Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Atila ALTUNTAŞ

İnsanın saadete ereceği en ideal makam

03 Nisan 2012 Salı

“Hiç’’ lik, kendini işe yaramaz, zavallı birine benzetmek değildir. Aksine Hz. Ali’nin dediği gibi ‘’bir adem bir alemdir’’ sözünün içeriğini keşfedip, bedeni cisminin özüne dalarak hiçliğini fark etmektir. Hiçlik insanoğlunun kendi içindeki okyanusu seyretmesi, içine dalıp zenginliklerini fark edeceği ana kadar sabırla beklediği durumdur.

Geçenlerde Taraf gazetesi başyazarı Ahmet Altan, köşe yazısının birinde, gençlik döneminden ölümüne kadar hiç'lik içinde yaşamış üstat Necip Fazıl'dan güzel bir örnek verdi. Üstat Necip Fazıl, Ahmet Altan'ın babası Çetin Altan'a, “Çetinciğim, ben düşmem, niye biliyor musun çünkü ben yerde oturuyorum”. Diyerek dava adamı olduğunun altını çizmiş

Şöhretinin zirvesinde iken felsefi arayışlarını sürdürüp içinde yeni bir dönemin doğum sancısını hisseden Necip Fazıl için 1934 yılı gerçekten de hayatının yeni bir dönemine başlangıç olur. Cafcaflı hayatını en koyu rengiyle yaşadığı günlerde Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanışarak hiç'liğe adımını atar.

Herkesin severek fıkralarını okuduğu Müderris ve âlim olan Nasreddin Hoca, bilgindir ama bilgiçlik taslamaz. Hayatı sadece kitabi bilgilerle yorumlamaz. Meseleler karşısında sırf kitabi bilgilerin kurallarıyla hareket etmez. Aklını da kullanarak çözümler bulur. İşte hocadan karşısındakine ‘’Hiç’lik dersi…

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
“Sen kimsin?”
...“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
"Hiçlik makamında!”

 İnsanın kendini tanıması, her işin başlangıç kısmını oluşturur. Eski çağlarda filozofların kapısında "Kendini hiç bil!" yazılı imiş. "Kendini hiç bilen, Rabbini bilir; kendini dev bilen, Rabbini de unutur ve telef olur…

  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5118 defa okunmuştur
Hakiki Kulluğun Adı: Hiçlik
Işık
Matematikte bir kural vardır: Bir büyük kümenin içindeki alt kümeler, büyük kümenini kapsamı içindedir. Yani alt kümeyi yok saysak da "hiç" saysak da durum değişmiyor. İnsan da böyle. Madem Allah yaratandır ve insan bunun farkındadır; o zaman "hiç"liğini de bilecek."Hiç"lik, farkındalıktır, Allah'ın güç ve kudretine gerçekten inananların, hayatını O'nun isteklerine göre yaşayanların ulaşacağı en yüce makamdır. "Yaratılmış olma" gerçeğimiz bile insana "Sen hiçsin!"diye haykırırken bize düşen şey; verilen ömür süremizde Yaradan'a halis bir"kul", Peygamber Efendimize sadık bir "bende" olmaktır. Zaten İslamiyetin özü de "La ilahe illallah, Muhammeder Rasulullah!" demek değil midir? Butün hakikat, bu söz çekirdeğinde gizli. İşte asıl marifet de yaşarken bunu keşfedip, Yaradan'ın karşısına bu ikrarla çıkmaktır. Gönlünüze ve elinize sağlık... Selamlar.
16 Nisan 2012 Pazartesi 14:11
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri