Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet TÜRKAN

DARBE MAĞDURLARININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI-2

11 Ocak 2012 Çarşamba

Sayın Aytekin Kalay Bey siz bu konuda neler söyleyeceksiniz.

Haddim olmayarak sadece birkaç cümle ile cevap vermek istiyorum.
Kimlik kartına yazılan rütbenin çok sorun teşkil ettiğini görmedim. Ordu evlerinin kapısında kimliğe bakan er veya erbaş merak etmeyin oradaki rütbeye bakmıyordur bile ben birkaç defa gittim , “Dikkat!!! bu kimlik sahibi yaş kararıyla atılmış olup hakları kısmen geri verilenlerdendir!!!”  gibi bir durumun olduğunu görmedim.
Bundan şu anlam çıkmasın itibari rütbemiz yazılmış olsa daha iyi olurdu ama çok bir problem değil bence.
DPB lığı gelen KABUL neticesinde atama dilekçelerini aldı ve bekletmeden atamaları yaptı. Gecikme nerde oldu SGK nın hizmet sürelerini geç göndermesi neticesinde , Kuvvet K. lıklarının atandığımız kurumlara rütbe-terfi- sicil ve emsali maaş bordrolarımızı göndermede gecikmeleri neticesinde bazı kurumların göreve başlatmamaları oldu.
Kanuni sürece baktığımızda henüz sürenin bitmediğini anlıyoruz.


Zafer Şahin karşılaştığı sorunları şöyle özetliyor.

Öncelikle atama bekleme esnasında patronlarımın gözümün içine bakmasıyla başladı problem. Daha sonra kanun çıkmasıyla birlikte işten çıkarıldım ancak rabbime şükürler olsun ki karşılıklı anlaşma neticesinde tazminatlı oldu, birçok abimiz bu konuda da mağdur oldu.
MSB nin kabul kararı 7 Haziran 2011, DPB atama kararı 26 Ağustos 2011...kanun 45 gün diyor ancak geçen süre 80 gün...Mazeret postada gecikiyor, posta işletmesiyle görüştük ANKARA içinde bizde evrak beklemez, YALAN söylüyorlar şeklinde oldu. Evraklar takip edilemediği için gecikmeleri hep postaya yıkıyorlar, ancak başladıktan sonra gördük ki bir üst kattan evrak gelmesi 1 haftayı buluyor, insanlar ilgisiz ve umarsız.
DPB nin atamasına istinaden 7 Eylül de bakanlık tebellüğ etmiş(13 gün sonra) , işe başlamamız 15 Ekim...38 gün sonra...gerekçe hep aynı emeklilik dışında kullanılması mümkün olmayan hizmet birleştirme gelmeden işe başlatamayız yaklaşımı.. Ama bizim bakanlığımız takdiri hak ediyor, Müsteşar bey bizzat ilgilendi, bizlere yakın, durumumuzu yakinen biliyor.
 
Başladıktan sonra da harcırah ve izin konularında sorun yaşamadık. Görevlerimiz istişare ile dağıtıldı. Rabbim diğer abilerimize de nasip etsin inşaallah.
 
Bundan sonra devam edebileceği tahmin edilen en büyük sorunlardan birisi derece-kademe geçişleri, rütbe terfilerindeki kazanılacak gösterge vb. mali haklar, zira her ne kadar KKK dan bundan sonra siz yasal mevzuatına göre takip edeceksiniz şeklinde bir yazı gelse de devam eden alışkanlıkları terk ederek bizim mali haklarımızı da öğrenecek bir personel sorumlusu göremedim henüz !
Burada teklifim kişilerin terfi tarihleri hizmet cetvelinde yazıyor ancak karşılarına o tarihlerde hangi derece ve kademeyi hak edecekleri de eklenirse aydınlatıcı olur. ( Örneğin :Benim DPB yazısındaki rütbe binbaşı görünüyor ve atama 26 ağustos...Kıdemli binbaşı olduğum için 1/1 den maaş tahakkuk etmesi gerektiğine bir türlü ikna edemedim ve yazışma yapıldı ve sonucu daha yeni geldi.)

Dr.Mehmet Karasakal’ın sorunları ise şöyle:

Halen KTÜ Farabi Hastanesinde  Anestezi ve reanimasyon abd’da   uzmanlık eğitimi yapmaktayım.
6191 sayılı kanun kapsamında yaptığım başvuru ile KTÜ Rektörlüğüne araştırma görevlisi kadro yazısı geldi.
Rektörlük bana bu kadro ile uzmanlık eğitimi yapamayacağımı, bu kadronun idari bir kadro olduğunu söyledi.
Ben de kendilierine YÖK ten görüş istemelerini söyledim.
Fakat YÖK ve Devlet personel dairesi nezdinde yaptıkları görüşmelerden  olumlu bir sonuç alınamadı ve ben de tahsis edilen kadroya geçemedim.

Kadroya geçememekle yaklaşık 2 veya 3 yıl sonra hak edeceğim emekliliği kaybederek 6191 sayılı kanunun sağladığı en önemli kazançtan mahrum kaldım.
Bulunduğum konumda emekliliğim 52 yaşında 2024 yılında olacak. Yani hem 10 yıl geç emeklilik, hem de maaş olarak düşük maaşla emeklilik olacak.
Rektörlük bürokratlarının ifadesiyle kanunda '' kapsama girenlerden kamuda çalışıyor olanların bulundukları kadronun tüm hakları korunmak şartıyla '' gibi bir
ifade olmadığı için bu mağduriyet ortaya çıkıyor. Mağduriyet gidermek için çıkarılan bir kanun yeni mağduriyet doğuruyor.

Durumu özetlemeye çalıştım. Umarım çalışmalarınızda katkısı olur. Şimdiden gayret ve emeğiniz için teşekkürler,

Bayram Mert ise bizlerle aşağıda yazdıklarımızı paylaştı.

“Ben sınıf olarak Jandarmayım. Teknik olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığını istedim ve atamam oldu.  DKK’lığı personelinin denizcilik ile ilgili bir kuruma veya bakanlığa atanmayarak, Muhabere sınıfı personelinde haberleşme veya iletişim ile ilgili kuruma atanmayarak aynı bakanlığa gelmesi gibi. Örnekler çoğaltılabilir ama şüphesiz her atama yanlış değil. Atamalardaki bu yanlışlık bizlerin gittiğimiz kurumda doğru konumlandırmamız gibi bir sonucu doğuruyor neticesinde mutsuz olabiliyoruz. Jandarma olan benim (Alaattin Yalçın gibi Muhasebeci olan arkadaşlar ayrı) İçişleri Bakanlığı veya Adalet Bakanlığını tercih etmiş olmam daha doğru olabilir veya DPB’ lığı bunu öngörmeliydi. Çözüm uzak: DPB’lığı kurum değiştirmek isteyenlere kolaylık gösterirse  kısmen çözülür.
     Ayrıca özellikle Muharip sınıflardan gelenlerin en önemli özelliği idareci olmaları. Yönetmeyi bilmeleri. Bunu yıllarca yapmış birine git kantarda otur demek yanlış. Bu manada kurumlar 6191 ile kendilerine gelen arkadaşların henüz kıymetini bilmiyorlar siyasetende bilmek istemiyorlar. Yani kurumlarda siyaset liyakatten önce geliyor.”

KURUMLARINDAN MEMNUN OLANLARDA VAR DEMİŞTİK.

•    Bu konuda görüşlerini bizimle paylaşan İbrahim Keleş’in görüşleri şöyle.
"İstanbul İl Milli Eğitim Md.lüğüne 16 kişi atandık. 05 ekim 2011 'de katılışı yaptık.Kuruma ilk adımımızı attığımızda hepimizde acaba nasıl karşılanacağız endişesi vardı.Çok şükür endişelerimizin hiçbiri gerçekleşmedi.Kurumda çok iyi karşılandık.İtibar ve hürmet gördük, muhatap olduğumuz tüm kurum çalışanları, başta İl Milli Eğitim Md. olmak üzere bizlere karşı oldukça nazik ve işleri kolaylaştırıcı bir tutum sergilediler.Kuruma atanan 16 arkadaşın sözcüsü olarak arkadaşlar adına tüm İstanbul İl Milli Eğitim müdürlüğü personeline teşekkür ediyoruz."

•    Kurumundan Memnun Olan bir diğer araştırmacı arker de Ersan Ergür.

“İstanbul İl Defterdarlığına başlangıçta 6 personel atandık. İlk katılışımızda başta il defterdarı olmak üzere defterdar yardımcılarımız ve personel müdürümüz olmak üzere ilgili tüm personelden sıcak bir ilgi gördük. Birlikte ne yapabilirizi tartıştık. Sonrasında ortak bir görüş üzerinde fikir birliği oluştu ve Bir birim kurulmaya karar verildi. Bu birimin başına da bizden biri atandı. Resmi i,şlemler yılbaşından sonra başlayacak ve yapılacak. Birim sorumlumuz Araştırmacı P.Yb.Suat Arık Bey. Sonradan iki personel daha katıldı. Sayımız 8 oldu. Herhangi bir sıkıntımız yok. Hazırlıkların tamamlanmasını bekliyoruz. İstanbul Defterdarı Sn. Bekir Bayraktar, bizimle ilgili defterdar yardımcısı Sn. Mustafa İlhan, personel Müdürü Sn. Ömer Özdemir’e teşekkürlerimizi sunuyorum.”
Devamı 3. Bölümde
Birinci Bölümü okumak için TIKLAYINIZ

Ahmet TÜRKAN - HABERNAME

ahmetturkan@gmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3252 defa okunmuştur
mağdurlara açılım yok,mağrurlara açılım var
heeç
Amerikanın isteği ile TSK yok etmek ve yeni yapılanma varken mağdurları kim düşünür, 28 şubatcılar dururken 12 eylül yargılanması manidardır, akp nin kuruluş nedeni 28 şubattır, Y.Büyükanıt ve Hilmi Özkökün ifadeleri alınılmalıdır Yeni Anayasa bizi kaosa sürükler önce Kopenag kriterleri için yapılan yasalar iptal edilmeli, İdam yasası getirilmelidir Vatan hainleri idam edilmelidir, Ünversiteler araştırmacı kimliğine dönmelidir Polis devleti olma hayali kalkmalıdır. Bazı Kurumların cemaat taşeronluğundan vaz geçilmelidir. Bizim ülkemizi biz yönetmeliyiz ermeni,süryani,keldani,asuri,yahudi,kürt, Alevi açılımı yapılmamalıdır. Amerikanın tuzağı Sünni,Şii çatışmasına düşmemek için Şiiliği milletimize iyi anlamalı,Sünnilikle farklarının ameli olduğu anlatmalıdır.tabi ki aynı şekilde şiilerede Sunnilik anlatılmalıdır, bu konuda İlahiyat fakülteleri görev almalıdır. Geçmişle yüzleşmek adına, acılarımızı artırmak için yapılan yayınlarda yahudi ve ermeni provaksyonuna dikkat edilmeli
11 Ocak 2012 Çarşamba 09:25
Beğendim (2)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri