ali İhsan...

Siz şeytana bile pabucunu ters giydirecek yöntemlerinizle...

Bu Allah"tan korkmaz, kuldan utanmaz tavırlarınızla...

Yağdırın kardeşim hakaretlerinizi, yağdırın...

Nasıl olsa sıyırmanın yolunu bulmuşsunuz...

Yahudi lanetlidir diyen arkadaşa

"YAHUDİLER lanetlenmiştir" diyorsun... Kutsal kitabı, bu "sıradan faşist" görüşüne referans gösteriyorsun... Ve tepeden tırnağa bir yanlışa imza atıyorsun...

Yanlışı fark etmen için "kelam", "fıkıh", "akait", "emsile", "bina" gibi dersleri yemiş yutmuş olmana hiç gerek yok...

Kafanı biraz çalıştırman, çok az bir empati hissine sahip olman ve azıcık da "insani bakış açısı" ile olaya bakman yeter de artar bile...

Mesela şöyle düşün: Diyelim ki sen, Kastamonu"da Müslüman bir ailenin içine doğmadın da Polonya"da bir Yahudi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldin...

Yani minik bir Müslüman bebeği değil de bir Yahudi bebeğisin...

Ve senin tezine göre: Lanetlenmiş bir bebeksin!

Şimdi söyle bakalım:

99 isminin her birinde, her sıfatında adil olduğunu düşündüğün Allah, günahsız bir sübyanı lanetler mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar