Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet TÜRKAN

TASFİYE

11.02.2010 12:32

Tasfiye nedir : Arıtma, ayıklama, temizleme demektir.

Gündem malum, darbe planları, tasfiyeler, anayasaya rağmen alınan kararlar, anayasanın değişmesi gerekliliği, mecliste grubu bulunan partiler arasındaki uyuşmazlıklar. Partiler hakkında gündeme gelen parti kapatma davaları ve Avrupa Birliği “partileri kapatmayın” dediği halde AYM’den çıkan kapatma kararları.

Yani tasfiye.

İlk tasfiye; Kazım Karabekir’in başkanlığında Cumhuriyet döneminin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ nın M. Kemal Paşa’nın muhalif partiye sıcak baktığı halde İsmet Paşa ve ekibinin ise bir şekilde TPCF’yi ortadan kaldırmak istediği ve sonunda da tasfiye edildiği yani kapatıldığı, daha sonra İzmir suikastına karıştığı ithamıyla tutuklanıp yargılandığı ardından uzun süre evinde göz hapsinde tutulduğu süreç izlemiştir.[1] Detayları okumak isteyenler linkten istifade edebilirler.

Yani İsmet Paşa’nın deyimi ile muhalefet tasvip edilmez, tasfiye edilir. (Adnan Menderes için söylemiştir)

İlerleyen zamanlarda malum her darbe sonrası yönetimi devralan cuntacılar ve parti kapatmalar.

Yani benden olmayanı tasfiye ederim zihniyeti.

Bu sistem nasıl çalışıyor. Önce bir şekilde kümeleniyorlar. Yani darbeciler belli fikirler etrafında birleşiyorlar. İktidar gücünü ellerine geçirmek istiyorlar ve ellerindeki siyasi, askeri, adli ve polisiye güçleri kullanarak kendilerine göre muarız zihniyete sahip kişi, kurum, kuruluş, parti her ne olursa olsun etkisiz hale getirerek saf dışı bırakmak yani tasfiye etmek birinci gaye olarak ön plana çıkıyor.

Bu Osmanlı’dan günümüze kadarki süreçte “istemezük” zihniyetinin tezahürüdür. Kanuni kılıflar bulunmakta ve bir şekilde rakipler tasfiye edilmektedir. Sonuçta askeri darbeler olarak yüzünü göstermektedir. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nde sivil darbe olamamıştır. En güçlü partiler bile bir şekilde tasfiye edilmişlerdir. Bu yolu tamamlamak için, yani hedefe ulaşmak için darbeciler kendilerini koruyacak yasal düzenlemeler yaparlar ve görevi teslim edecek güvenilir kadroları örgütlerler.

61 ve 82 Anayasaları ve 28 Şubatın 18 maddelik MGK bildirisi darbecilerin koruma kalkanlarıdır.

Tasfiyeler ise, kadrolaşmanın olmazsa olmazıdır.

27 Mayıs 1960 sonrasında, darbeyi desteklemeyen ve darbeye taraftar olmayan 235 general ile 5000 subay tasfiye edilmiştir. Darbe istemeyenler çıkarılınca geriye darbe isteyenler kalmıştır. Kara Kuvvetlerinden 1962 devresi ve öncesindekiler darbe taraftarı ana kadrodur. Bunlar Türkiye'nin müteakip 50 yılına ipotek koymuşlardır. İçlerinden organize olan cuntalar 27 Nisan 2007 internet bildirisi dahil, bütün darbe ve müdahalelerin mimarlarıdır. Bu kuşağın son temsilcileri hala TSK içinde görev yapmaktadırlar.

Her darbe ve müdahale, görevi sivile teslim ederken veya aktif görevden ayrılırken, kendini garantiye alacak yeni bir cunta oluşturur ve Silahlı Kuvvetlerin tamamını kendi görüşlerine uygun personelle doldurmaya çalışır. İşte Ergenekon olarak yargı önüne gelen örgüt de 28 Şubat liderlerinin aktif görevi bırakırken örgütlediği cuntadır.

Cumhuriyet tarihinin ikinci büyük tasfiyesi 28 Şubat Post Modern darbesinin önünde ve sonrasında yapılmıştır. 1637' si YAŞ kararıyla olmak üzere 10 000 civarında mütedeyyin subay ve astsubay ordudan tasfiye edilmiştir.

Geriye, İslamî inancı tehdit kabul eden, seküler kavmiyetçi  bir kadro kalmıştır. Benzer tasfiye, yargıda (110 civarında hakim ve savcı), Yüksek öğretimde, Milli Eğitim Bakanlığında kamu kurumlarında yapılmıştır. Bunlarda da hakim noktalarda seküler kavmiyetçi kişiler bırakılmıştır.

Silahlı Kuvvetlerdeki manevi değerlere zıt bu kadrolaşma kırılmazsa (YAŞ tasfiyesi durdurulmazsa ve Anayasanın 125. maddesi değiştirilmezse ) ve dayandığı yasal mevzuat (İç Hizmet Kanunu 35. Mad., MGSB' nin iç tehdit değerlendirme bölümü, MGK' un yapısı) değiştirilmezse; Silahlı Kuvvetler iç güvenlik görevinden arındırılmazsa; Jandarmanın TSK ile göbek bağı kesilmezse; müteakip 50 yılda da, özellikle siyasi istikrarın bozulduğu ve mütedeyyin iktidarlar dönemlerinde, Ülkemiz, Askeri vesayetten kurtulamaz.

Demokratik bir rejimi ülke olarak benimsediğimizi söylüyor ve vatandaşların oyları ile katılımlarını istiyorsak, veya seküler kavmiyetçi zihniyet bu görüntüyü vermek istiyorsa bırakın insanların oyları ile iş başına gelenler yine insanların oyları ile uzaklaştırılsınlar.

12 Eylül darbesinden sonra Evren Paşa’nın onayı ve desteği ile kurulan Turgut Sunalp’in Paşa partisi (Milliyetçi Demokrasi Partisi) nasıl halktan oy alamadı ise, nasıl 12 Eylül zihniyetinin karşıt görüşü olarak tezahür eden ve tek başına iktidar olan ANAP yanlış yönetimler sonucu tarihe gömüldü ise, bırakın görevini yapamayanlar tarihe gömülsünler.

Biraz siyasi edep gösterip başarısız olanlar koltuklarını terk etsinler. “Eğer şu kadar oy alamazsam siyaseti bırakırım” dedikten sonra bırakmak istiyorum da parti tabanı kalmamızı istiyor babından palavralara, zırvalara girmeyip adam gibi adam olsunlar.

Askerler vesayet yaklaşımını bıraksınlar, adli makamlar siyasete özenmesinler. Özenen varsa, giyer sivil kıyafetini, siyaset yapar. Seçme ve seçilme özgürlüğü kadar, seçilebilme ve seçilememe riski de olmalıdır. Siyasete her giren seçilmek zorunda değildir. Buna kamu vicdanı karar verir.

Silahların gölgesinde demokrasi olmaz. Kanunsuz yapılanmalarla siyaset olmaz. Ondan sonra Ergenekon’dan çıkamazsınız.

Ahmet TÜRKAN - HABERNAME

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3816 defa okunmuştur
Millet İradesi
hasan Hoca
1950 SEÇİMLERİYLE CHP`NİN DEVRİLMESİ REJİME SİVİL DARBEDİR... "Türkiye Cumhuriyeti’nde sivil darbe olamamıştır" DEDİĞİNİZ İÇİN... BEN YAŞADIĞIMIZ SÜRECİ NORMAL GÖRÜYORUM... ÇÜNKÜ İTTİHAT VE TERAKKİ DÖNEMİNDEN BERİ ASKER SİYASETİN İÇİNDE BAŞAT ROLDE...İLK MECLİSİ DÜŞÜNÜN: MUSTAFA KEMAL, İSMET, FEVZİ, KARABEKİR, CEMAL, RAFET... PAŞALAR ÜNİFORMALARI İLE MECLİSTELER...ÜNİFORMALARI İLE SİYASET YAPIYORLAR...ATATÜRK HEM MECLİS BAŞKANI, HEM DEVLET BAŞKANI, HEM DE ÜNİFORMALI BAŞKOMUTAN...İNÖNÜ ONA KEZA...ÜNİFORMALARINI ÇIKARMADAN PARTİ BAŞKANI, BAŞBAKAN OLAN VE MİLLİ MÜCADELEYE, YENİ TÜRK DEVLETİNİN KURULUŞUNA ASKER ELBİSESİYLE ÖNCÜLÜK EDENLER, ELBETTE KENDİLERİNİ REJİMİN BEKÇİSİ-DEVLETİN SAHİBİ OLARAK GÖRECEKLER...BİZDE DEMOKRASİ VE DEMOKRATİK HAKLAR İÇİN, CUMHURİYET İÇİN BİR HALK MÜCADELESİ YOKTUR. HALK, DEMOKRATİK HAK İÇİN SOKAĞA DÖKÜLMEMİŞTİR, KAN DÖKMEMİŞTİR, CAN ERMEMİŞTİR...ŞİMDİ BİZE TERS GELEN PARTİ DEVLETİ GEÇEN YÜZYILIN BAŞINDA BİR DÜNYA GERÇEĞİDİR. DÜNYADA FAŞİZM NAZİZM, -KARŞIT GİBİ GÖRÜNSE DE KOMÜNİZM- GİBİ OTORİTER ASKERÎ REJİMLER HAKİMDİR... MİLİTARİZM VE DEMOKRASİ ARASINDA YAŞANAN "GEL-GİT"LERDE BATIDA HALK İŞİN İÇİNDEDİR...CUMHURİYET DE, ÇOK PARTİLİ REJİM DE BİZE DIŞ POLİTİKADAN GELEN KONJOKTÜREL BİR DAYATMANIN GETİRDİĞİ LÜTUFTUR...OLAYLARA TARİHİ KÖKLERİYLE BAKARSAK, YAŞANANLARI ANLAMAMIZ DAHA KOLAYLAŞIR.."AMAN HASAN HOCA DA ERGENEKONCU OLMUŞ" DİYE HAYIFLANMAYIN... BİZ ZATEN ERGENEKON BOZKURT DESTANI İLE BÜYÜYENLERDENİZ...SON SÖZÜM:DEMOKRASİ DİYORSAK ELBETTE OYUNU KURALLARINA GÖRE OYNAMAK, MİLLET İRADESİNİ İDAREYE HAKİM KILMAK ZORUNDAYIZ...
14 Şubat 2010 Pazar 11:41
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ORDUDA DEMOKRASİ
Ahmet TÜRKAN
Merhaba Ahmet Durgun Bey. Kendiside maalesef Yaş Maduru olan Prof.Dr. İskender Pala'nın "iki darbe arasında" isimli yeni çıkan kitabını okumanı tavsiye ederim. Cevap var..
13 Şubat 2010 Cumartesi 15:56
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
tebrik ve takdirlerimle
Taner
Ahmet bey bu değerli yazınızı soluksuz okudum t.c nin rötgenini çekmişiniz adeta ne ararsan var kangren,kanser ve virüsler bu kadarmı güzel teşhis edilip ortaya konur,üstelik tedavi yolunu ve çıkışıda ortaya koymuşunuz.
12 Şubat 2010 Cuma 21:40
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ORDU VE DEMOKRASİ
AHMET DURGUN
Acaba orduda demokrasi olurmu bu konu hep aklımı kurcalamıştır askerlikte fikirler değişik olabilirmi yoksa bütün ferd ler tek kalıptan çıkmış gibimi olmalı( acaba atalarımız bunu nasıl halletmişti tarihimizde ordu içinde ast üst ilişkileri incelenerek ders çıkarılmalı bence )adalet nasıl sağlanıyordu tarihi belge ve bilşgilere yer verirseniz seviniriz
12 Şubat 2010 Cuma 16:33
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Teşekkür
Abdullah Karayaka
Bir vatandaş olarak artık ülkemizde demokrasinin tam anlamıyla işlemesini canı gönülden istiyorum.Sizde yazılarınızla bu konuya ışık tuttuğunuz için teşekkür ederim.
11 Şubat 2010 Perşembe 15:22
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri