Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

A.Kerim KARAAĞAÇ

KÂBE’DEN HÜZÜNLÜ DÖNÜŞ

21 Temmuz 2011 Perşembe

Yirmi gün kadar önce Allah (cc) Rasul’ünün diyarına Umre için gitmiştim ve döndüm elhamdülillah. Bu yazımda o mübarek beldelerle ilgili bazı anekdotlar aktarmak istiyorum. Kâbe Müslümanlar için yeryüzü mekânlarının en güzeli, Allah (cc)’ın seçtiği ve maddi durumları müsâit olan Müslümanlardan ömürlerinde bir defa mutlaka ziyaret etmelerini (hac) istediği, farz kıldığı bir mekân. Durum müsait oldukça sık aralıklarla Umre yapmak da boşalan akülerimizi doldurmak demektir. Kâinatta ondan daha kıymetli bir mekân yok çünkü. Varlık olarak neyimiz varsa, ona varabilmek, ona kavuşabilmek için önüne sereceğimiz bir mekân. Var olan sevgimizi yoluna akıtacağımız bir mekân. Ona giderken de ailemizin, çocuklarımızın, evimizin, arabamızın, dünyalık her şeyimizin artık geride kaldığını, dönünceye kadar da onların hiç birinin bize fayda sağlamayacağını ön planda tutarak, sadece bu imkânı sağlayan Rabbi’mize hamd ederek gitmek ve dönmek lazım.

Bu hususta daha çok olumlu şeyler düşünülüp uygulanabilir.

Bunlar gerçekte yapılması en tabi olanlardır. Bu duygularla varmış, bir coşku ve ürpertiler içinde, Rasulullah’ın (sav) göz yaşlarıyla yaptığı veda Hac’ını ve tavafını düşünerek siz de tavaf ediyorsunuz. Tavafı takiben kana kana zemzemden içip, Hacer validemizin oğlu İsmail için heyecanla gidip geldiği Safa ve Merve arasını sizde o heyecanı duyarak, üzerinizde sadece ihram bezi ile gidiyor ve geliyorsunuz. Namazlarınız, dualarınız duygu yüklü. Kabe’yi karşısına alarak bir kenara çekilmiş, ellerini açarak hıçkırıklarla ağlayanlar mı ararsın? Lebyk Allahümme lebbeyk…..  sedalarıyla guruplar halinde her an Kâbe’nin değişik kapılarından girenleri mi ararsın? Hemen yanınızdan, biraz öteden, daha ötelerden yüzlerce, binlerce ağızdan yüksek seslerle Kur’an sedalarını mı dinlersin? Bunlar ne müthiş şeyler değil mi?

Hele Kâbe imamlarının kıraat hassasiyetleri, namazın rükünlerinde acele etmeyişleri ayrı bir güzellik.

Düşünün, bu minval üzere bir hafta, on gün, veya daha fazla günlerinizin geçtiğini. Ne kadar verimli günler değil mi dostlarım? Ömürden bir parçayı olsun yaratılışın gayesine uygun geçirmek ne güzel. Bu kadar güzellikleri şeytan görür de rahat durur mu sanıyorsunuz.

O aleyhillane vazifesini yapmayacak mı? “Burası Kâbe, burada olsun taa uzaklardan fedakârlıklar yaparak gelmiş şu güzel insanlara ilişmeyeyim, çileden çıkarmayayım” mı diyecek.

Kendisine yakın gördüğü, İslamî alt yapısı zayıf binlerce insanı, O muazzam mekânda kendi arzusu doğrultusunda şahane kullanmaktadır.

Müslümanların çoğunun lâkayıt, vurdumduymaz, duygusuz, gereksiz acelecilik ve ya kendilerini salmış o rahat halleri var ya, şeytana öyle malzemeler veriyor ki, İnsan bu durumu uzaktan seyrettiğinde, “Allah’ım bize gönderdiğin din bu mu? Rasulüllah’tan (sav) devraldığımız din bu mu? diyorsunuz.

Yeri geliyor İlkel, barbar bir topluluk görüyorsunuz karşınızda.

O acıklı tabloyu seyretmek istemiyor, ağlıyorsunuz.

İçinize kan damlıyor, O güzeller güzeli mekânda niçin bulunduğunu unutan, farkında olmayan bu gürûh için.

Bilinmesi ve aynı hatalara düşülmemesi için bir- iki misal aktarıp sizleri daha fazla üzmeyeyim.

Gidenlerinizin çoğu şahit olmuştur aşağıdaki manzaralara.

Kâbe ve Ravza-yı Mutahhara’nın içinde sorumsuz, saygısız ayaklarını O mübarek mekâna doğru uzatarak yatanlar.

Sırt üstü bacaklarını ayırarak Kâbe’ye doğru yatması bir tarafa; hem etekleri diz kapaklarından yukarıya kadar sıyrılmış, hem kendini kaybedercesine uyumuş horluyor.

Birazdan ezan-ı Muhammed-i okununca abdestine hiç zarar gelmemiş gibi sizinle beraber kalkıp namaza duruyor.

Hangi mezhepte kendisini kaybedercesine uyumak abdesti bozmuyor acaba?

Haydi abdestten vazgeçtik (dolayısı ile namazdan da vazgeçmiş oluyoruz), Kâbe’nin karşısında bu aymazlık, bu görgüsüzlük niye?

Desenize, namaz gibi bir evvel farza hassasiyeti olmayanın Kâbe’ye saygısı olur mu?

Kâbe’yi karşınıza almış, önünüze de sütre olarak çantanızı koymuş ve bir haşyet içinde namaza durmuşunuz.

Fakat, bir Müslüman geliyor ve o kadar rahat geçeceği yerler olmasına rağmen, illa sizinle çantanız arasından geçmeye çalışıyor.

Geçmemesi için elinizi de uzatsanız, dinlemeyip geçmeyi başarıyor.

Bu marifetini gösterdikten sonra, huşu ve hudunuzu bozmak için el hareketleri yaparak ve söylenerek gidiyor.

Bu meselede İran’lılar baş aktör maşallah.              

Şeytan aleyhillane bulduğu bu tür oyuncaklarla Kâbe’yi Muazzamanın karşısında oynayıp durmaktadır.

Kâbe’nin dışına gelince;

Otelinize gitmek için servis beklenen yere varıyorsunuz.

Müslümanların bazıları esas barbarlığını ve ilkelliğini burada sergiliyorlar.

Her gurubun oteli ve servisi farklıdır.

Daha ilk gelen servis kime aitse, o gurup servis yanaşmadan binmek için hücum ediyorlar.

Dövüş kavga, hem kendileri rahat binemiyor, biri birlerinin ağızlarını yüzlerini kan revan içinde bırakıyorlar, hem de başkaları için gelmiş olan servisin yolunu kapatıyorlar.

Her gelen servis aracına henüz yavaşlamadan saldırıya geçiliyor.

Eğer bir kişi servise kendini atabilirse, servis aracının camını açarak diğer arkadaşlarını camdan içeri çekiyor.

Bunlar bizzat şahit olduğumuz tablolar kardeşlerim.

Buna benzer içler acısı görüntüler o kadar çok ki, daha fazla morallerinizi bozmamak için uzatmayacağım.

Bizler ne için yaratıldık, ne işler yapıyoruz. Tam yaratılışa uygun yaşamaya hazır on-on beş günlük bir fırsat geçmiş elimize görüyorsunuz nasıl değerlendiriyoruz.

Rabbimiz, cümlemizi kendisine güzel kul, Rasulü’ne hayırlı ümmet olanlardan eylesin.

Arzumuz o ki, verilen ömrümüzün tamamı yaratılış gayesine uygun geçsin inşallah.

Rabbimiz yaratılış gayesini unutanlardan eylemesin inşallah.  

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4484 defa okunmuştur
ORAYA GELEN ALLAHIN MİSAFİRİDİR HADİS.
MUHAMMED ALİ
ÖMER KARDEŞİM bu misafirlik hadislarde geçtiği için belirtiyorum. BİZ oaraya açık aramaya yanlış ları anltmaya memur değiliz.ve bunun içnde gitmiyoruz. güzelikleri paylaşalım yanlışlıkları içinde mevlaya dua edelim düzelsin diye...
27 Temmuz 2011 Çarşamba 11:53
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Muhammed Ali kardeşim'e
Ömer Güler
Kardeşim, neden kendini sadece Mekke de Allah'ın misafiri kabul ediyorsun da kendi memleketinde misafir saymıyorsun. Yer yüzünün her tarafı Allah'a aittir ve bizlerde her yerde misafiriz. Öyleyse, her yerde Rabbimizin emri doğrultusunda yaşayacağız. Kabe'nin şu özelliği var; oarada işlenen bir sevap yüz bin kat olarak yazılmakta, günahta aynı şekilde. Onun için orada daha dikkatli olmak gerekir. Yazan kardeşimiz de aslında bunu vargulamış. "Bizler ne için yaratıldık, ne işler yapıyoruz." cümlesi bununiçin yeterli. "kabede uyuyan insan kalkıp namaz kılan ınsana suud ne yapacak" diyorsunuz. İnsanları güzel bir dille uyaracak insanlar görevlendirebilir Suud kralı. Aynı şekilde belediyecilik hususunda güzel hizmetler vererek o servislerin akışını denetleme yapabilir. Ben de aynı şeylere şahid oldum çok üzüldüm. Nereye giderseniz gidiniz gözlerinizi kapayamazsınız. Ve de şahid olduğunuz güzellikleri ve yanlışlıkları paylaşacaksınız ki duyularak güzele teşvik yanlışlıklara son verilsi
26 Temmuz 2011 Salı 22:04
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Bu dertler bizim bu haller bizim
halo emmi
Maalesef durum vahim. Güzellikler i de yazmışsınız. Tabiki olumsuzluklarıda dile getirecksiniz. Amaç gidecekleirn bu durumlara hazır olması oraya varınca şok olmaması. Keşke bir halifemiz olsaydı da tüm müslümanları KABEDE NASIL DAVRANILIR HAC DA NELER YAPLIR konusunda tüm ümmeti eğiten bir program uygulansaydı.
26 Temmuz 2011 Salı 12:30
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
MİSAFİR MİSAFİRLİĞİNİ BİLSİN.
MUHAMMED ALİ
ÖMER BEY kabede uyan insan kalkıp namaz kılan ınsana suud ne yapacak neden başkaların açıklarına bakıyoruz.iran lılara laf atmanın ne anlamı var onlar orda allahın misafiri değil mi kabe dışındaki servisi eleştirmenın ne anlamı var bunları yazılınca ibadetten alınan sevaplardan tavafdan bahsetmesi daha verimli olmazmı ?ŞU CÜMLEYE BAKIN ; Müslümanların bazıları esas barbarlığını ve ilkelliğini burada sergiliyorlar.BU UMREDEN ALACAGIMIZ DERS hiç kusura bakmayın ben yazıyı çok iyi anladım siz istersenız bır daha okuyun.
26 Temmuz 2011 Salı 08:00
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Huzur olmadan ibadet olmaz
Ömer Güler
SA. Yerlerin, göklerin ve bilinen ve bilinmeyen her şeyin sahibi Allah\'tır. Sadece Kabe\'nin değil kardeşim. Öyledir diye hanım evi temizlemiyor, beyler her sabah işlerine gitmiyor mu? Rasulullah (sav) zırhını giydi, atına bindi, kılıcınıda eline alarak; \"Ya Rabbi ben hazırım, bini düşmanıma karşı muvaffak eyle\" dedi. Peygamberdi evinde oturabilir, \"şu düşmanın işini gör Allah\'ım\" diyebilirdi. Tedbirini aldı, sonrada Rabbinden muvaffakiyet istedi. Yazıyı yazan kardeşimizi anlamadığınız anlaşılıyor Muhammet Ali bey kardeşim. O Mekke güllük gülistanlık olabilir, oraya Allah\'ın evini ziyaraete gidenlere işkence olmaktan çıkarılıp, cennetten bir parça yapılabilir. Bu da petrol zengini Suud diktatörlüğünün elindedir. ibadetin huşu içinde yapılması, ancak insanın huzurlu olmasına bağlıdır. Orada bu huzuru temin etk lazım. Benim bu yazıdan anladığım, yazıyı yazan kardeşimizin de vurgulamak istediği budur. Allah\'a emanet olunuz.
25 Temmuz 2011 Pazartesi 11:21
Beğendim (1)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri