Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet Müfit KUTLU

Güllerin Efendisi

06 Nisan 2013 Cumartesi

B.

 

 

                                        GÜLLERİN   EFENDİSİ

 

Evlerimizin bahçelerindeki güller açmadan , gönül bahçelerimizdeki güller açtı.

 

 Nisan ortasında bu güllere can veren sevgi , hiçbir baskı , zorlama ve dayatma olmadan  gönül pınarlarından fışkırdı. İslam dünyasındaki bu sevgi , hıristiyan dünyasındaki resim ve heykellerle putlaştırılmış ,tanrı sanılan  yüce bir insana Hz İsa )’ya  duyulan sevgiden çok farklı bir sevgiydi.

 

Dünyayı yerinden oynatacak adı İslamiyet olan  muazzam inkılap (değişim) önce gönüllerde başlamıştı. Bu inkılabı gerçekleştiren kişi , davasına bütün samimiyetiyle inanmış , yaşamış ve örnek olmuş bir şahsiyetti. İnsan olma şerefinin bütün erdemlerini (faziletlerini) üzerinde taşıyordu.

 

Yolda toplu yürürlerken arkadaşlarını öne davet eder : “ Benim arkamı meleklere bırakın “ derdi. Elini öptürmez , bir meclise girdiğinde ayağa kalkılmasını istemezdi.

 

Bir yerde konaklandığında yemek pişirmek için hazırlık yapanların arasında O da vardı. Odun toplarken “Siz zahmet buyurmayın “ diyenlere nazikane cevap veriyordu.

 

Aldığı yüce emir üzerine başladığı hicret yolculuğunda saklandığı mağaranın kapısına düşmanlar dayandığında , sadık yol arkadaşına “ Korkma ya Eba Bekir !  Allah bizimle beraberdir.” diyordu.

 

İnsanları doğru yola çevirmek için gittiği Taif şehrinde hakarete ve tecavüze uğruyor , vücudu ve bacakları yaralanmış , kan içindeyken dahi , isterse Yüce Allah’ın bütün beldeyi kahredeceğini bildiren Cebrail (as)’a “ Hayır , onlar bilmiyorlar. “ diyerek onların soyundan dine hizmet edecek hayırlı nesiller vermesi için Rabbine yalvarıyordu.

 

Her gece bıkmadan kapısının önüne çöp döken komşusunun yola yaydıklarını temizleyip mescide öyle gidiyordu. Bir sabah geçeceği yolda çöp yoktu. Uygun bir saatte komşusunun kapısını çalarak selamlayıp seslendi. Kavgaya geldiğini sanan komşusu alaylı bir ifadeyle karşıladı . Fakat gelen kişinin yüzünde hiddet yerine saygı ve safiyet vardı  :

 “ Komşum hasta mısın  ?  Merak ettim , halini sormaya geldim.” Kavgaya hazırlanmış olan komşu şaşırdı sonra karşısındaki samimiyet ve asalet karşısında ellerine sarıldı.

 

Ölü bir köpeğin yanından geçerken arkadaşları burunlarını tıkarken o tebessüm ediyordu : “ Ne güzel , inci gibi dişleri varmış ! “

 

Namazda arka saflardan bir çocuk ağlaması işitmiş ve çok sevdiği namazı kısa kesmişti. Namazdan sonra çocuğu kucağına alıp sevmiş , bu arada çocuk da dizine çiş yapmıştı. Hiç tepki vermedi ve su isteyerek ıslanan yeri yıkadı.

 

Yanında misafiri varken yolunu kesen yaşlı bir kadın için vakit ayırıyor , namaza durmak üzere iken yanına yaklaşıp bir dünya meselesini kendisine danışan kişiye cemaatin sabırsız bakışları önünde sıkılmadan yardımcı oluyordu.

 

Kendine yetişemeyen  “ Bana yavaş bir deve verdin “ diye ağlayan sevgili eşi  Hz.Safiye’nin göz yaşlarını silip , onu teselli ediyordu.

 

 Eşi Hz.Ayşe  ile yarış yapıp onu geçince bir daha yarıştığında da eşi onu geçiyordu.

 

Yarışta hiç geçilmeyen bir devesi vardı. Fakat bir yarışta geçilince arkadaşları mahzun oldular “ Üzülmeyin ,dedi. Her kemâlin ( yükselişin ) bir zevâli ( düşüşü ) vardır.”

 

Sabah namazını kıldırmak için mihrâba geçerken dönüp tekrar evine girdi. Merakla bekleyen arkadaşları biraz sonra geldiğinde saçlarındaki su damlacıklarından boy abdesti aldığını fark ettiler.

 

Hz.Zeyd , bir çocukluk hatırasını şöyle anlatıyor :

 “ Lüzumsuz bir şeyle oyalanıyordum. Üç defa seslendi.Her defasına duymazlıktan geldim. Sonra bana dönerek dedi ki ‘ Eğer kıyamette kısas korkusu olmasaydı seni bu elimdeki misvak ile incitirdim. “

 

Sevgili amcası Hz.Hamza’yı şehit eden Vahşi , müslüman olunca  ona “ Kardeşim , demiş ; mümkünse karşıma fazla çıkmasın zira bana amcamı hatırlatıyor “ diye haber yollamıştı.Vahşi , mescide geldiğinde bir direğin arkasına saklanarak O’nu seyrederdi.

 

Ana yurdu Mekke’ye muzaffer bir ordunun başında girerken bineğinin üzerinde hafifçe eğilmiş , bir asalet ve tevazu abidesiydi.

 

O “  İNSAN PEYGAMBER “ di.

 

 İnsanca yaşamanın reçetesi olan “İSLÂMİYET”i hem yaşıyor ve hem de insanlara tebliğ ediyordu.

 

 İnsanlık âlemi , “örnek insan “ ve “ahlâk timsâli “ olan bu yüce Peygamber(sav)e ebediyen medyun ( borçlu , minnettar ) kalacaktır.

Selâm olsun o şanlı Nebi’ye ..

                                                                          581931_604302739595770_1749051511_n.jpg

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3782 defa okunmuştur

Etiket(ler):

Bir kez yüzünü gören ömrünce unutmaya
Lütfi Ayhan
Güzel bir yazı olmuş. Yunusun bir şiiri ile tamamlayalım bu güzelliği: "Bir kez yüzünü gören ömrünce unutmaya, Tesbîhi sen olasın, ol ayrık din tutmaya. Tâat eden zâhide nazarın erer ise, Unuta tesbihini, mihrâba secdetmeye. Ağzına şeker alıp gözü sana takılan, Unuta şekerini, çiğneyip de yutmaya. Ben seni sevdiğime, bedel biçerler ise, İki cîhân mülkünü verip bedel yetmeye. İki cihan dopdolu bağ ve bostân olursa, Senin kokundan güzel, gül ve reyhân bitmeye. Sekiz cennet hûrîsi bezenip gelir ise, Senin sevginden başka gönlüm kabul etmeye. Gül ve reyhân kokusu âşık ile mâşuktur, Âşıkın mâşukası, hiç gözünden gitmeye. İsrâfil sûr vuracak, mahlûk yerden duracak, Senin ününden artık kulağım işitmeye. Zühre gökten inerek, sazın dile getirse, Eğlencem sen olasın, gözüm senden gitmeye. Niderler hânümânı, sensiz cân ve cihânı, Yeğsin iki cihandan, kimse güman tutmaya. Yûnus seni seveli, müjdeler buldu canı, Her dem yeni dirlikte ömrünü eskitmeye..
09 Nisan 2013 Salı 18:01
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri