Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet Müfit KUTLU

YILDIZLARI GÖREMİYORUM ANNE !

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Memleket cenaze evine döndü .

Yurdun her yanından feryat yükseliyor , gönüller yanıyor , analar çığlık atıyor .

 Güçlü bir devletin , asil bir milletin kaderi böyle mi olmalı ?

 Yeteneksiz  bazı asker ve sivil yöneticiler yıllarca  bu basiretsizlikleri ile millete kan ağlattılar . Yıllarca şehit cenazesi ardında el bağlayıp " Kanları yerde kalmayacak " nutukları attılar . 30 yıl geçti 40 bin insan can verdi ama bunların hiçbirinden ders alınmadı .

Şimdi de "sağduyulu olalım " mesajları veriliyor ama nereye kadar sağduyulu olunacak ?  Bu millet 30 seneyi aşkın bir süreden beri zaten hep "sağduyulu" davranıyor  ama askerlerin ve hükümetlerin başında duran kişiler bu meselenin hakkından gelemiyorlar .

Nerede yanlışımız var diye sorgulamadıkça ve  gereken tedbirleri almadıkça daha çok şehit cenazesi kaldırır bu millet .. Ama unutulmamalıdır ki dünyanın en asil ,sabırlı ve itaatli milleti olan Türkler ,"sağduyu" sermayesi ile oyalanan bu millet, bir patlarsa tam patlayacak  ve  o zaman bu vatana bağlı Müslüman Kürt kardeşlerimizle birlikte Türkiye büyük zarara uğrayacaktır .

İstediğiniz kadar “terörist” deyin ,PKK isimli ihanet örgütü artık çete olmaktan çıkmış , eğitimli bir gerilla örgütüne dönmüştür . Bu bölücü örgütün amacı bağımsız bir devlet kurmaktır . ABD ve AB ,bu itleri "Bağımsızlık Savaşçıları" olarak adlandırılmakta ve destek vermektedir . İran’ı,Suriye’si,İsrail’i,Rusya’sı bu kanlı tezgahın ardında saklanır .

Gerilla sudaki balık gibidir . Su olmadan balık yaşamaz. Eğer bir gerilla örgütü halkın desteğini alamıyorsa mücadele edemez . Güneydoğudaki bu silahlı mücadele gerilla savaşına dönmüş olup   en büyük sıkıntı gerillanın " gündüz külahlı , gece silahlı " olmasından , halkın korkarak veya severek bu canilere yataklık yapmasından kaynaklanmaktadır . Gündüz Belediye'de işçilik yapan kişi, gece emredilen noktada pusuya yatmaktadır . Zaten bizim derme çatma karakollarımız  açık hedeftir. Devriye yolları üzerinde kurulan  mayınlı tuzak ve patlayıcılarla istediği yerde planını uygulayabilmekte,ilk anda açılan ateşte şehit ettiği Mehmetçiklerle sesini duyurmakta , "Vur - Kaç " sistemiyle başarılı olmaktadırlar .

"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın " mantığıyla mücadele yapılmaz . Belki onlarca hatıra dinledim o bölgede görev yapan askerlerden .. " Biz onları görüyoruz , silahlarıyla gidiyorlar . Ateş emri verilsin diye bekliyor kahroluyoruz " 

Dağlıca’da şehit edilen bir yedeksubayın hatıralarında bakın neler yazıyor  :

 Yeni Şafak'tan Mehmet Şeker'in 04 Ocak 2011 Salı tarihli yazısında o günlükteki şu satırlara yer verilmiş:

 "Bugün var ya aşkım... Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum. Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, 'gidelim öldürelim' diyoruz göndermiyorlar. Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar. Bir de bunun üzerine adamları telsizlerinden de dinliyoruz. Hâlâ elimizi kolumuzu bağlı tutuyorlar, çıldırıyoruz. Adamlar resmen önümüzden geçiyor. Biz de öyle salak saçma dağ başında bekliyoruz, neye kime hizmet ettiğimizi bilmiyoruz, ilk defa burada bulunuşumuzun boş olduğunu anladım."

"ÜSTLERİMİZ TERÖRİSTLER İÇİN 'BIRAKIN GİTSİN' DEDİLER"


Bununla da sınırlı kalmıyor askerin günlüğünde yazılan. Şehit Asteğmen Mehmet Bozkuş, birkaç gün sonra da şu ifadelere yer veriyor: "O sabah sana demiştim ya terörist ve dolu katırlar gördük bir şey yapamadık diye, şerefsizler ellerini kollarını sallaya sallaya gittiler yüklerini boşaltıp geri döndüler ve biz gene bir şey yapamadık. Emir vermedi üstlerimiz. Gene 'gidelim' dedik 'bırakın gitsinler' dediler. Başlarım böyle işe dedik, elimizi kolumuzu bağladık. Ne kadar saçma bir şey. Çıldırdık çaresizlikten. On tane adam vardı, parçalardık şerefsizleri. Manyak gibi durduk yerimizde."

Daha bunun gibi yüzlerce örnek var o bölgede görev yapmış askerlerimizin hatıra defterlerinde ..

Dünyanın süper gücü ABD ordusu Vietnam'da  orman ve bataklıklar içinde 60 bin ölü vererek öyle yenildi . Afganistan'daki Sovyet ordusu mücahitlere yenilip tarih sahnesinden silindi   . Şu an Afgan topraklarını işgal eden   ABD ordusu , korunaklı üslerin dışında tutunamıyor .

Gerilla ile yapılan savaş dünyanın en zor mücadelesidir . Çünkü karşında görünen bir güç yoktur . Gerilla gündüz külahıyla gece silahıyla  bir yılan gibi sürünüp ,  keçi gibi zıplayarak doğanın bütün imkanlarını kendine dost olarak kullanır . Mağaraların tepelerine  yüzlerce uçak bombası atılırken onlar içeride saz çalıp , telsiz haberlerinden o gece kaç kişi öldürdüklerini öğrenip yorgunluk atarlar  .

Bu işin çaresi, ufak birliklerden oluşan çevik, üstün eğitimli , ateş gücü yüksek , pusu kuran , baskın yapan özel harekat müfrezeleridir . İşi bitirecek olan bunlardır . Tanklar, toplar, helikopterler , uçaklar bu savaşın fon müziğidir .

Gerilla  taktikleriyle savaşamayan devletler dünyanın en güçlü ordusuna da sahip olsalar düşmanın hakkından gelemezler .(Vietnam ve Afganistan örneği)

Yıllardan beri sabır ve sağduyunun , tahammülün son noktasına gelinmiştir.

Düşmanı sevindirecek her tablo var ülkemizde ;

Anadolu’nun anaları yas tutup ağlıyor  . Genelkurmay Başkanı göz yaşlarını saklıyor.

Yazık değil mi bu güzel analara ve  gencecik yavrulara  ?

Şehit bir asker, rüyasına girdiği anasına bakın nasıl sesleniyor :

 

“YILDIZLARI GÖREMİYORUM “

O yanaklarından süzülen göz yaşların mı ?

Gökte ay mı yarıldı ; bu ağlayan kim ?

Bu hıçkırık senin değil; benim.

Ana ağlama gayrı ;

Tenime dokunuyor göz yaşların, ürperiyorum .

Son uğurlayışın değil ki bu ..

Savaş yeni başlıyor daha.

Değişen sadece ,

Sadece arkamdan okuduğun ;

Ayet el Kürsî  yerine şimdi Fatiha .

N’olur ana ; yetişir…

Kapanma tabutumun üzerine bu kadar ,

Kapanma ana !

Yıldızları göremiyorum .

***

(Dr.Lütfü Şehsuvaroğlu)

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2410 defa okunmuştur
Bu kirli savaşın şiiri bile yazılmadı
Lütfi Ayhan
İç savaşlar, kalkışmalar, isyanlar hep olmuştur.Ama bu kadar uzun süren, belirsizliği bu kadar çok olan karanlık ve kanlı günler hiç olmamıştır. Şiirde çok güzel bitirmiş yazıyı. Teşekkürler.
18 Temmuz 2012 Çarşamba 16:51
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri