Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet TÜRKAN

KUDÜS’TEN GERİYE KALANLAR – 3

25 Şubat 2012 Cumartesi

Kudüs seyahatimizi uzun uzun anlatmaya çalışmamızın, gündemde tutmamızın elbette bir amacı var.

Filistin dramına dikkat çekmek elbette. 1917’de Gazze savaşını kaybettiğimizde yetim bıraktığımız evlatlarımız, kardeşlerimiz oralarda yaşam mücadelesi veriyor.

İngliz’in Filistin’in bağrına bırakıp kaçtığı gayrimeşru çocuk yaramazlık üstüne yaramazlık yapıyor.

Birleşmiş Milletler her yerde var….da …

Neden Filsitin’de yok…?

Nedeni basit.    

Filistin MÜSLÜMAN…

Filistin garip,

BM onun için sadece seyrediyor. Hatırlar mısınız? .. 11 Eylül İkiz Kulelerin yıkılmasından sadece günler öncesinde BM’de İsrail’i kınama kararı alınmıştı. Kınama kararı ilan edilmeden hemen önce 11 Eylül olayı patlak verdi ve Yahudi zulmü bir anda unutuldu. Müslümanlar hedef haline getirildi.

İslamafobia patladı. Bu gün 11 Eylül projesinin arka bahçesinde Yahudiler olduğu biliniyor, ama Yahudi destekçileri ve ABD ve de AB bundan memnun.

NATO’da Kırmızının yerini Yeşil aldı.

Belirlenen hedefler yok edilmek üzere talimatlar ve planlar hazırlandı.

Filistin zaten yaralı idi. Ardından Irak çok büyük bir darbe yedi. Arap baharı ile ümitlenmişken şimdi  Suriye’de kan akıtılıyor. Nedense Libya’ya bir anda çöken NATO Suriye’yi izliyor.

Kan akmasına seyirci.

Bosna’da da aynı taktik uygulanmıştı.

Onun içindir ki KUDÜS’ü anlatmak, uzun uzadıya anlatmak vazife oldu.

Kudüs’te 2. Günümüzde sabah namazı için 4.30 da kalkıp yola koyulduk. 5.20 de ezanlar okundu. Filistinliler sabah namazı kılınmadan önce yaklaşık 30 kişilik bir ekip Kur’an okuyor. Okuma hızlarını, Kur’an bilgilerini düşününce her gün sabah hatmi yapıyorlar demek eksik olmaz. Rabbim onların yar ve yardımcısı olsun. Çok ihlaslılar. İçinde bundukları nazik durumun farkındalar.

Sabah namazı için Mescid-i Aksa’nın Zeytin Dağı’na bakan doğu kapısından girmiştik. Girişte her zaman olduğu gibi İsrail askerleri nöbette idi. Hep oradalar zaten. Filistinlileri kontrol ederek, hatta pasaportlarını alarak içeri bırakıyorlar. Çıktıklarında aynı kapıdan çıkmaları ve pasaportlarını almaları zaruri. İçeride fazla oyalanamazlar. Sohbete dalamazlar. Pasaportları hırsızın elinde. Hava yağışlı ve soğuk olmasına, her türlü engele rağmen Filistin halkı Mescid_i Haram’ı boş bırakmamak için namazda. Namaz başlamadan önce bir Filistinlinin mikrofonu alıp, Mescidi Aksa’yı boş bırakmayın, Mescid-i Aksa’yı sevin, namazlara devam edin diye haykırışı hala kulaklarımda.

Aynı Bilinci bizim “AYASOFYA” için göstermemiz lazım. Orası da şu anda esaret altındadır.

Namaz çıkışı bir kaç Filistinli ile ayak üstü sohbet ettik. Bizim İsrail vizesi ile Filistin’e gelmemizi hoş karşılamadıklarını söylediler. Filistin Platformu’ndan ve Türkiye’de Filistinliler için yapılan çalışmaları anlatınca çok memnun kaldılar. Sarılıp bağırlarına bastılar. Biz de onlara sarıldık. Teselli ettik.

Otele dönüp kahvaltı faslını tamamladıktan sonra ilk ziyaretimizi Hz. Meryem’in, annesinin ve babasının metfun bulunduğu kiliseye yaptık. Ayin dolayısı le içeride fazla kalmadık. Sonra Zeytin Dağına çıkıp buradan Mescid-i Aksa’yı temaşa ettik. Havanın oldukça soğuk olması sebebi ile fazla kalamadık. Ardından Rabiatül Adeviyye ve Selman-ı Faris’nin kabirlerini ziyaret ettik. Ardından Hz. Davud’un kabrini ziyaret ettik. Hz. İsa’nın (Hristiyan inancına göre) son yemeğini yediği mekanı gördük. Ardından Eriha’ya gitmek üzere yola çıktık. Kudüs’ten çıkıp Eriha tarafına gittikçe Yahudi zulmünün boyutları daha bir göze çarpıyor. Eriha çöl gibi. Tarım alanları yok denecek kadar az. Eriha’da Filistinlilerden alışveriş yaptık. İnşaallah kazandıkları döviz kuvvetlerinin artmasına ve direnme güçlerine katkı sağlar.

Ardından Hz. Musa (a.s.)’nın kabrine gittik. İkindi namazlarımızı kıldık. Burada Filistin’e Osmanlı zamanında hicret eden bir aile ile tanıştık. Tanıştığımız kişi ablası ve Kız yeğeni ile gelmişti. Çok zor şartlarda yaşadıklarından bahsettiler. Kız kardeşi Gazze’de yaşıyor ve çalışmak için Eriha’ya geliyor, ama aynı gün akşam dönmek zorunda imiş.Eşine Gazze dışına çıkışı yasaklamışlar. Yani zulüm üstüne zulüm.

Ardından Lut gölü ziyareti gerçekleştirildi. Lut gölünde canlı yaşamıyor. Son derece tuzlu. Lut kavminin uğradığı musibet adeta hissediliyor. Müthiş bir hal var üzerinde.

Lut (a.s.) a dendiği gibi “arkana bakma ve buraları terk et.” Buradaki ziyaretimizi kısa gezip akşam namazına yetişmek niyeti ile otelimize döndük.

Kaldığımız günlerin tamamında sabah namazlarında Mescid-i Aksa’ya gittik. Her namazımızın 500 kat sevabını almak çok huzur verici idi.

3. gün ziyaretimiz El Halil ketinden başladı. Yol üzerinde Yahudilerin otobüsümüzü durdurup pasaport kontrolü yapmasını fazla umursamaz isek fazla problem çıkmadı diyebiliriz. El Halil yolu hemen ayırt ediliyor. El Halil gibi yolu da fakir. Yahudi yerleşim yerlerine kıyas ettiğimizde aradaki fark ortada. El Halil girişinde sıra sıra dükkanlar var, ama kapalı.. Yahudi yerleşim yerinin karşısında olduğu için zalimler rahatsız olmasınlar diye dükkanlar çalıştırmıyorlarmış. Trafik yoğun oluyor, rahatsız oluyoruz diye şikayet ederleşmiş. Vay zalimler…. Bu adamlar ne yer ne içer…

El Halil’de çocuklar çok garip. Fakirlik hepsinin üzerinde. Etrafımızı çevirip sadaka istiyorlar. Öyle haldeler ki artık arsızlaşmışlar. İzzetlerini kaybetmişler. Yahudiler bunu fark etmiş olmalı ki zulme devam ediyorlar.

Onların tekrar izzetlerini kazanmaları “Müslümanların ferasetine bağlı”. Nasıl mı…? Onları zulümden kurtarıp, siyasi ve ekonomik özgürlüklerini kazanmalarını sağlayarak.

El Halil İbrahim (a.s.)ın makamı. Harem-i İbrahim kutsal yerlerden 4.sü. Maneviyat kokuyor. Girişi zalim İsrail askerleri tutmuş. Turnikeden geçerek girip ziyaret edebiliyorsunuz. Hz. İbrahim (a.s.) eşi Sare validemiz, İshak (a.s.) ve onun eşi burada metfunlar. Hepsine teker teker dualar ettik. Her namazda okuduğumuz salli - barik dualarını tekrarladık.

Sonraki durağımız Helhul kasabası ve ziyaret makamı Yunus (a.s.). Ne mübarek beldeler buralar. Her noktası her makamı ayrı ziyaret edilen ayrı ayrı maneviyat kokan beldeler.

Devamla Beyt-lahim’e ulaştık. İsa (a.s.)ın doğduğu “beşik kilisesi’ne” uğradık. Burası da her tarafı manevi izler taşıyor. Beşik kilisesi hristiyanlar tarafından çokça ziyaret edilen mekanlardan. Kalabalık gruplar halinde gelip ziyaret ediyorlar.

Beyt Lahim’de esnaf ziyareti ve yemeklerimizi yedik. Bayt lahim’in tek alkolsüz lokantası imiş. Osmanlı kültürünün izlerini gördük. Bol baharatlı Osmanlı kokusu. Filistin ayakta kalma uğruna İslamın temel esaslarından tavizler vermişler. Sanki İsrail’in zulmü Laik zihniyetten ders almış gibi.

Beyt Lahim’de örülen utanç duvarları ne zaman yıkılır bilinmez ama, gönlümüzdeki utanç duvarlarını yıkamaz isek bizim akıbetimiz de Filistin gibi olur.

Yıkılsın zalimlerin vicdanlara çektikleri utanç duvarları.

Son gün sabahtan ver elini Kudüs deyip bir minibüse atladık. Bir şehirde minibüse binmek artık yerli vatandaşlarla kaynaşma başladı demektir. Nereye gidiyorsa oraya. Yolda öğrendik Bey Hanin kasabasına gidiyormuş. Beyt Hanin Ramallah özerk bölgesine bitişik. Ama Yahudi öyle duvarlar örmüş ki iki komşu biribirine gidemiyor. Ramallah’tan El Hanin’e yada Kudüs’e pasaportla ve Yahudilerin kontrolünde girip çıkılıyor. Ama girmek bir dert çıkmak bin dert.

Yahudinin keyfinin kahyası zalim. Keyfi daha zalim. Varı hesap edin.

Dönüş yoluna girdik. Arkamızda hüzünlü Kudüs, hüzünlü Mescid-i Aksa’yı bırakarak. Tel aviv, ve Yafa’ ya uğradık. Sultan Mahmut Camisinde öğlen namazlarını kıldık. Bahriye Camisini ziyaret ettik ama içine giremedik. Namaz saatleri dışında maalesef kilitli.

Baştan demiştim ya… Soğuk bir kış günü gidip 4 günlük kısa bir ziyaretten sonra soğuk ve kar yağışlı İstanbul atmosferine dönüverdik.

Yani Kudüs’ten geriye kalan bu hatıralarımız canlı tutalım, Orada bir Filistin var uzakta. Gitmesek de, kalamasak ta… O Filistin bizden bir yer. Dualarımızı ve himmetlerimizi ve dahi önce bizim adam olup İslam ve Kutsal davalarımıza sahip çıkmaklığımızı beklerler.

Ahmet TÜRKAN – HABERNAME

ahmetturkan@gmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2164 defa okunmuştur
Gittiğimizde gördük...
Reşat Fidan
Ümmetin garip beldesi Kudüsü Şerif'e her müslümanın mutlaka gitmesini tavsiye ediyorum. Görmeden ne yapılması gerektiğini düşünemezsiniz. Lütfen durumu müsait olanların Ahmet Bey'in anlattığı bu beldeleri aynel yakin yaşasınlar. Gönlünüze ve kaleminize sağlık.
25 Şubat 2012 Cumartesi 10:50
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri