Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

A.Kerim KARAAĞAÇ

"BEN KULLANAMAYACAKSAM SEN HİÇ KULLANAMAZSIN"

09 Mayıs 2011 Pazartesi

İnsan olmanın getirdiği zorluklar var şüphesiz. Kimileri tabii olan bu zorlukları göğüsler ve o zorluklarla birlikte hayatını devam ettirir. Bazıları da var ki, bu zorlukları hiç yaşamak istemez, kolaylaştırıcı formüller bulmuştur. Bu formüller de öncekilerden mirastır. Etrafında bu kolaylaştırıcı formülleri uygulayan kimseler olmasa dahi şeytan onun gibilere hoca olarak yeter zaten.

Hayatı kendisine kolaylaştırmak için Rabbine sunduğu ikramdan tasarruf etmeye çalışan ve sonrasında, ikramını daha güzel sunmak isteyen kardeşini (Habil’i) kıskanarak öldüren Kabil’in ilk hocası da şeytan aleyhillane değil miydi?

Şeytan aleyhillane o günden bu güne hiç boş durmuyor, müthiş bir performans sergiliyor. Yoldan çıkarmak ve yanlış işler yaptırmak için elinden geleni ardına koymuyor.. Allah bütün insanlığı bu aleyhillanenin şerrinden muhafaza buyursun inşallah.

Geçen günlerin birinde muayenehanemde yalnızdım. Yanımda çalışan eleman rahatsızlığı sebebiyle birkaç gün izinliydi. Kapı zili çaldı ve gidip zil düğmesine basıp bekledim, baktım bir genç geldi. Kapıdan içeriye girmeden “doktor bey bir hasta getireceğim de burada olup olmadığınızı öğrenmek için gelmiştim, birazdan gelirim” dedi ve kapıdan içeriye başını uzatarak sağa sola bakındı, “burada çalışan elemanınız da yok galiba?” diye sordu ve çıkıp gitti.

Bazen yaşlı ve rahatsız olan hastalarım da oluyor. Onların yakınları da aynen bu genç gibi ya gelerek ya da telefonla hasta getireceklerini dolayısı ile burada olup olmadığımı öğrenmek istiyorlar.

“Bu gelen gencin de böyle rahatsız bir yakını var galiba, yanımdaki elemanı sorduğuna göre belki de onun da yardımcı olmasını isteyecekti” diye içimden geçti.

Siz neler düşünüyorsunuz, nelerle karşılaşıyorsunuz!

Henüz on dakika geçmişti ki, kapı zili tekrar çaldı. Başka bir genç geldi. “Müsait misiniz, ağrıyan bir dişim var da göstermek istiyorum” dedi.

-“Buyurun canım, gelin bakayım” dedim. Hasta koltuğuna oturtup ağzını muayene ettim. Ağzı tam mezarlığa dönmüş. Neredeyse çürük olmayan diş yok gibiydi.

-“Ağzımı gördünüz, bana bir fiyat çıkarır mısınız”? dedi.

-“Tamam, yan odama, masaya geçelim” dedim. Daha yeni konuşmaya başlamıştım ki, zil yeniden çaldı. Kapıyı açacak kimse olmadığı için kapıyı açmaya gittim. Tekrar onun yanına geliyordum, baktım kalkmış o da kapıya doğru geliyor.

- “Neyse sizin hastalarınız gelecek, biz daha sonra konuşuruz” dedi ve öyle acelece, kaçar gibi ayrıldı. Kapı açık olduğu için görüyordum, neredeyse merdivenden düşecekti, öyle kaçıyordu.

Ben hala hiç şüphelenmemiş ve aşağıdan zili çalan hastanın gelmesini bekliyordum. Beş dakikaya yakın bekledim ama, gelen olmadı. Dönüp masamın yanına geldim. Ne göreyim; iki gün önce aldığım cep telefonumu masanın üzerinde bırakmıştım, onun yerinde yeller esiyordu. Hızlıca ayrılan, merdivenlerden düşercesine kaçan o delikanlı benim cep telefonumla birlikte ayrılmış muayenehanemden. Beklediğim, zili çalan kim ise, tam on beş gündür onu bekliyorum.

İlk önce gelip de hasta getireceğini söyleyerek ayrılan gençle, telefonumu alıp kaçan gencin nasıl bir tuzak kurduklarını düşününüz. Maksat belki bir telefon değildi, elhamdülillah bir telefon kaybıyla işi atlattık.

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrates, gayet sakin:
- "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum" demiş.

Aslında ben de ilk gelen gençten sonra, bir sağanağın olacağını kestirmeliydim.

İnsanların aymazlıklarının, doymazlıklarının sonu yoktur. Hazıra konmak fikri mutlaka şeytandandır.

Bakınız, öğrencinin biri yeni aldığı bisikletiyle okula geliyor ve okulun bahçesindeki bisiklet parkına bisikletini öylece bırakıyor. O gün dersler bitiyor ve okulun bahçesindeki bisiklet parkında bisikletinin yerinde olmadığını görüyor ve çok sinirleniyor..

Ertesi gün sabah okula geldiğinde, bisikletini üzerinde bir notla bir
gün önce bıraktığı yerde buluyor. Üzerindeki notta ise şunlar yazıyor. "Çok özür dilerim ama bisikletine gerçekten çok ihtiyacım vardı. Aldıktan iki saat sonra geri getirdim ama, sanırım sen ayrılmışın yetişemedim çok üzgünüm anlayışın için teşekkürler."
Bisikletin sahibi olan öğrenci doğruca bir bisikletçiye gidiyor ve 5 tane kilit alarak okula dönüyor.. Bisikleti iyice kilitleyip 5 farklı anahtarla derse giriyor ve olayı arkadaşlarına anlatıyor..

Ders bitimi okul çıkışında 5 kilit taktığını anlattığı arkadaşlarıyla
beraber bisikletini almaya gittiğinde şok oluyor.. Bisikletin üzerinde 10 kilit ve birde not var.. "Eğer acil ihtiyacım olduğu halde ben kullanamayacaksam sen hiç kullanamayacaksın!!  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2128 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri