Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

A.Kerim KARAAĞAÇ

KENDİMİZLE BAŞ BAŞA

08 Nisan 2010 Perşembe

Çocukluğumuzdan şu anımıza kadar geçen süreyi şöyle bir gözden geçirelim.

 

 

Aslında, yaşadığımız sürece neler yapıyor, neler düşünüyorsak genellikle kendimiz için yaptığımızı zannediyoruz. Halbuki, yalnızca kendimizi, iç hesaplaşmayı, kendimizi dinlemeyi, bedenimizi ve beynimizi bir otokontrolden geçirmeyi deneyelim.

Yalnızca kendimize ayırdığınız bir yerimizin ve de zamanımızın olması çok önemlidir. Kendimizle randevulaşıp, neyi sevip sevmediğimizi tam olarak biliyor muyuz? Kim olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi bu kadar hengâme arasında hiç anlayabildik mi?

Geliniz, bundan sonra her gün kendinize sessiz dakikalar ayırınız.

Hayatınıza gürültü ve hareket hakîmse, içinizdeki rehberi bu sesle boğuyorsunuz demektir. Sessizliğin keyfine varın, oturun ya da yatın ama, Allah’tan gafil olmadan yapın bunu.

İçinizden gelen seslere kulak verin, bunlar küçük sesler de olsa.

Kendinize sorular sorarak, kendinize meydan okuyunuz. Başkalarıyla mücadele etmektense, kendi benliğinize ait bilgilerden hareket ediniz. Kim olduğunuz konusunda dürüst olunuz, aksi takdirde sonrasında hayâl kırıklığına uğrarsınız.

Size zevk veren bir meşguliyet bulunuz ki, ancak sevdiğiniz işleri yaptığınızda hem siz mutlu olur, hem de başkalarını seversiniz.

Her akşam yatmadan kendinizi bir iç kontrolden geçiriniz. Tefekkür ediniz. Bunu sabahları da yapınız. Yataktan fırladığınız gibi alelacele işinize gitmeyip, ne düşündüğünüzü, nereye gittiğinizi sorgulayınız.

Evden çıkma esnasında, ayakkabınızı çekerken; “Allah’ım bu gün de bereketli, helâl kazançlar nasip eyle ve kimseyi kırmadan akşam evime sıhhat afiyetle döndür” diye dualar ediniz.

Hangi meslek ve iş sahibi iseniz, size gelen her müşteriyi veya hastayı Allah(cc)’ın gönderdiğini ve O’nun bir emaneti olduğunu aklınızdan çıkarmayınız. Size teslim edilmiş bu emanetlere en güzel nasıl davranılacaksa öyle davranınız. Hem sesinizin tonuyla, hem seçeceğiniz kelimelerle hatırını sorunuz, gönlünü alınız. Ayrıca, işini de en güvenilir şekilde yapmayı ihmâl etmeyiniz.

İnsanın yaratılışında öfke vardır ancak, yerinde kullanılmalıdır. Yersiz öfkeden hiç kazançlı çıkan olmamıştır. Hatalarımız hatırlatıldığı zaman hemen kabullenip, doğrusu ne ise onu yapmayı bilmeliyiz. Hata başkalarına karşı işlenmiş ise özür dileme faziletini göstermeliyiz.    

İhtiyaçlarınız konusunda başkalarına karşı dürüst olunuz. Neye ihtiyacınız olduğu belli ise yakınlarınızın da bilmesini sağlayınız.

Kibirlenmek, böbürlenmek, kahramanlığını yüksek sesle dile getirmek umutsuzca dikkatleri üzerine çekmek demektir. Bunun aksine, karşılaştığınız, tanıştığınız insanlara karşı elinizi önce sizin uzatmanız, gülümsemeniz, konuşma esnasında onların gözleri içine bakmanız, ses tonunuzu hafif ve anlaşılır tutmanızdır güzel olan.

Kendi haklarınıza, özellikle başkalarının haklarına riayet ediniz. İnsanların sözlerini Allah(cc) kelâmı gibi görmeyiniz fakat, göz ardı da etmeyiniz. Sizin dışınızdaki bakış açılarının içinizdeki resme boyut katmasına izin veriniz. İnsanların söylediklerini nihaî gerçek olarak algılamakla, hiç umursamamak arasında denge kurunuz. Herkesin dünyayı kendi penceresinden (geçmiş tecrübeler, ihtiyaçlar, istekler) göreceğini unutmayınız.

Gerçeği hoşgörü ile dinlemeyi biliniz. “Sabır dinin yarısıdır” buyuruyor Peygamber (sav). Karşılaştığınız meşakkatlere sabrederseniz kurtuluşa erenlerden olursunuz inşallah.

Sizi yaratana şükretmeniz halinde imanınızı kuvvetlendirmiş olursunuz. Sahip olduğunuz nimetlerin ziyadeleşmesi de buna bağlıdır.

 

.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1854 defa okunmuştur
Sabır da nereye kadar?
FATMA ÇETİN KABADAYI
Sayın Hocam, Ben çok sabırlı olduğumu, fedakar ve çalışkan olduğumu düşünüyorum. Her gün dediğiniz gibi kendimi de sorguluyorum. Kazancımın helal olup olmadığına kadar... Anasınıfı öğretmeniyim, otuz öğrencim var, velilerimden birinin bu hafta haksız yere beni suçlamış olması, hakaretleri, şikayetleri beni çok yıprattı. Sonuçta haklı olduğumu anladı ama özür bile dilemedi. Cahiliğine vermeme rağmen yine de kendimi suçladım ben... Tanrı kuldan intakamını yine kul ile alır, bilmeyen ilmi ledünnü onu kul etti sanır der şair, ben nerde hata yaptım dedim, onun çocuğu üzerinde o kadar hakkım varken, teşekür edeceğine hakaret etmesi beni, okul müdürümü, zümre arkadaşımı çok yıprattı. Tamam sorgulayalım kendimizi ama sabrettiğimize değmiyor bazen. İnsanlar o kadar nankör olmuş ki çileden çıkarıyorlar. Ne yapmalıyım bilemiyorum, ses tonum benim de yükseliyor... Bilgilendirici ve iç huzur verici yazınız için Allah razı olsun. Bana çok iyi geldi. Saygılar..
11 Nisan 2010 Pazar 17:47
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri