Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aslan DEĞİRMENCİ

Paralel Devlet’in ağabeyleri neden kartallaştı?

09 Ocak 2014 Perşembe

Plan tutmayınca kılıç kuşandılar

Paralel Devlet ve medyadaki kalemleri yeni değil uzunca bir süredir zihinlerde hatalı bir imaj oluşturmak için çalışmalar yürütüyor.

Tek merkezden sipariş edilen konular üzerinde eş zamanlı harekete geçiliyor, propaganda, eğitim ve provokasyon yapılıyor. İnsanları değiştirmek, dönüştürmek ve tabi ikna etmek için beyin yıkama seansları düzenleniyor. Gücü yitirmemek için elinde tuttuğu topluluğun düşüncelerini, duygularını, davranışlarını, tavır ve hareketlerini etki altına almak ve onları kirli savaşlarına ikna etmek için çaba sarf ediyor.

Beyaz propaganda ile başladılar… Silah geri teptiğinde, Gri, Siyah hatta Silahlı Propagandayı bile denediler. Hiçbir zaman doğruluğu kanıtlanamayan iddialar ile savaştılar. Kaynaklarını ‘sır’ gibi sakladılar. Çünkü kaynak aslında kendi paralel yapılarıydı. Masa başında hazırlanan iyi senaryolar ile rivayetleri dilden dile dolaştırmayı başarıyorlardı. Yeterli ve açık, çok net olan konuları bile şüpheli gösterecek kadar özel eğitime tabi tutulmuşlardı. Bu yöntem ile ‘iyi’ olan her şeyi gölgelendirmeyi hedefliyorlardı.

Zihinlerde alçakça oluşturdukları şüpheler üzerinden doğruluğu tartışılamaz olan bir konuya yalanlar sokup, bilgi kirliliği meydana getirip karşı tarafı küçük duruma düşürmek ise en büyük yöntemleriydi. Eleştiri kesme yöntemleri de oldukça profesyoneldi. Özellikle komplo ve şantaj ile denemeler yapılıyor tutmadığı zaman iftira ile yollarına devam ediyordu. Gerçekleri manipüle etmek için şayia yaratmak konusunda oldukça deneyimli olduklarından sıkıştıklarında toplumsal sağlıksız atmosferler oluşturuyorlardı. Hiçbiri ahlaki, insani olmayan her metoda başvururken tepki karşısında din üzerinden sosyolojik savaşa başlıyordu. Dinden bile çıkar sağlayacak kadar ileri gidiliyor, bir dokunulmazlık zırhı ile yollarına devam ediyorlardı.

Peki bu yapı nelere karşı:

· 28 Şubat davasının derinleşmesine ve tüm ayaklarının ortaya çıkartılmasına karşılar.

Konuyu açalım. Ergenekon davası başladığı anda ismi camia tarafından konulmuştu: “Asrın davası” Sonra çalışmalar… Konu hakkında toplumda bilgi ve haberlerin yayılmasına olanak sağlayan araçların tümü devreye sokuldu. Özellikle medya üzerinden büyük bir destek sağlandı. Gerisini biliyorsunuz… Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Ancak 28 Şubat süreci başladığında camiada bir sessizlik hâkimdi. Hatta paralelciler çoktan ‘uzlaşma’ arayışına başlamışlardı. Uzunca bir süre kendisini 28 Şubat mağduru olarak sunan Nazlı Ilıcak, dalgalar başladığında, “Umarım dalgalar genişlemez” diyordu. Oysa Ergenekon dalga operasyonlarında Ilıcak ve kadrosu tersi bir tutum sergiliyor, koro halinde yeni operasyonlar için eş zamanlı bağırıyorlardı.

Evet bağıranlardan biri de bendim. Ben özellikle Fırat’ın ötesindeki yapıya ve P2 locasına işaret ederken aynı yapının psikolojik harp sitesi cevap veriyordu: “P2 ve Fırat’ın ötesi diyenler soruşturmayı sulandırma gayreti içerisinde.” Oysa öyle değildi gerçek. Çünkü Ergenekon’un çatı yapısı JİTEM, en büyük destekçisi localardı. Öyle ki localara dalga geleceği sırada operasyonlar sonlandırıldı, Güneydoğu’da başlayan kazılar ise ansızın yalan oldu. Yani aslında bize gösterilen ve ikna ettirilmeye çalışılan Ergenekon’un sadece alt kadrosuydu.

Neyse konumuz 28 Şubat darbe davasıydı… Darbe belgeleri ortadaydı. Tabi deliller ve mağdurlar da… Ancak paralel devlet üyeleri, yapılmış bir darbeyi yok sayıyor, Ergenekon sürecinde sahada yaptığı çalışmaların hiç birini gerçekleştirmiyordu. Tepki geldiğinde ise bir iki güncel konu ile 28 Şubat davası haberi yapılıyordu. Kısacası yapı 28 Şubat davasının derinleşmesine ve tüm ayaklarının ortaya çıkartılmasına karşıydı. Karşı olmasaydı sanıklar serbest bırakıldığında enformasyon gücünü ortaya koyardı.

Ergenekon sanıklarının mahkemelere yaptıkları itirazlarda bile ortalığı yıkan yapı, post-modern darbenin mimarları serbest kaldığında sessiz sedasız yerinde oturarak aslında içinde olduğu projeyi görmemizi sağladı.

Sonuçta yargılananlar İsrail’in ‘iyi çocuklarıydı.’

· Türkiye’nin, son kırk yıldır emperyal bir oyuna dönüşen Kürt Sorununu çözme iradesine karşılar.

Sadece kendi için değil Ortadoğu’ya rol model olacak bir barış için küresel güçlere kafa tutularak başlatılan Çözüm Sürecine başından beri karşı olan paralel devlet, medya gücüyle her türlü kirliliği yapıyor. Bu gücünü küresel Ergenekoncular ile birleştirdiğinde Oslo sürecini deşifre ederek, büyük bir ihanete imza atıyor, sürecin mimarlarını etkisizleştirmek için algı çalışması yürütüyor.

Gizli servis örgütleri ile birlikte hareket ederek istihbarat denemeleri, hatta ellerine molotof tutuşturdukları gençler ile provokatif eylemlere bile girişiyordu. Gizli servis örgütleri bir bilenler üzerinden çirkin bir proje yürütüyor, kaos üretmek için kalemlerini kana batıran çete üyeleri üzerinden psikolojik savaşın en üstün taktik ve tekniklerini kullanarak barış ile savaşıyorlardı. Bir de ‘ama’ ve ‘ancak’ larla dolu cümlelerle sürece destek verdiklerini ima ediyorlardı.

Kur’an-ı Kerim münafıklar tarafından psikolojik savaş yönteminin kullanılmasını şu şekilde beyan etmektedir: İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “inandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Olayın tam da özeti bu…

· Suriye’ye yardıma, Mısır darbesine karşı koyanlara, Müslüman Kardeşlere, Bangladeş'te Cemaat-i İslam’a, Tunus’ta Nahda Hareketi’ne, HAMAS’a ve Çeçen mücadelesine karşılar.

Kısacası Neo-Con ve Neo- Bolşeviklerin karşısında direnen, küresel emperyalizme karşı savaşan hangi yapı varsa karşılar. Bu yapılara destek veren devlet dahi olsa hainlik yapmayı göze almışlar. (Bunu TIR komplosu ile de ispatladılar.)

Tüm direnişler emperyalizmin planlarını bozarken, dinler arası diyoloğun devreye sokulması ise büyük oyunu deşifre ediyor. İslamsız sahte dinci fikirlerle emperyalizm'in istediği Müslüman profili tutmayınca da kılıç kuşanıyorlar. Gayet sakin, uzlaşmacı gözüken rol ağabeyler ansızın birer kartala dönüşüyor. Avının peşine sinsice düşen kartal ilk fırsatta pençesini konuşturuyor.

Kel kartal avını parçalamak için hamle yaptığında fırsat kollayan akbabalar boş durmuyor.

İnsani olmayan yöntemler ile büyük propaganda ve medya imkânlarını kullanarak her gün Yeni Türkiye aleyhine psikolojik savaş yürütenlere bir de bu boyuttan bakın…

www.twitter.com/aslandegirmenci

degirmenciaslan@gmail.com

Bu yazı toplam 1968 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri