Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Arif AĞIRBAŞ

AŞK, İRFAN VE KEMÂL DOLU BİR AKŞAM

31 Ekim 2012 Çarşamba

 

Nefsimizin sis bulutlarını kuşanıp ufkumuzu ötelere kapadığımızdan beridir yıldızların nasıl birer rehber olduklarını unutuverdik. O yıldızlar ki, her biri göğümüzde hala parlayıp duran mana sultanları. Hayat hikâyeleri ve menkıbeleri geçmişin hikayatları olarak belleğimizde az veya çok yer bulan, Abdulkadir Geylani, Cüneydi Bağdadi, Rabiatül Adeviye, Muhittin Arabî, Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş, Eşrefoğlu Rumi, Niyazi Mısri, Ahmet Kuddusi ve niceleri.

 

Gaziantep de, piran-ı pir, sertacül evliya Abdulkadir Geylani hazretlerine olan muhabbetlerini ziyadeleştirmek ve o kutup yıldızının bereket sofrasından nasiplenmek üzere, Gaziantep Geylani ilim ve Kültür Merkezi tarafından düzenlenen, “Gavsulazam Seyyid Abdulkadir Geylaniyi Anma Programı” salonu hınca hınç doldurdu.  Dualarını dualarla, muhabbetlerini muhabbetlerle buluşturdular.

 

O yüce insana gönül verenler bu irfan sofrasında yerini almıştı. Konuşmacı ve konuk olarak davet edilenler arasında, gazeteciyazar “Nimet Öksüz”, İ.Ü. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi “Seyyid Muhiddin Usta Hocaefendi” ve merkezi Almanya’da bulunan Uluslararası Kadirilik Vakfı Bşk. “Seyyid Osman Mürteza Efendi” insanların gönlüne seslendiler.

 

1.20121031204705.jpg

1.20121031204756.jpg

 Sayın Nimet Öksüz, “O ki, velayet kubbesinin  güneşidir. Peygamber efendimiz, Abdulkadir Geylani Hz.’nin babasının rüyasına gelerek onu şöyle müjdelemişti: “Ne mutlu sana. Senin bir evladın olacak. Benim resuller ve nebiler arasında şanım ne ise, evladının da veliler arasındaki şanı ve derecesi budur”, buyurur. Yeryüzünde kıyamete kadar veliler bulunacak ve Gavsul Azam Seyyid Abdulkadir Geylani Hz. bu velayetin sultanıdır.” deyip, gelen misafirleri açılış konuşmasıyla bilgilendirdi.

               

 

 

2.20121031205001.jpg Uluslararası Kadirilik Vakfı Bşk. Seyyid Osman Mürteza Efendi konuşmasında, “bizler Almanya’dan, Hz. Pir’in bizlere miras bıraktığı bu manevi yolda dünyanın dört bir tarafını hizmet için dolaşırken, bu muhabbete ortak olmak ve sizlerle bir defa “Allah” diyebilmek için geldik” deyip Kadirilik Vakfın faaliyetlerini şöyle anlattı. “gidilen ülkeler arasında İngiltere, Fransa, Makedonya, Bosna, Avusturya ve Afrika gibi ülkeler oldu, Abdulkadir Geylani Hz.’nin manevi ışığı altında toplanan kardeşlerle buluşup “Allah” demeyi ve bu ismin yüceliğini ve şanını oralara götürmek nasip oldu” diye belirtti.
 

Seyyid Osman Efendi konuşmasında, “Ecdadımız ve gençlerden oluşan ordumuz Kelime-i Tevhid uğruna ve Allah’ın adını uzaklara taşınabilmesi için viyana kapılarına kadar gelip orada kaldılar, şehid oldular. Ne zaman Viyandan geçsem bunları düşünüp çok üzülüyorum. Böyle ilim ve irfan geceleri, gönül insanlarının, sadakat ehli insanların bir araya toplandıklarını görünce de çok seviniyorum. Maalesef bağırarak küfretmekten utanmayan bir devirde yaşarken, sizleri, utanmadan bağırarak "Allah" demeye çağırıyorum.

Bu vesile ile Geylani İlim ve Kültür Merkezine, bu güzel ve anlamlı gecenin tertip edilmesinden dolayı teşekkürü bir borç biliyorum”diyerek insanlara duygulu anlar yaşattı.

 

 

3.20121031232806.jpg İ.Ü. İlahiyat Fak. Öğretim görevlisi sayın Seyyid Muhiddin Usta hocaefendi konuşmalarında, Hz. Geylani’nin kısaca hayatlarını anlattıktan sonra, “en çok keramete sahip olan bir Veli” olduğunu belirtti. Hz. Geylani'nin büyük bir mutasavvıf ve değerli bir fakih olduğunu vurgulayan Seyyid Muhiddin Hocaefendi, Hz. Geylani, “Hanbelî mezhebine mensuplarının azaldığı bir dönemde Hanbelî mezhebine geçip o mezhebi tekrar diriltmiştir,” dedi.

Gaziantep şehrinin bir denge unsuru olduğunu belirten Muhiddin hocaefendi, bunun sebebi, “doğuyu, batıyı ve güneyi birleştiren bir memleket” olduğunu söyledi. Gaziantep şehrinin çok geliştiğini gören Hocaefendi, “aynı gelişmeyi halkında ve maneviyatında da görmeyi arzu ediyoruz” dedi.

                                                                                                         

 

Al-i İmran suresinin 103. ayetinde geçen “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin…” sözünü, türkü ile kürdü ile arap’ı ile tek bir ümmet olunduğunu ve aralarına fitne sokulup o fitnecileri sevindirmelerine izin vermeyip, Allah’ın dinine ve Resulün sünnetine sarılmaları tavsiyesinden bulundu.

 

Hz. Geylani’nin ölümünden neredeyse 800 yıl geçmiş olmasına rağmen neden hala anıldığına dikkat çeken Seyyid Muhiddin Hocaefendi, cevabını Meryem suresinin 96. ayetinde görüldüğü ve Kuranı Kerime göre bunun iki hasletten dolayı olduğunu söyledi. Ayetin meali şöyle: “İman edip yararlı işler yapanlar ise, muhakkak Rahman, onlar için bir sevgi verecek, gönüllere sevdirecektir.”

 

Hocaefendi bu vesile ile el-Mümin ismi şerifine değinerek, mümin kelimesinin “güven veren” anlamına geldiğini hatırlatırken, “herkesin evine gittiğinde bir kâğıda, kaç kişi bana güveniyor diye bir liste yapsın. Listeniz kabarık ise hemen Allah’a şükür namazı kılın. Eğer listeniz az ise, tövbe edin. Size güvenen az ise, “ben ne kusur işledim” diye hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. Zira sizlere güvenilmediği takdirde “mümin” özelliğini yitirmişsiniz,” ikazında bulundu.

 

“Amel-i Salih işlenildiği zaman insanın gönlünde ve kalbinde, rahatlık ve ferahlık meydana gelir. Hadisi Şerife göre “amel-i salih, Allah rızası için işlenen ameldir,”diyen Muhiddin Hocaefendi, “ayeti kerimede müjdelenen bu iki hasletin Hz. Geylani’de bulunduğundan dolayı, halen anılmakta ve sevilmekte” olduğunu açıkladı.

 

Türkiye’mizde en büyük ihtiyacın, cami, kitap ve para olmadığını belirten Seyyid Muhiddin Hocaefendi, “asıl ihtiyacımızın, tam anlamıyla kendini Allah’a adamış ve Hz. Peygamberin (s.a.v) sünnetini yaşayan insanlardır”, dedi.

 

“Kuranı hıfz etmiş, çeşitli meclislerde din konuşabilen kardeşlerimizin, maneviyat itibariyle terbiye görmemiş olması, istenilen etki ne yazık ki tahsil edilemiyor” üzüntüsünü dile getirirken, “çoğunlukta taklidi İslam yaşanılmakta” olduğunu belirtti.

 

Tahkiki İslam’ı yaşamak için, Peygamberlerin varisleri olan Allah dostlarına uyun, emrini, Gaziantep halkına hatırlatan Muhiddin Hocaefendi, Kadiri Şeyhi olup İstanbul’da ikamet eden Seyyid Muhammed Ustaoğlu Efendiyi tanıtmıştır.

 

Evladı Resul olup Peygamber neslinden gelen eskilerin değimiyle, “Nurani zat Seyyid Muhammed Efendi Hz.’nin eserleri, bugün Üniversitelerde doktorasını yapan arkadaşlarımıza kaynak kitap olarak gösterildiğini görüyoruz” diyen Hocaefendi, sözlerini şöyle bitirdi:

 

“Bizler ilim ve manevi yönden yetersiz olabiliriz. Bir sürü konuda bilgi yetersizliği yaşayabiliriz. Sizlere hakkı söyleyen ve bunun karşılığında sizden bir ücret talep etmeyen Allah’ın (c.c.) dostlarına uyun. Âlimler güneş gibidir. Bir âlimin ölümü, âlemin ölmesi gibidir. O halde onların ardından gidin, onlara hürmet gösterin. Bi iznillah, mahşerde, onlara uymanın mükâfatı, şefaatlerine nail olabilmektir. Allah ahir ve akıbetimizi hayreylesin.”

 

 

Geylani hazretlerinin salâvatının ardından devranı şerifle tamamlanan program bizi farklı iklimlere taşıyıp, gönül penceremize yansırken, hayatı ve ölümü gönül potasında eriten aşk erleri gönlümüzde meşale tutuşturdu.

 

 

  (Devran-i Şeriften görüntüler)

4.20121031203130.jpg

           

5.20121031203829.jpg

 

 

 

Devranı şeriften video görüntüsü izlemek için buraya tıklayın.

 

Arif AĞIRBAŞ

arif.agirbas@hotmail.de

https://twitter.com/Arif_Agirbas

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 10682 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri