Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aslan DEĞİRMENCİ

MHP’yi bekleyen gerçek tehlike!

04 Aralık 2010 Cumartesi

Referandum süreci kapandı ama hesap kapanmadı! Esas hesaplaşma 12 Haziran Genel seçimlerinde!

12 Eylül darbesinin ardından cezaevinde işkencelere maruz kalan ülkücüler, referandum öncesi defalarca deklarasyon yayınlayarak ‘evet’ diyeceklerini açıklarken, MHP’yi de ısrarla uyarmışlardı.  Türkiye bir yol ayırımındadır. Ya darbeleri ilelebet tarihe gömecek ya da öz vatanında esir muamelesi görmeye devam edecektir” diyerek başladıkları bildiriyi, “Her Türk Milliyetçisi anayasa değişikliğini desteklemelidir” uyarısıyla sonlandırmışlardı. Deklarasyonun öncülüğünü Manisa Ülkücüler Davası sebebiyle 11 yıl hapis yatan dönemin Ülkü Ocağı başkanlarından Avukat İrfan Sönmez ve Ülkü Ocakları eski başkanlarından, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’na yakınlığıyla bilinen ve 7 yıl cezaevinde işkencelere maruz kalan Dr. Ahmet Selçuk Özdağ yapıyordu.  Deklarasyona ilk destek ise ülkücü camianın önde gelen isimlerinden, 19. dönem milletvekili Ökkeş Şendiller, 12 Eylül darbesi sonrası yıllarca hapis yatmış ve akıl almaz işkenceler gören GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Zeynel Abidin Kıymaz ve 1980 ihtilalinde 11 yıl cezaevinde yatan ve idamla yargılanan Balıkesir eski Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Ulu’dan gelmişti. Yusufiyeli Ülkücüler Derneği Başkanı Hasan İlter de deklarasyonu imzalayan bir başka isim olmuştu. MHP’de ‘bildiri’ etkisi meydana getiren ilk deklarasyonu imzalayanların sayısı 39 iken, Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı Ramiz Ongun’un ilk kez Gazeteci Başak Karsak’a yaptığı açıklamalar ile referanduma desteğini açıklamasından sonra MHP Kurucular Kurulu üyeleri de anayasa değişikliği paketini destekleyeceklerini duyurarak sayının yüzleri aşmasını sağlamışlardı. Ülkücü hareketin içinde 1977 yılında en hareketli günlerini yaşayan Ülkücü camianın önde gelen isimlerinden Hakkı Şafak Ses, MHP’nin eğitimcilerinden Lokman Abbasoğlu,  Prof. Dr. Mustafa Çalık ve 12 Eylül mağduru eski Edirne Ülkü Ocağı Başkanı Sıddık Demir’in ‘evet’ çağrıları ise kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı.  Ardı ardına sivil toplum örgütlerinden ‘evet’çi ülkücülere gelen destek açıklamaları da sandığın rengini daha o günlerden belli etmişti.

Buraya kadar tamam… Tüm bu çağrılara, deklarasyonlara, uyarılara ve demokrasi çağrılarına MHP’den gelen ilk ses “dönekler” şeklinde olmuştu. Darbe ile hesaplaşmak isteyen Ülkücülere ağır sözlerle hakaretler “ihanet” suçlamalarıyla devam etmişti.  Derken referandum kapıyı çalmış sandıktan ‘evet’ çıkmıştı.  MHP ile CHP ise şaşkınlık içersinde birbirlerine düşmüşlerdi. İki parti yetkilileri yüzde 42’yi paylaşma yarışına girerken özeleştiri yapmaya gerek bile duymamışlardı.  Ancak seçimler yakındı. MHP’de değişen bir şeyler var gibiydi. MHP Genel merkezinde ufak bir hareketlilik derken Devlet Bahçeli’den partide yer alan veya ülkücü geçmişi olan ancak çeşitli sebeplerle gönül bağını koparmış isimleri yeniden kazandırma çağrısı gelmişti. Ardından bir iki görüşme. Ancak ‘evet’çi ülkücüler Bahçeli’nin çağrısını samimi bulmayarak, “geri dönün” davetini geri çevirmişlerdi. Hatta söz konusu davetin baraj altı kalma kaygısından dolayı geldiğini açıklamışlardı.  Hani haksız da sayılmazlar. Referandum sonrası yapılan araştırmaların sonucu ‘evet’çi ülkücüleri haklı çıkartıyordu.  Şimdi bugüne bakalım…

Hemen bir soruyla başlayayım: Diyelim ki ‘evet’çi hareket kısa sürede bir siyasi oluşuma dönerse MHP’nin hali ne olur? Söz konusu hareketin içinde yer alan isimlerin bazılarını saydım. Hepsi Türk siyasetinin içinden gelme ve teşkilatçı yönleriyle tanılıyorlar. Bunu kısa sürede başarmaları imkânsız değil…

Tamam. Varsayalım olmadı. Çünkü bu isimlerin birçoğu sadece Devlet Bahçeli’ye değil topyekûn Türk siyasetine küsler. Ama içlerinden öne çıkan bazı isimler var. Sizin de dikkatinizi çekmiştir. Bu isimlerin MHP dışında bir partiden 12 Haziran Genel seçimlerinde aday olduğunu düşünün… Ya da aktif bir şekilde MHP dışında farklı siyasi partilere destek verdiklerini…

Üç ihtimalli denklem:

1-    MHP’nin alternatifi bir siyasi oluşum.

2-    MHP dışında bir başka partiden milletvekili adayı olma.

3-    Dışarıda kalıp ancak MHP dışında muhafazakâr bir partiye destek verme.

Üç ihtimalli denklemin sonucu: MHP baraj altı, Türkiye siyasetinde yeni dönem, TBMM’de yeni yüzler ve MHP’yi değişime sürükleyecek zorunluluk… Haberiniz olsun 3 ihtimalin de geçerli olduğu bir sürecin içerisindeyiz. Ve çok ciddi gelişmelere hazır olun. Ben bugünden yazmış olayım. Siz en azından bir yere not alın.

Bu yazı toplam 4740 defa okunmuştur
hadiiii
murat keskin
Yorumunuz olumsuz içerikten dolayı yayımlanmamıştır.
05 Aralık 2010 Pazar 09:41
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
O kadar
Kemal Can
Bu idealist insanlar meclise girmelidir.
05 Aralık 2010 Pazar 01:08
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
haydi oradan haydi hadi
bahdır bahce
Bende bir 12 eylül mağduruyum ama ocak terbiyemle hayır oyu kullandım MHP nin başında kim olursa olsun MHP bir idaldir bir idolojidir bir fikirdir baraj korkusu yokturdur AKP satılmışları ne kadar çabalarsa çabalasınlar teşkilat doktirin lider düşüncesi dünki gibi canlıdır boş yere çabalamayın sokaga inmiyeceğiz cilo ya gabarada gitmiyeceğiz ama yudumun her noktasında olacağız hiç bir zaman ihanete boyun eğmiyeceğiz
04 Aralık 2010 Cumartesi 18:15
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Rast Gele
Sümeyye
Bence MHP siyasi misyonunu tamamlamıştır. Bu arkadaşların MHP'den zamanında kopuş nedeni de MHP'nin değişime ayak uyduramamasındandır. Bence yeni adımların atılma vakti gelmiştir. Allah Yollarını açık eylesin
04 Aralık 2010 Cumartesi 12:39
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Ne diyelim!
Selami
desenize MHP'de bitiyor...
04 Aralık 2010 Cumartesi 11:23
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri