Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aslan DEĞİRMENCİ

Eksen Kayması, Monşerler ve Ulusalcılar

18 Haziran 2010 Cuma

Siyonistlerin insan hakları aktivistlerini katlettiği gün kafasını kuma sokanlar konuşmaya başladı…

Konuşanların çoğunun dış politika uzmanı oluşu ve İsrail konusunda sessiz iken Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyindeki İran'a yaptırım kararıyla ilgili oylamada "Hayır" oyu kullanmasının ardından bülbül kesilmeleri hayli dikkat çekici...

Oysa dış politika uzmanı iddiasıyla seslerini yükseltenler aynı bilgilerini ve deneyimlerini barışa savaş açanların ihlallerine karşı kullanmamışlardı. Örneğin Mavi Marmara Gemisine yapılan barbar saldırı karşısında hiçbiri (!) Siyonist İsrail hükümetinin uluslararası deniz hukuku kurallarını çiğnemesi karşısında görüş bildirmemişlerdi. Görüş bildirmeye kalkanlarda İHH’yı eleştirmeye kalkmışlardı. Yine aynı ekip İsrail’in silahsız ve savunmasız insanlara saldırısını değerlendirmeye gerek duymamıştı. Gerek duyanlar da kutsal yolculuğu karalamaya kalkışmıştı. Öldürücü silahlar ile gemide 1.5 yaşındaki çocuğun rehin alınmasını, 9 aktivistin katledilmesini, 50 gönüldaşın yaralanmasını, yaralılara işkence yapılmasını, Gazze halkına yardım ulaştırmak isteyenlerin MOSSAD ajanları tarafından sorgulanmasını ve tutuklanmasını da hiç gündemlerine almamışlardı. Bu ekip içinde konuyu gündemlerine almaya kalkanlarda siyonizmin avukatlığına soyunarak onların ağzıyla konuşmuşlardı. Tüm dünya (!) barbar katillerden hesap sorulmasını isterken de onlar ortalıkta yoktu. Ortalıkta gözükenler ise yazdıkları yazılar ile adeta katliama ortak olmuşlardı.

Oysa şimdi konuşuyorlar…

Yıllardır süregelen dış politika geleneğinin değişmesi en fazla onları rahatsız etti. Milli çıkarlarımız doğrultusunda atılan her adım onlara tekme gibi geldi. Türkiye’nin kendi değerlerine yönelmesi, geri kalmış ilişkilerini geliştirmesi, siyasi tarihimize aykırı politikaları terk etmesi dillerini çözdürdü. Kısacası kayık olan eksenin yerine oturmaya başlaması hepsini panikletti. Meğer bunlar, komşuları ile sorunlarını çözen, uluslararası arenaya daha güçlü çıkan, Ortadoğu’ya barış getirecek çözüm önerileri üreten, önerilerin ötesinde adım atan, bölgesine hâkim olan ve değerlerini ön planda tutan değil, el pençe bir Türkiye istiyormuş. Meğer içimizdeki barış karşıtları da bunlarmış… Osmanlı'nın devamı olma bilinciyle hareket edilmesine de en fazla bunlar karşıymış… Ülkenin dışarıda ilkeli duruş sergilemesine ve güçlü adımlar atmasına da razı değillermiş… Hepsi suçüstü yakalandı. Ortadoğu’da emperyal güçlerin güdümünde olan dış politikamızın değişmesiyle birlikte başlattıkları ‘eksen kayması’ tartışmaları ile yüzlerindeki maske düştü. Yerli politikalara direnç göstererek yıllardır Türkiye’nin eksenini kaydıranlar meğer bunlarmış. Bugün bunlara destek verenlerin bir çoğu da unutulmasın ki cumhuriyet mitinglerinde ‘Ne ABD Ne AB Tam Bağımsız Türkiye’ sloganlarıyla bağıranlara tam destek veriyordu.

Tabi bir de onlara bakmak lazım. Yani sözde ulusalcılara… İktidarı emperyalistlerle işbirliği ile suçlayıp ‘Ne ABD, Ne AB, Tam bağımsız Türkiye’ sloganlarıyla sokaklara çıkan ulusalcılara… Bunların da ülkenin dış politikada sergilediği dik duruş karşısında sus pus olmaları manidar değil mi?   Ulusalcı cephenin en fazla konuşması gerektiği dönemde sessiz kalması ve emperyalist ülkelerin suratına tokat atılırken meydanlara çıkmaması ne denli samimi olduklarını gözler önüne sermedi mi? Hani emperyalizme karşıydılar? Karşıydılar ise bugün neden emperyal güçlere direnen ve rest çekenlerin yanın da değiller? Sahi Cumhuriyet mitinglerini organize eden ADD ve ÇYDD Türk bayraklı yardım gemisine yapılan kalleş saldırıyı kınadı mı? Bir çok sivil toplum örgütü alanlarda Siyonist vahşeti lanetlerken, onlar neredeydi? Peki internet sitelerine İsrail’i kınayan tek açıklama koydular mı? Hemen her konuda açıklama yapmayı, kınamayı, hedef göstermeyi ve imza kampanyası başlatmayı alışkanlık haline getirenler şimdi neden sessiz?

Bu yazı toplam 3184 defa okunmuştur
işbirlikçiler
Kemallettin
Konu milli çıkarlar ve ortadoğu olduğu zaman eşzamanlı olarak seslerini yükselterek eksen kayması , mahalle baskısı vb. tartışmaları başlatmaya çalışanlar işbirlikçidir.
21 Haziran 2010 Pazartesi 18:30
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
3 mü desemki?i kafam karıştı
ömür
tamam bizim kesimin eksen kayması oldu demesininaksine,EKSEN FİLAN kaymadı,ama BİRŞEYLERİN KONTROLÜMÜZDE OLMADIĞINIDA SÖYLEYEBİLİRMİSİNİZ?
19 Haziran 2010 Cumartesi 17:12
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
2
ömür
israil baskının savunulacak hiçbir yanı yok!fakat samimi olarak söylermisiniz GEMİ KRİZİNİ TÜRKİYE BAŞINDAN BERİ YÖENETTİMİ?eğer yönetti diyeniniz var ise ozaman bir sorum daha olsun.israil askerleri gemiye baskın yapmadan önce davutoğlu erdoğan latin amerikada var gücüyle İLİŞKİLERİ YUMUŞATMAK için netenyahu görüşmesini MÜZAKERE ETMİYOMUYDU? bir araya eliniyor ikinci günü savaşın eşiğine geliniyor.
19 Haziran 2010 Cumartesi 17:06
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
2
ömür
metinlerden sözlerden ve başlıktan KENDİ NİYET ve EMELLERİNE UYGUN MANŞETLER çıkararak,OKURU BAHSE KONU İNSANLAR hakkında BÜHTAN SAHİBİ YAPMAYI GAZETECİLİK MARİFETİ SAYIYOR sn DEĞİRMENCİ;
19 Haziran 2010 Cumartesi 16:35
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
eskinin milliyetçiliği, oldu ulusalcılık!
ömür
ben öncelikle bu kavramları kendilerine göre ifade etmelerini yadırgıyorum.neden derseniz ÜLKENİN hala ve şiddetle bir şuurlandırma hareketi olan,sizin tabirinizle olarak ULUSALCILIĞA ,ihtiyacı vardır.yani PUSULA ve MİHENK olmaları gereken ulusalcılığın bir SUÇMUŞ gibi gösterilmeside doğrusu çok komik!
19 Haziran 2010 Cumartesi 16:28
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri