Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

A.Kerim KARAAĞAÇ

FUTBOL

14 Temmuz 2010 Çarşamba

İnsan ömrü kısa be kardeşim. Hani derler ya “bir göz açıp kapamaya ihtiyarlayıp mezarın kenarına gelmişim” diye. “Bu dünyada düşündüğüm her işimi yaptım, gözüm hiç arkamda kalmayacak” diyen yaşlı birini bulabilir misiniz?

Yani, dünyaya gönderiliş gayemizle taban tabana zıt bir hayatın içindeyiz. Zemini hazırlayanların, “bu kadar kalabalıklar nereye gidiyor, bunların sorumlusu benim, bunun hesabını nasıl veririm” diye bir ahiret duygusu, hesap kaygısı taşımadıkları belli.

Bir ülkenin gelişmesi engellenirse, o ülkenin halkları kendilerini oyalayacak, onurlarını okşayacak, coşkularını kamçılayacak, öfkelerini sergileyecek, sevinç ve mutluluklarını gösterecek bir platform oluşturacaklardır.

İnsan hakları ihlâlleri, işkence, işsizlik, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve benzeri problemler kitlelere narkoz etkisi yapıp insanları normal düşünmekten alıkoyacaktır.

Sosyal hak ve özgürlükler konusunda küme düşmüş toplumlarda Müzik, Eğlence, Faiz, Fuhuş, ve Futbol çağdaş değerler olarak baş tacıdır. Haçlı zihniyeti tarafından alt yapısı hazırlanan, yeni dünya düzenine uyma adına müzik, eğlence, futbol, faiz ve fuhuş aktiviteleri vizyona konmaktadır. Ben, dünya kupasının neticelendiği bu günlerde sadece futbola değineceğim, diğerleri başka bir yazı mevzûu olabilir.

Spor, insanın sıhhati için önemlidir. Ben yıllarımı verdim, hâlâ da bu yaşıma rağmen her fırsatta halı saha mı, toprak saha mı demeden koşuştururum. Çeşitli kültür fizik hareketleri yanında, barfiks ve çeşitli jimnastik hareketlerini mutlaka yapmaya gayret ederim.

Evet, aslında futbol ne kadar sert bir spor da olsa bir mantığı var. Benim üzüldüğüm nokta futbol oynamak veya onu seyretmek değil, onu fanatizme dönüştürmek, düşünmeyen, okumayan, yaşadıklarından ders almayan, bir sürüye dahil olduğunda kendini güçlü hissedip, bu gücü sağı solu yıkarak, kırarak göstermek ve araç olarak da futbolu kullanmak. Futbol hayatla barışık olmayan, hayatına bir anlam kazandıramamış kişiler için bir kaçış alanı olmuştur.

Dün yabancı bir ülkenin bilmem ne takımında oynayan bir futbolcu bu gün transferle bir Türk takımına gelmiş, yarın başka bir takıma transfer olacak. Takım tutanların, futbolcu tutmadıkları belli.

Futbol aynı zamanda bir kumar sektörüdür. Takım tutmanın mantığını bir türlü kavramış değilim. Hali hazırdaki federasyonların da kime ve neye hizmet ettikleri meçhul. Sahaları yüz binler doldurur ama, takımların kazancından bir kuruş taraftarın ceplerine girer mi? Hayır. Hatta, o şehir, bu şehir koşuşturan yüz binlerin sevap hanelerine bir şeyler yazılır mı? Hayır. Holiganlar, fanatikler ve takım sevdalısı yüz binlerin ne dünyevî, ne de uhrevî bir gelirleri vardır bu işin sonunda. Buyursun bir kişi “bir kulübün taraftarı olmam sebebiyle ayda şu kadar alıyorum” desin. Var mı böyle bir şey? Öyleyse nedir bu çılgınlıkları, cihad mı yaptıklarını sanıyorlar yoksa? Bir maç sonrası arabaların kornaları durmuyor, ellerinde bira şişeleri ve bayraklar, sabahlara kadar sokaklar çınlıyor. Ne yaşlı insanların hakları var, ne de sabi bebeklerin.   

Barbarların kontrolünde kutuplara ayrılmış dünyamızda Ortadoğu yanarken, bir amblem, bir sembol peşine de bu kadar takılmanın anlamsızlığı ortada.

Bu barbarlar nasıl bir zemin hazırlamış, bu körpe beyinleri nasıl aldatmış ki, Alevisi- Sünnisi, Kürdü- Türkü, sağcısı- solcusu, bütün dünya insanlığı aynı futbol potasında buluşabiliyorlar. Toplum mühendisleri şahane bir balans ayarı bulmuşlar. Siz, belirleyici güçlerin hedeflediği çizgiyi yakalama adına kültürel ve sosyal bir reaksiyon ortaya koyamazsanız, küresel kapitalizm futbol gibi karanlık odalar oluşturmaya devam edecektir.

Futbol, kanaatin yerini hırsa bırakan, lüksü elde etme adına olanca hırsını kullanan, aç gözlü, doyumsuz, tatminsiz insanların dünyevi çizgilerine yön vermeye devam edecektir. İnsanları tek tek oyalamak, uyutmak zor, bunun için de “yüz binlik beşikler” de sallayarak yapıyorlar bunu.

Kardeşlerim, çözüm bizde ve kendimize güvende. O güzel ecdadın torunları olarak, inançlarımıza, kültürümüze sahip çıkarak sorgular, tepkimizi ve hoşgörümüzü açıkça ortaya koyarsak bu yanlışlıklarla baş edebiliriz.

Rabbimiz, bizleri cahillik, fakirlik, ahlâksızlık, malayani gibi fitnelerden korusun inşallah.           

Dt.Abdülkerim Karaağaç

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2386 defa okunmuştur
önü alınmaz bir kültür..
hamdi
Hayatın gerçeği bu saydığınız kültürler veya alışkanlık.İnsanların bu durumuna bakıp üzülmektense veya yanlış yoldalar deyip de hayıflanmamak gerek...Bu insnalara nasıl ulaşabiliriz bu alışkanlıkları onlara ulaşma noktasında bir vesile bir enstürman olarak kullanamaz mıyız? Tabii ki evet..Bu noktada planlar üretmeliyiz..Zaman çok farklı insanların önünde dünyevileşme adına çok sebepler var...Bunları vesile kılıp o insnalara ulaşmanın yollarını bulalım inş.
14 Temmuz 2010 Çarşamba 21:39
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri