Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet Müfit KUTLU

KOCA SEYİT’İN KÖYÜ VAR UZAKTA

19 Mart 2013 Salı

 

b.

 

 

KOCA  SEYİT’İN KÖYÜ VAR UZAKTA

 

 

1989 Yılı gazeteciliğe yeni başladığım bir dönemdi .

 Balıkesir’in yetiştirdiği kahraman evlatlar kimlerdir diye araştırırken karşıma kocaman cüssesiyle Çanakkale kahramanı Koca Seyit çıktı .

Tarih kitaplarında mermiyi sırtlamış bir askerin resmi vardı ama nerede yaşamış , nasıl yaşamış , nerede yatıyor bilen yoktu . O da diğer kahramanlarımız gibi unutulmuş ve sefalete terkedilmişti .

 

İki üniversiteli genci muhabir olarak görevlendirip Havran yakınlarındaki Çamlık köyüne gönderdim .

 

Koca Seyit’in yaşlı kızı babasını anlattı :

 

“ Babam geçimimizi temin etmek için odun kömürü satardı . ‘Ceylan’ isimli eşeğine kömür çuvallarını sarar . sabah namazından sonra kasaba yoluna düşerdi . Bazen yağan yağmurlardan dere coşup sular kabarırdı . Yüklü eşek karşıya geçemiyordu . Babam , Ceylan’ı koltuğunun altına alarak karşı kıyıya geçirdi . Çok fakirdik , geçim zorluğu çekiyorduk . Babam zeytin mevsiminde bir yağhanede zeytin çuvalı taşıyarak rızkımızı çıkarmaya çalışıyordu . Beş vakit namazını hiç bırakmadı . Devamlı Kur’an okurdu ; sonra bir gün çok hastalandı . Hayırsever yağhane sahibi , babamı ateşler içinde bir peyke üzerinde kıvranırken görüp doktora götürdü . Devlet bizimle hiç ilgilenmedi . “

 

Koca Seyit , Çanakkale Boğazı’nın Rumeli Mecidiye Tabyasındaki çakılı toplardan birinin sıra eriydi . 18 Mart 1915 tarihinde İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan muazzam müttefik donanması Boğaz’a girdiğinde iki yakadaki müstahkem mevkilerimizi hallaç pamuğu gibi atmaya başladı . En yoğun bombardımana uğrayan yerlerden birisi de Mecidiye’nin karşısında , Anadolu yakasındaki  Dardanos Tabyası idi . Tabya Kumandanı Yüzbaşı Hasan ve gözetleme subayı Üsteğmen Mevsuf (Libya’lı ) telefona ulaşmak için yer değiştirirlerken bir top mermisi önlerindeki toprağı kaldırarak üzerlerine yığdı . İki subay da diri diri gömülmüşlerdi . Kuzeydeki düşman gemileri bütün topları Dardanos Tabyası’na yönelttiler .

Boğaz’ın karşı kıyısındaki Mecidiye Tabyasında ise tam bir can pazarı vardı . Havran’ın Manastır (Çamlık) Köyünden Abdurrahman oğlu Seyit  ve Niğde’li Ali Çavuş da patlamanın şiddetinden bayılmışlardı . Pehlivan Seyit mezarında dirilen bir şehit gibi üzerindeki toz toprağı silkeleyerek yerinden doğruldu . Ali ile ikisinden başka ortada kimse görünmüyordu . Sanki kıyamet kopmuş ve çevre bir mahşer yerine dönmüştü .

 

Düşman gemileri iyice yaklaşmışlar ve sahildeki mevzilere ölüm yağdırıyorlardı . Bir top hariç diğerleri toprağa gömülmüştü. Koca Seyit sıra eriydi ve nişancılığı yoktu . Seyit , önce düşman gemilerine sonra  topa bakıp kendine gelmeye çalışan Çavuş’una seslendi  :

  • Ali Çavuş topu ateşleyelim .
  • Seyit , vinç arızalı .. mermiyi süremeyiz .
  • Ben kaldırırım Çavuş’um .
  • Kaldıramazsın Seyit .

Seyit yerdeki 215 okkalık ( 276 kg) mermilere baktı  :

-Hele bir deneyelim Çavuş’um . Sen sırtıma ver .

 

Bu arada arka taraflarında üç düşman mermisi  daha patladı . Seyit yere eğilip yağlı mermiyi kavramak istedi , elleri kaydı . Sonra ellerini toprağa bulayarak Ali’nin yardımıyla ‘ Ya Allah  ‘ deyip mermiyi sırtladı . Bacakları titriyor, beli kırılacak gibi zorlanıyordu . Basamaklardan ağır ağır çıkıp Ali Çavuş’la beraber mermiyi namluya sürdüler . Ali Çavuş namlu nişangah ayarlarını yaptıktan sonra ‘ Ya Allah ! Bismillah ! ‘ deyip topu ateşlediler . Mermi Ocean zırhlısının ilerisine düştü . Koca Seyit yine Ali’nin yardımıyla ikinci mermiyi de sırtlayıp getirdi . Korkunç bir bombardıman altında ikinci mermiyi de ateşlediler . İsabet yok . Ali ile Seyit , şehit arkadaşlarının ve kumandanlarının intikamını almaya azmetmiş , gemiyi batırmayı kafaya koymuşlardı . Üçüncü mermiyi de bin bir zahmetle namluya sürüp besmele ile ateşlediler . Bu son mermi Ocean zırhlısının kıç tarafında patladı . Geminin dümen tertibatı zarar görünce koca zırhlı bulunduğu yerde daireler çizerek dönmeye başladı . Ocean zırhlısının ölüm dansı devam ederken kıyıya iyice yaklaşan gemiye sahil bataryaları isabetli atışlarla bindirmeye başladı. Koca zırhlı bu arada bir mayına çarparak  korkunç bir patlamaya sulara gömüldü.

18 Mart 1915 Tarihinde dünyanın en muazzam donanmasının Türk topçusu karşısında aldığı yenilgi çok ağır oldu .

Agamemnon zırhlısı yara alıp çekildi . İnflexible amiral gemisinin komuta köprüsünde yangın çıktı . Gaulois zırhlısı aldığı yaralar sebebiyle savaş dışı oldu . Bouvet zırhlısı ağır yara alıp bir mayına çarparak battı . Bu arada mayına çarpıp hasar gören amiral gemisi İnflexible İmroz adasına dönerek karaya oturdu . Koca Seyit’in mermisiyle dümeni parçalanan Ocean zırhlısı bir mayına çarparak denizin dibini boyladı .

Bu zaferin kahramanlarından biri Nusret mayın gemisinin kumandanı Tophane’li Yüzbaşı Hakkı diğeri ise Havran’lı Koca Seyit’tir . Maalesef Yüzbaşı Tophane’li Hakkı mayın döşediği gecenin yorgunluğuyla üç gün sonra kalbine yenik düşerek vefat etti . İstanbul’daki ailesi yıllarca fakirlik içinde yaşadı .

 

Anadolu sahilindeki Dardanos tabyasında ise daha birkaç gün önce kızının doğum haberini alan ve yapılan izin teklifini  reddeden Üsteğmen Hasan ve Libya’lı Mevsuf Teğmen görevlerini kahramanca yerine getirerek akşama doğru şehit düşüyorlardı .

 

Koca Seyit , 276 kg.lık mermileri nasıl taşımıştı ? Çanakkale Kumandanı Cevat Paşa merak etmiş , yanında bir de fotoğrafçı getirtmişti . Koca seyit onbaşılığa terfi ettirildi . Poz vermek üzere mermiyi kaldırması istendi . Seyit Onbaşı olanca gücüyle mermiyi yakaladı fakat yerden kesemiyordu . Zorlandı, ıkındı , sıkıldı ama mümkün değil mermiyi kaldıramıyordu . Kıpkırmızı  olmuştu . Cevat paşa “ Bırak evladım “ dedi . “ O zaman nasıl kaldırdın ? “

Seyit Onbaşı mahcup ve sıkılgan bir halde “ Paşam , karşımda düşman olsun gene kaldırırım .”   “ Aferin evladım ! “

 

Cevat Paşa , mucizelerle yardım aldıklarının bilincindeydi . Mermi şeklinde , ağaçtan bir maket yapılmasını ve resmin o şekilde  çekilmesini emrederek gitti . Tarih kitaplarındaki fotoğraf , ağaçtan yapılmış maket mermi ile çekilmiş halidir .

 

Koca Seyit onbaşılığa terfi ettirilip arkadaşlarının, kumandanlarının göz bebeği oldu ama bir sıkıntısı vardı . Alman subaylarının da bulunduğu bir yerde kumandanı sordu

 “ Ne arzu ediyorsan söyle yapalım .” deyince Koca Seyit bir çocuk mahcubiyetiyle başını önüne eğip “ Kumandanım ; istihkakım olan bir tayınla karnım doymuyor . Mümkünse tayınımın (küçük asker ekmeği ) ikiye çıkarılmasını istiyorum . “

İstihkakı iki tayına çıkarıldı ama Seyit o ekmeğin tamamını utancından  yiyemiyor birkaç parçaya bölüp arkadaşlarına dağıtıyordu .

Savaşlar bitti. Koca Seyit onbaşı olarak köyüne döndü ama yıllarca onun yaşadığının farkına kimseler varmadı . Yoksulluk içinde yaşadı .

 Sadece bir defasında Edremit’te askeri gazinoda  konaklayan Mustafa Kemal Paşa eski silah arkadaşını hatırlamış , bulunmasını isteyince bulundukları yörede  Seyit Onbaşı’nın farkında bile olmayan devlet görevlileri epey araştırdıktan sonra Jandarma Komutanı eliyle köyü öğrenip yatsı namazından çıkarken görevli jandarma neferleri  Koca Seyit’i yakalamışlardı .Ürkerek  sebebini soran Seyit’e verilen tek cevap “ Kumandan seni istiyor “ idi . Jandarmanın bir insanı sorgusuz sualsiz  götürüp de bir daha getirmediği bir devirde , daha 15-20 yıl önce düşman bombardımanından korkmayan Seyit , doğrusu biraz tedirgin olmuştu . Üst baş perişandı . Hamama götürdüler . Giydirecek elbise aradılar Cüssesine uygun bir elbise bulamadılar . Sonra en kalıplı Nüfus Müdürünün elbisesini giydirdiler . Mustafa Kemal eski silah arkadaşını görünce memnun oldu ve hal hatır sordu . Ama paşa bile Koca Seyit’in üzerindeki iğreti elbiseyi daha salona girerken  fark edip gülmüştü .

 

 Gazi Koca Seyit ağzı dualı , eli Kur’an’lı , alnı secdeli , unutulmuş , kaderine terkedilmiş bir kahramanlık abidesiydi  ., Maaşı , madalyası yoktu . Zeytin çuvallarının hamallığını  yapar , kömür satardı . Bir yağhane peykesinde  kan kusarak yoksulluk içinde ölmüştü .

 

Koca Seyit’in ailesiyle yaptırdığım ropörtaj ilk defa Zaman Gazetesinin 19 Mart 1989 tarihli nüshasının ilk sahifesinde yayınlandı .

 

Birkaç sene sonra Havran ilçesinin meydanına Kaymakam Murat Bey’in gayretleriyle  Koca Seyit’in heykeli dikildi . Köyünün adı Çamlık’tan Koca Seyit’e çevrildi .

 

Kaymakam ve Paşa , aileyi ziyaret edip mezarını yaptırdılar .

 

Bizler genç Cumhuriyet’in evlatları olarak , sırtında elbisesi , cebinde parası olmayan  unutulmuş Koca Seyit’i geç de olsa hatırlayabildik . 401396_503352429702751_209480585_n.20130319212808.jpg

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5330 defa okunmuştur
vah vah vah
Hasan Tebrizi
Ahmet Bey bu güzel YAZINIZ için çok teşekkürler. Koca Seyit başka ülkenin EVLADI OLSAYDI çoktan kahraman diye her ile büstlerini dikerdiler. Amma biz gençlere ancak Alex'in heykelini dikiyoruz. vah vah vah vah...
21 Mart 2013 Perşembe 18:07
Beğendim (6)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri