Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet Müfit KUTLU

DOLMABAHÇE’DE BİR KIŞ RÜZGÂRI

11 Ocak 2013 Cuma

 

 

B.

 

 

 

 

 DOLMABAHÇE’DE BİR  KIŞ  RÜZGÂRI

 

Hâfız Âsım Efendi  , Dolmabahçe Sarayı’nın büyük salonuna girerken çok heyecanlıydı . Huzura kabul edilmesi için izin beklerken kulağına gelen bazı cümleler yüreğini titretti : “ “  Kur’an , nihâyet serbest vezinde bir şiirdir . Allah tarafından vahiy edilmiş olamaz . Muhammed’in kendi sözleridir .”

 

Hâfız Âsım Efendi , güzel sesli , güzel yüzlü , mûsiki bilen ve güzel Kur’an okuyan bir gençti . Görev yaptığı Beyazıt Camiinde daha birkaç gün önce Mehmet Âkif’in meşhur ‘Gece’ şiirini çok güzel bir âhenkle okumuş , dinleyenler çok beğenmişlerdi .

 

Yıl 1931 . Mustafa Kemal , uzun zamandan beri yapmayı düşündüğü bir devrimin hazırlıkları ile meşgûl . Namazda okunan Kur’an sûrelerinin yerine Türkçesini koymanın yollarını arıyor . Dolmabahçe Sarayının meşhur sofralarının son günlerde konusu bu .

 

Cumhurbaşkanı , âdeti olduğu üzere konuyu açarak  seçkin davetlilerin  tartışmalarını dinlediği sohbetlerin bu geceki konuğu genç bir  hâfızdı . Daha önceki gecelere tavsiye edilen hâfızlar dinlenmiş o gece sıra Hâfız Âsım Efendi’yi gelmişti .

 

Mustafa Kemal , Hâfız’ı karşısına oturttu . Genç adamın görünüşü ve edepli tavırları hoşuna gitmişti . “ Türkçe Kur’an “ hakkında ne düşündüğünü sordu .

 Hâfız , mahcup bir eda ile bu konuda fikir yürütecek bir bilgi düzeyinde olmadığını ifade etti .

 “ Bir tecrübe edelim “ diyerek , eline “ İsra “ suresinin tercümesi verildi . Hâfız Âsım , korku ve itina ile ilâhi okur gibi tercümeyi okumaya başladı . Okumayı bitirdiğinde herkes beğenmişti .

 

Bakalım bu genç , üslûbu ve güzel sesiyle Kur’an’ın aslını nasıl okuyacaktı ? “ Haydi ; şimdi sen de istediğin sûreyi Arapça olarak oku ! “ dediler . O ana kadar sandalyede oturan genç Hâfız , birden toparlanıp , koltuğun üzerinde ayaklarını altına alarak diz çöktü .

Gencin bu hareketi Mustafa Kemal’in gözünden kaçmadı . Gözlerini Hâfız’a dikerek  “ Kur’an’ı Türkçe okurken ayaklarını uzatmıştı ; şimdi diz çöktü . Anlaşılıyor ki önce okuduğunu Kur’an saymıyor . “ dedi .

 

Âsım , ne söyleyeceğini bilemedi ; Allah’a sığınarak “ Paşam , bu bir alışkanlıktır . Hareketimi düşünerek yapmış değilim . Fakat ne yalan söyleyeyim ; kanaatim söylediğiniz gibidir . “  cevabını verdi .

 

Mustafa Kemal’in bakışları biraz yumuşadı , biraz da gençteki taassuba acıyarak “ Herkes kanaatinde hürdür ; yeter ki bu kanaatler samimi olsun Genç Adam ! “ dedi .

 

Hâfız Âsım , hiç seçim yapmadan bir anda kalbine doğan bir bölümden okumaya başladı ; okuduğu ‘ Hakka’ suresiydi . Kur’an okunurken sofradakiler huzursuz olup kıpırdanmaya , Arapça bilenler  aralarında meali fısıldaşmaya başladılar . Mustafa Kemal ayağa kalkmıştı . Hâfız da sustu .

 

Okunan bölümün anlamı şöyleydi :

 

 “  O KUR’AN  , şerefli bir Peygamber’in Allah’tan aldığı sözüdür . O bir şairin sözü değildir . Ne de az inanıyorsunuz ? Bir kâhinin sözü de değildir . Ne de az düşünüyorsunuz ?  O , âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir . “

 

Sofraya bir ölüm sessizliği çöktü . Paşa’nın sinirlendiği anlaşılıyordu .

 

-   Bu Hâfız , sade hâfız değil ; aynı zamanda diplomat … Bizim biraz evvel konuştuklarımızı muhakkak duydu . Şimdi Kur’an’la bize cevap veriyor .

 

Hâfız Âsım , korku ve heyecanla kendini savunmaya çalıştı :

-   Paşam , ben hâfızım ama Kur’an’ın manâsına maalesef vukufum yoktur . Bilmeyerek size karşı gelecek bir şey yapmışsam bu benim eserim değil ancak Allah’ın bir tecellisidir .

 

Genç Hâfız sarayın dışına çıktığında yüzüne çarpan soğuk kış rüzgârı ile dünyaya yeniden gelmiş gibi oldu . Kur’an-ı Kerim’den okuduğu bu bölüme kendi de şaşıyor , etraftan gizlediği göz yaşlarını silerken  “ KUR’AN , KENDİNİ MÜDAFAA EDİYOR  “ diyerek mırıldanıyordu .

m.kamal-ve-raki-kadehi.jpg

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6320 defa okunmuştur
Üstadım keşke başlık şöyle olsaydı
Lütfi Ayhan
-KUR’AN , KENDİNİ MÜDAFAA EDİYOR-Çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler üstadım. 'Ne demiş büyüklerden biri: "Dünya bir leştir, talibi köpeklerdir
14 Ocak 2013 Pazartesi 18:04
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
b.h.
emel gül
Kazım Karabekir şöyle anlatıyor:10 Temmuz 1923 Ankara istasyonundaki kalem-i mahsus binasında Fırka nizamnamesini müzakereden sonra, Gazi ile yalnız kalarak hasbihallere başlamıştık. “Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar” dediler. Kendisini hilafet ve saltanat makamına layık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan, din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla latife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen Mustafa Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce, şu izahatı verdi: “Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar! Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz!” Bkz. Kazım Karabekir, Paşaların Kavgası: Atatürk-Karabekir, Yayına hazırlayan: İsmet Bozdağ, Emre Yayınları, Aralık 1991, s.143.
13 Ocak 2013 Pazar 16:50
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Çok Beğendim
Fatma Çetin Kabadayı
Çok akıcı, heyecan verici, ibret doluydu. Paylaşıp bilgilendirdiğiniz için Allah razı olsun Ahmet Hocam. Kalbinizin sahibine emanet olun.
12 Ocak 2013 Cumartesi 20:25
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Kaleminize sağlık
Songül E
Ahmet amca yazılarınızda hem farklı konulara hem de güzel konulara değiniyorsunuz.Yolunuz açık olsun.vesselam
11 Ocak 2013 Cuma 21:45
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri