Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aslan DEĞİRMENCİ

Paralel senaryoda BÇG ve Balyoz imzası

26 Şubat 2014 Çarşamba

28 Şubat darbe döneminde dinleme merkezi Genelkurmay Elektronik Sistemler (GES) Komutanlığıydı.

ABD ve İsrail'de yapılan gizli toplantılarda karar alınıyor, binlerce kişi önce dinleniyor, ihbar mektupları devreye sokuluyor, sahte deliller üretiliyordu. Ardından fişlemeler, brifingli yargı kararları ve BÇG eliyle toplum kafese alınıyordu.

Bu süreçte BÇG, 6 milyona yakın insanı fişledi. (Bu fişlemeler sırasında sadece askeri personel değil, ailelerinin de kullanıldığı biliniyor.) İllegal BÇG, Emniyet İstihbarat Dairesi'nin 1997 yılında ulaştığı belgelerle ortaya çıktı. 16 Nisan 1997 tarihli bütün askeri birimlere gönderilen skandal belgede, laiklik aleyhtarı faaliyetlerin arttığı iddia edilerek camilerin gözetim altına alınması emrediliyordu. Plana göre görevli askeri personel camilere gidecek ve laiklik karşıtı fiil ve sözleri ivedilikle garnizon komutanlıklarına bildirecekti. İlk faaliyet alanları camiler oldu ardından toplumun yüzde 10’u fişlendi. Süreç Anadolu çocuklarının kurumlardan tasfiyesi ve milli iradenin ayaklar altına alınması ile sonuçlandı.

GES Komutanlığının görevini bugün Paralel Yapı üstlenmiş ve 7 bin kişi eş zamanlı dinlenerek, sanal bir terör örgütüne dâhil edilmek istenmiş. Tabi asıl rakam daha korkunç: 300 bin kişi bu kirli yapı tarafından dinlenmiş, yedeklenen tapeler yurt dışına çıkartılmış ve CIA ile Mossad ile paylaşılmış. Yeni paralel ‘BÇG’de 28 Şubat sürecinde olduğu gibi ABD ve İsrail'de yapılan gizli toplantılar sonrasında Anadolu uyanışını engellemek için kritik bir rol üstlenmiş. Kurgulanan örgütün lideri (1 Numarası) Yeni Selahaddin Eyyubi (Recep Tayyip Erdoğan), destekçileri Haçlı Kuşatmasını delmeye çalışan gönüllüler ordusu.

Hatta daha da açalım ve örneklendirelim…

Bugün ‘Selam Terör Örgütü’ soruşturması kisvesi altında mahkemeler kurarak, insanları cezaevlerine tıkmayı planlayanların örnek aldığı bir olay var… 28 Şubat döneminde Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilen bir ihbar mektubu var. 03 Nisan 1997 Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilen ‘ihbar mektubu’nda Türkiye İsyancı Şeriat Komandoları Ordusu (TİŞKO) adlı hayali bir örgütten bahsedildiği görülüyor. İçeriği tamamen kurmaca ve senaryodan ibaret olduğu belli olan ‘ihbar mektubu’nda, örgütün üye sayısı yüz elli bin olarak belirtiliyor. 28 Şubat sürecinin olağanüstü şartlarının kurbanı olan MGV’nin hayali örgütle temasının olduğunun iddia edildiği mektupta, masa başında hazırlanan senaryo ile Emniyet’ten gereğinin yapılması isteniyor. Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilen ihbar mektubunun eklerinde ise ‘bilgi notları’na yer verildiği görülüyor. Nereden bilgi alındığı belirtilmeyen notlarda, TSK tarafından irtica paranoyası üretilip, İslami kuruluşlara operasyon yapılması beklentisi içine girildiği anlaşılıyor. Bilgi notlarında, hiçbir delil sunulmadan laik düzeni yıkmak için harekete geçtiği iddia edilen kişilere İran’dan maddi destek sağlandığı ifade ediliyor. Bilgi notlarında, sözde illegal faaliyetler yürüten ve İran’dan destek aldığı öne sürülen isimlere ve sorumlu oldukları bölgelere de yer veriliyor. Ancak deliller Emniyet istihbarat tarafından yetersiz bulununca TİŞKO buharlaşıyor ve yüz elli bin kişi cezaevini boylamaktan son dakika da kurtuluyor. Ancak TİŞKO’ya operasyon yapmayanların kellesi tek tek alınıyor.

“Dün TİŞKO bugün Selam” diyerek devam edelim…

Balyoz planı var bir de…

12 Eylül'ün model alındığı Balyoz Planı'nda benzeri görülmemiş toptan temizlik hedefleniyordu.

Önce teknik takip…

Ardından fişlemeler…

Tamı tamına belirlenen 200 bin isim.

Cuntaya direnecek gazeteciler, akademisyen, STK temsilcileri, siyasilerle birlikte 200 bin kişi eş zamanlı operasyonla gözaltına alınarak, Şükrü Saraçoğlu ve Burhan Felek Statları ile Ümraniye Netaş tesislerine getirilecekti.

Mahkemeler kurulacak, milli irade kafese alınacaktı.

İşte Selam Planı tutsaydı yaşanacak olanlar bunlardan farksız değildi. Birileri 7 bin rakamını abartılı bulurken Şükrü Saraçoğlu ve Burhan Felek Statları ile Ümraniye Netaş tesislerinin nasıl doldurulmaya çalışıldığını anlaşılan unutmuş!

Tek fark şu;

Paralel yapının tezgâhı tutsaydı devreye Arena stadı sokulacak, istiklal mahkemeleri orada kurulacaktı. Aynı Mısır’da olduğu gibi sanal örgütün 1 numarası da mahkemeye kafes içerisinde getirilecekti. Mısır’da küresel güç odaklarının yörüngesine girmeyen Müslüman Kardeşlere reva görülen uygulama AK Partililere yapılacaktı. Selefilere biçilen küresel rol Türkiye’de hizmetçilere verilecekti. Tutmadı beyler!

www.twitter.com/aslandegirmenci

degirmenciaslan@gmail.com

Bu yazı toplam 870 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri