Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet Müfit KUTLU

HZ.MUHAMMED(SAV)İN GÜZEL AHLÂKI VE ÂDETLERİ

04 Ağustos 2012 Cumartesi

 

 

HZ.MUHAMMED(SAV)İN  GÜZEL AHLÂKI  VE ÂDETLERİ

 

Bir insanı sevebilmek için önce onu tanımak gereklidir. Tanışmadan sevişme olmaz. Özü,sözü bir olanlar , inandıkları gibi yaşayanlar samimi insanlardır. Bu samimiyet, o kişinin hayatı,sözleri ve yaptıkları, çevresindekiler tarafından görülür ve tespit edilir.

Şanı yüce Muhammed (sav), Ulu Allah'ın insanlara ve evrene örnek olarak yarattığı en güzel insanve son Peygamber'dir

. O şanlı Nebî (selam olsun) ,kendisine bahşedilen bu kutsal emaneti en mükemmel şekilde,yaşayışı ve tebliğleri ile yerine getirmiştir.

Bu sebepledir ki Allah(cc)ın (habibi) Sevgilisidir.

Şimdi O'nun hayatına kısaca bir bakalım :

1) Dost olsun,düşman olsun, uğradığı zarar ve eziyetleri bağışlardı. Uhud savaşında yanağı kanayıp,dişleri kırıldığında "Ya Rabbi bunları afv et ; cahilliklerine bağışla" demiştir.

2)Şefkatliydi , hayvanlara su verir,doyana kadar kabı elinden bırakmazdı. Atının yüzünü,gözünü silerdi.

3) Her çağırana "lebbeyk" "Buyrun efendim" diye cevap verirdi. Kimsenin yanında ayaklarını uzatmazdı. Diz çöküp otururdu.Hayvan üzerinde giderken bir yaya görse arkasına bindirirdi.

4) Kendisini kimseden üstün tutmazdı. Bir yolculukta bir koyun kebabı yapılacağı zaman, biri "Ben keserim", biri "Ben yüzerim", diğeri de "Ben pişiririm" deyince Peygamber Efendimiz de "Ben de odun toplarım" demiştir. Bunun üzerine "Ya Resulullah ; sen istirahat buyur,biz toplarız" dediler. İnsanların en büyüğü,en güzeli "Evet,dedi. Sizin her şeyi yapacağınızı biliyorum. Fakat iş görenlerden ayrılarak oturmak istemem. Allah ü Teala , arkadaşlarından ayrılıp oturanları sevmez." dedi ve odun toplamaya gitti.

5) Ashabının (arkadaşlarının) oturduğu yere geldiğinde baş köşeye geçip oturmazdı. Bulduğu aralığa geçer otururdu. Elinde bastonuyla bir gün sokağa çıktığında görenler hemen ayağa kalktılar. "Başkalarının birbirlerine saygı duruşu yaptıkları gibi  benim için ayağa kalkmayınız. Ben de sizin gibi bir insanım. Herkes gibi yerim,yorulunca otururum."demiştir.

6)  Çok zaman diz çökerek otururdu.  Dizlerini dikip etrafına kollarını sararak oturduğu da olmuştur. Yemekte,giymekte ve her şeyde hizmetçilerini kendinden ayırmazdı. Onların işlerine yardım ederdi. Kimseyi dövdüğü,sövdüğü hiç görülmedi. On yıl hizmetini gören Malik oğlu Enes diyor ki " Resulullah'a on sene hizmet ettim. O'nun bana yaptıı hürmet, benim O'na yaptığımdan çok idi. Bana incindiğini,sert söylediğini hiç görmedim . Zaman zaman söküklerini, yırtıklarını diker, koyunlarını sağar,hayvanlarına yem verirdi.

7) Çarşıdan satın aldığını eve kendi götürürdü.Yolculuklarda hayvanlarına çok zaman yem verir, tımar ederdi. Bu işleri bazen yalnız yapar, bazen de hizmetçilerine yardım ederdi.

8) Bazı kimselerin hizmetçileri kendisini çağırdıklarında Medine âdetine uyarak onlarla el ele verip yürürdü.

9) Hastaları ziyaret eder,cenazelerde bulunurdu. Hattâ gönül almak için kafirlerin ve münafıkların da hastalarını ziyaret ederdi.

i) Yolda karşılaştığı müslümana önce kendi selam verirdi.

k) Misafirlere hizmet ederdi.

10) Kahkaha atarak hiç gülmemiştir. Sessiz tebessüm eder bazen mübarek ön dişleri görünürdü.

11) Hep düşünceli ve üzüntülü görünür, az söylerdi. Konuşmaya  gülümseyerek başlardı.

12)   Lüzumsuz ve yararsız bir şey söylemezdi. İyi anlaşılması gereken şeyleri bazen üç defa tekrar ederdi.

13) Yabancılar,tanıdıklar,çocuklar, yaşlı kadınlarlar ve mahrem kadınlarla şakalaşırdı.

14) Heybetinden etkilenerek kimse yüzüne bakamazdı. Birisi gelip mübarek yüzüne bakınca terlerdi. "Sıkılma ; ben melik değilim,zâlim değilim ; et suyu yiyen bir kadıncağızın oğluyum" derdi.

15) Bekçileri,kapıcıları yoktu. Dileyen herkes ziyaret edip derdini söylerdi.

16) Hayâsı çoktu. Konuştuğu kimsenin yüzüne bakmaya utanırdı.

17) Kimsenin ayıbını yüzüne vurmaz, kimseden şikayet etmez,arkasından konuşmazdı. Bir kimsenin sözlerini ve işlerini beğenmediği zaman "Bazı kimseler acaba neden böyle yaparlar ? " derdi.

18) İçinizde yüce Allah'ı en iyi anlayan ve O'ndan en çok korkan benim" derdi. "Benim gördüğümü görseydiniz, az güler çok ağlardınız" derdi.

19) Havada bir bulut görünce " Yarabbi,bu bulutla bize azap gönderme" derdi. Rüzgar esince"Yarabbi, bize hayırlı rüzgâr gönder" derdi. Gök gürleyince " Yarabbi, bize incinip de öldürme, azabını gönderme, âfiyet ihsan eyle " diyerek dua ederdi.

20) Namaza dururken , ağlayan kimsenin içini çektiği gibi göğsünden ses işitilirdi. Kur'ân-ı Kerîm okurken de böyle olurdu.

21) Huneyn savaşında savaşçılar ganimet toplamak için dağıldıklarında yanında üç dört kişiyle kalmıştı. Fırsattan  yararlanan kâfirler hemen hücum ettiler. Yüce Peygamber’imiz onlara karşı durup şecaatle ve cesaretle karşı koydu. Bu saldırı bir kaç defa tekrarlandı. Fakat kâfirler amaçlarına ulaşamadılar. Asla gerilemedi ve düşmanlarını kaçırdı.

22) Rigane isimli kâfir bir çoban vardı.  Çok kuvvetli bir adamdı. Sığır derisi üzerinde ayakta durur,on kuvvetli kişi deriyi etrafından çeker, deri parçalanır, Rigane kımıldamazdı. Onu kimse yenemezdi. Bu kâfir Resulullah'a meydan okudu : "Güreş edelim. Beni yatırırsan imana gelirim" dedi. İlk sarmaşada Rigane sırt üstü yıkıldı."Yanlışlık oldu.Tekrar güreşelim" dedi. İkinci kapışmada yine yıkıldı. Üçüncüde de sırtı yere gelince "Ben iman etmem. Seninle şaka yapmıştım. Sırtımın yere geleceği hatırımdan bile geçmemişti. Fakat senin kuvvetinin çokluğunu pek beğendim" diyerek sürüsünü Resulullah'a armağan etti.

23) Çok cömert idi. Yüzlerce deve ve koyun bağışlar, kendine bir şey bırakmazdı. Nice katı kalbli kâfirler, bu ihsanlar karşısında duygulanarak iman etmişlerdir.

24) Kendisinden bir şey istendiğinde "yok" dediği duyulmamıştır. Varsa verir,yoksa sükût ederdi.

25) Yüce Allah "İste ! Vereyim !" buyurduğu hâlde dünya servetini istememiştir. Elenmiş buğday unu ekmeğini yememiştir. Elenmemiş arpa unu ekmeği yerdi. Doyuncaya kadar yemezdi. Evinde iki üç ay yemek pişmediği ve yalnız hurma yediği olmuştur. İki üç gün bir şey yemediği de olurdu.( Bir gün kızı Fatıma bir çörek yapıp babasına getirmişti. Beğenip beğenmediğini sorunca üç günden beri ağzına giren ilk lokma olduğunu öğrendi) Öldüğü zaman 30 kilogram arpa için rehin verdiği zırhı bir yahudi de bulundu.

26) Yemek beğenmediği duyulmamıştır. Beğendiğini yer, beğenmediğini yemez fakat bir şey söylemezdi. Günde bir kere yerdi. Bazen sabah,bazen akşam. Eve gelince "yiyecek var mı?" der, "yok" denirse oruç tutardı. Yemeği , tepsi,masa,örtü üzerinde yemez ; yere koyar,diz çöker, besmele ile başlar,sağ eli ile yerdi. Bir yere dayanmaz, dik otururdu. Koyun eti, et suyu,kabak,tatlılar, bal,hurma,süt,kaymak,kavun,karpuz ve salatalığı severdi.

27) Suyu " bismillah" diyerek üç yudumda içer, sonunda "elhamdülillah" der, dua ederdi.

28) Her peygamber gibi zekât ve sadaka almazdı. Hediye kabul eder ve çoğunlukla  karşılığını verirdi. 

29) Güzel kokuları sever ve sürünürdü.

30) Gece yatmadan önce üç defa sağ gözüne, üç defa sol gözüne sürme çekerdi. Sürme için "gözü parlatır,kirpiği çoğaltır" demiştir. Sabah abdestiyle sürme yıkanır gider, izi kalırdı. Gündüz sürme çekmezdi.

31) Sakalını bir tutamdan fazla uzatmazdı.

32) Evinde ayna,tarak,sürme kabı,iğne,iplik,makas hiç eksik olmaz,sefere çıkarken yanında götürürdü.

33) Her işe sağdan başlar,sağ eliyle yapardı. Sol eliyle taharetlenirdi.

34) Mümkün olduğu kadar har işini tek sayıda yapardı.

35) Yatmadan bazı sûreler ( 3 Kul..) sağ yanına yatar, sağ elini yanağının altına koyar ve uyurdu.

36) İlk gördüğü ve birden bire gördüğü şeyleri hayra yorardı. Hiç bir şeyi uğursuz saymazdı.

37) Üzüntülü zamanlarda sakalını tutar, düşünürdü. Hemen namaza başlardı ve namazın hazzı ile üzüntüsü geçerdi.

38) Başkasını çekiştirenin sözünü asla dinlemezdi.

39) Yürürken yana ve geriye bakması gerektiğinde bütün vücudu ile dönerek bakardı. Baş çevirerek bakmazdı.

Tükenmez güzellikleri vardı.

 Biz de onun güzelliklerinin çok az bir kısmını tek sayıda bırakarak ,zamanı ve sahifeyi zorlamadan, sözü, şair, Allah dostu,Peygamber âşığı  merhum Ali Ulvi Kurucu'nun bir beyiti ile  bağlayalım :

" Ben, Rasul-i Kibriya'nın bülbül ü nalânıyım"

" Mücrimim gerçi amma cemâl-i Mustafa hayranıyım " 

Yüce Allah'ın selameti,rahmeti ve bereketleri gönüller sultanı , efendiler efendisi o şanlı Peygamber'e ve O'nun kutlu yolundan gidenlerin üzerine olsun ..

***

( mücrim/suçlu - nalân / inleyen cemal/yüz,sîma ) 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 27304 defa okunmuştur

Etiket(ler): , ,

YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri