Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet HAKAN

Sizin tarafta olmaya kişiliğim müsait değil

04 Nisan 2010 Pazar

Ben internete düşen “ortam dinlemeleri”nin üzerine balıklama atlayamam ki...

? Ben yasadışı yollardan elde edilmiş telefon dinlemelerine kesin kanıt muamelesi çekemem ki...

? Ben 12 yıl önce yapılmış bir telefon görüşmesinin kayıtları elime geçtiğinde, “Bu kayıt 12 yıl boyunca kimler tarafından hangi amaçla saklanmış ve bugün neden ortaya çıkarılıyor” sorularını sormadan duramam ki...

? Ben yaşı 70’i bulmuş tutukluların hapishane koşullarında hastalanmalarında ve hastanelere sevk edilmelerinde bir dümen arayamam ki...

? Ben tutuklama kararlarını “Yüce yargının verdiği saygı duyulması gereken karar”, tutukluğun kaldırılması kararlarını ise “Çeteyle işbirliği yapan yargıcın kararı” diye niteleyemem ki...

? Ben birazcık aykırı gidene “Ergenekoncu” yaftasını yapıştıramam ki...

? Ben “derin devlet” olgusuna derin devlet yöntemleriyle savaş açamam ki...

? Ben döverek, söverek, merhametsizleşerek, arsızlaşarak, küstahlaşarak demokrasi getirilebileceğine inanamam ki...

 

Yeğenime parti içi demokrasi dersleri

 

PARTİ içi demokrasi olmazsa milletvekili şahsiyetsiz olur yeğen...

İsmet Baba’nın dediği gibi “Eti kokar, gökyüzünü kokutur”.

Koskoca heriflerin tek bir liderin ağzının içine bakması Allah’tan reva mıdır yeğen?

Biraz kafayı çalıştır:

Adam hafiften aykırı gitmek istiyor ama gidemiyor.

Neden?

Çünkü aykırı gitse kellesi gidecek. Bu durumda ne yapıyor zavallıcık?

Geceleri yutkunuyor, içine atıyor, duvarları yumrukluyor.

Gündüzleri ise suratına iliştirdiği yapay bir tebessüm ve üstünde hiç de iyi durmayan yavşak bir tavırla hiçbir şey yokmuş gibi yapıyor...

Onurlu ve erdemli bir insanın bu hale düşmesine nasıl rıza gösteririz yeğen...

“Parti içi disiplin” falan tamam da bu yapılana disiplin denmez ki...

Dense dense “sulta” denir, o da adam olana yakışmaz.

“Ama bütün oyu lider alıyor, buna ne dersin dayı” mı diyorsun?

Ne diyeyim yeğen, kader utansın.

 

Güzellik yarışmasından nefretimin altı nedeni

 

? BİR: Hem yarıştırmaktan, hem de yarıştırılmaktan hiç mi hiç hazzetmediğim için...

? İKİ: Altı kere seyrettiğim “Atları da Vururlar” adlı dokunaklı filmden ibret almayı bildiğim için...

? ÜÇ: Doğuştan gelen özelliklerin bir üstünlük aracı olamayacağına olan kesin bir inanç beslediğim için...

? DÖRT: Yarışmanın ve yarıştırmanın insan doğasını hasetlik, kıskançlık, çekememezlik gibi kötülüklerle donattığını fark edebildiğim için...

? BEŞ: Podyumda kendilerini jüri üyelerine beğendirmek amacıyla salınarak yürüyenlere karşı acıma hissiyle dolabildiğim için...

? ALTI: Bin türlü güzelliğin içinden, sadece bir tür güzelliğin ödüllendirilmesine rıza gösteremediğim için...

Gına geldi

 

? Nermin Bezmen’in aşka dair yaptığı her türlü destansı çıkıştan...

? Şafak Sezer’in bu kadar çok görünür olmasından...

? Her reklamda yer alan Nil Karaibrahimgil’in “çocuk/kadın tarzı”yla söylenmiş şarkılarından...

? Okan Bayülgen ve Haluk Bilginer’in seslendirdiği reklamlardan...

? Yerli film galalarındaki tuhaf atraksiyonlardan...

? Şahan Gökbakar’ın birilerine laf sokmaya çalışırken asla laf sokamayışından.

? Nebahat Çehre’nin bir türlü yaşlanmamasının sırlarından...

Yandaş medyaya ahlak dersleri

EĞer sİz AK Parti’ye kılavuzluk yapıyor ve bundan bir sorun görmüyorsanız, başkalarının da CHP’ye akıl hocalığı yapmasında beis görmemelisiniz.

EĞer sİz vaktiyle, “Bunlar uluslararası platformlarda Türkiye’yi şikâyet ediyorlar” diye suçlanmışsanız, şimdi kalkıp da başkaları için “Bunlar uluslararası platformlarda Türkiye’yi şikâyet ediyorlar” dememelisiniz.

EĞer sİz vaktiyle ahlaksız, bayağı ve cahil tetikçilerden yakınıyor idiyseniz, şimdi çıkıp tetikçinin en ahlaksızını, en bayağısını, en banal olanını beslerseniz, ahlaka mugayir bir iş yapmış olursunuz.

EĞer sİz bir başka gazetenin yöneticisini ya da yazarını aylardır, hem de ısrarlı ve sistematik olarak patronunun gözünden düşürmeye çalışırsanız, ortada katledilecek bir karakterinizin olmadığını kanıtlamış olursunuz.

EĞer sİz bütün enerjinizi kendi gazetenizin okunurluğunu sağlamak için kafa patlamak ve adım atmak yerine, okunurluğunu sağlamış gazetelere bulaşmak için harcarsanız asla hakiki gazeteci olamazsınız.



 

Bu yazı toplam 2054 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri