Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet TAŞGETİREN

19 Mayıs kutsaması

18 Ocak 2012 Çarşamba

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 19 Mayıs kararıyla kıyamet koptu.

Hükümet, karşı devrimci hamlelerine bir yenisini daha eklemişti. Bu, Atatürk Türkiye'sine vurulan bir darbe idi, vs.
Kabul etmek lazım ki böyle bir tasarruf karşısında, bunlar beklenecek tepkilerdir.
Türkiye'de bir kesimde bazı konular gerçek bir fetiş ya da tabu, yani kutsal nesneler haline gelmiş ve dokunanı yakar bir nitelik kazanmıştır.
Bu, kimi zaman kılık kıyafettir, kimi zaman yıl dönümleridir, yaslardır, bayramlardır.
Kimseye içini yoklama, sorgulama fırsatı tanınmaz, azıcık sorgulamaya kalkanın üzerine çullanılır.
Hatırlıyorum, 1970'lerde Ecevit, kılık kıyafet düzenlemelerine "Gardırop devrimciliği" tanımlamasını yapmıştı da, Kemalist feveran karşısında anasından emdiği süt burnundan gelmişti.
Rahmetli Menderes, ezanı asli ifadelerine döndürdü, başına ne geldiğini biliyoruz.
Şimdi de öfke salvoları, tehditler birbirini kovalıyor.
Azıcık irdelemeye, azıcık düşünmeye kapı aralanmıyor.
Belki de, o azıcık düşünme, irdeleme kapısının, "kral çıplak" türünden bir aydınlanmaya yol açacağından, bir efsunun bozulmasına sebep olacağından endişe ediliyor.

Gelin biraz düşünelim

İsterseniz, 19 Mayıs'ın, en azından bu şekilde kutlanıp kutlanmaması noktasında şöyle azıcık düşünelim:
Diyelim ki 19 Mayıs, Mustafa Kemal Paşa'nın, Anadolu'da Milli Mücadele'yi başlatmak üzere çıktığı seferin ilk noktasıdır.
Bu niteliğiyle tarihi bir hadisedir.
Yine bu niteliği ile kutlanmaya da değerdir.
19 Mayıs sürecindeki diğer ihtimalleri, Padişah Vahdettin'le Mustafa Kemal Paşa arsasındaki ilişkileri, görevlendirmeyi vs. tartışmaktan sarfı nazar edip, sadece 19 Mayıs'a odaklanalım.
Buradaki temel soru şu:
Milli Mücadele'nin başlangıç noktasını kutlamanın niteliği neden böyle olsun?
O gün bayram olacaksa bile adı neden "Gençlik ve Spor Bayramı" olsun?
Milli Mücadele ile gençlik ve spor arasında, hele insanların büyük kısmının özellikle kız çocuklarını göndermek istemediği o gösteriler arasında hangi alakanın bulunduğu kabul ediliyor?
Buradan yola çıkarak, gençliğe milli mücadele bilinci aşılanmak isteniyorsa, bunun yolu, onları stadyumlara toplayıp, dans ettirmek ya da birtakım sportif hareketler yaptırmak mıdır?
Ve bu konuda alternatif bir kutlama tarzı üretmek zinhar akla getirilmeyecek bir şey midir?

Format neden kutsanıyor?

Birisi çıksa "Madem 19 Mayıs, Milli Mücadele'nin ilk adımıdır, gençlerimize, sağlam bir milli mücadele bilinci vermek üzere, başka programlar yapılmalıdır" deyiverse kutsallara mı dokunmuş olur, neyi ihlal eder? Nasıl bir suç işlemiş olur?
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun ilginç bir sözü var:
"19 Mayıs'ta Atatürk Samsun'a keyfi için mi, turistik gezi için mi çıktı?"
Doğru bir soru bu.
Bu açıdan baktığımızda Atatürk'ün Samsun'a, sportif bir faaliyet için, hatta gençler dans etsin diye çıkmadığı da bir gerçek.
Kılıçdaroğlu bir şey daha söylemiş: "Törenler militaristse sivil yap!"
Zaten benim anladığım, Milli Eğitim Bakanı da, törenleri sivil yapmak için, belki milli mücadeleyle daha bağlantılı hale getirmek için bir düğmeye basmış oluyor.
Aslında bir yerden baktığınızda, 19 Mayıs veya benzeri törenlerin, bugüne kadar, milli mücadele ile alaka kurmamak üzere formatlandığı bile söylenebilir.
19 Mayıs'ın neresinde milli mücadele var?
23 Nisan'ın neresinde milletin hâkimiyeti konuşulur?
29 Ekim'in neresinde, gerçek bir Cumhuriyet'in vasıfları aranır?
Genel muhteva, Osmanlı'ya hakaret, Cumhuriyet dönemi liderliklerinin kutsanması ve toplumu yeniden dizayn hesaplarıdır.
Ya da Alman-İtalyan ya da Sovyet-Çin-Kuzey Kore modeli kitlevi trans projeleridir.
Türkiye onu aşmaya çalışıyor ve sancılanıyor.
 

Bu yazı toplam 2144 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri