Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Av. Mehmet YALÇINKAYA

ARİN, SİBEL ve ÖLÜM

23.07.2015 10:10

Yazıma Suruç’ta meydana gelen ve hepimizi üzen olayla ilgili Diyanet İşleri Başkanı Sn. Mehmet Görmez’in resmi açıklaması ile başlamak istiyorum. Zira akl-ı selim sahibi hemen herkesin ortak duygu ve düşüncelerini dile getirmiş:

“Ramazanın rahmet iklimi ve bayram sevincinin gölgesi henüz üzerimizdeyken bu vahşetin işlenmiş olması, bu vahşeti işleyen şer güçlerin bir kez daha herhangi bir din, inanç, ahlak ve değer tanımadıklarını ortaya koymuştur. Kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, kime karşı olursa olsun terörün meşru hiçbir yönü yoktur. Bu eylemler insanlığı hedef almakta, ortak değer ve idealler etrafında kurumsallaşan huzur ve barış arayışını da tehdit etmektedir. Halkımızın her türlü nefretten, şiddetten uzak kalarak, sağduyu içinde birlik ve beraberliğimize her zamankinden çok daha bağlı kalacağına olan inancımı paylaşıyorum.”

Bu inancı, sağduyu sahibi hepimizin paylaştığına inanıyorum. İnşallah birliğimize, dirliğimize, ülkemize kast eden hainlerin hevesleri bir kere daha kursaklarında kalacaktır.

Bu temenni ve duadan sonra, her kesimden, herkesin sorması gerektiğine inandığım sorulara geçelim. Aslında aşağıdaki soruları veya benzerlerini, yazılı ve görsel basında da sorulması ve bu elim saldırının, ucu kim/ler/e dokunursa dokunsun irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Evet, sorgulamak gerekir. Ama bir hususun da altını çizmekte yarar var. Sorgulamak için, uyuşmamış/uyuşturulmamış bir beyne sahip olunması gerektiğini de unutmamalıyız.

1.Gençleri oraya gönderen MLKP bu kadar güçlü bir örgüt müdür? O gençlere kim veya kimler niçin saldırdı? Gençlerin konuşma yapacakları yeri ve zamanı kimler biliyordu? Hakan Fidan’ın milletvekilliği aday adaylığı süreci Milli İstihbaratımızda zaaflar mı meydana getirmiştir?

2.Hemen bir başka soru: Bu katliamdan IŞİD sorumlu tutulacaksa eğer, IŞİD bu kadar bilgiyi nasıl, nereden ve kimden alabilmiştir? Sınır güvenliğimiz yine yok olma tehlikesi ile karşı karşıya mıdır?

3.Bu vahşetin neticesinden, kimler (kişi, örgüt, devlet) yarar sağlamaktadır?

4.(Bu soruyu gerçekten çok önemsediğim için soruyorum) Patlamanın ardından sadece 1 dakika 28 saniye sonra, ODTÜ bahçesinde pankartlı yürüyüş nasıl yapılabilmiştir? Üstelik bu pankartta olayın faillerine dair bilindik ifadeler nasıl yer almıştır?

5.Bombalı saldırıda ölenlerin çoğunun batıdan gelen “sosyalist gençler” olmasının izahı nedir? Kürtlerin yaşadığı bir yerde, böylesine önemli bir toplantıya Kürt gençlerinin ve HDP’li Kürt milletvekillerinin yeterli katılım yapmaması manidar değilse nedir? Bir Kürt yetkili veya aydını bu konuda açıklama yapma zahmetine katlanacak mıdır?

6.Meydanı gören kameraların bozuk olmasının ve kayıt yapmamasının sebebi HDP’li belediye başkanına sorulacak mıdır?

7.Önemli bir soru daha: Alana giren kişilerin polis tarafından aranmamasını sağlayan, "gerekli güvenliği biz sağlarız" diyen HDP’li gençlerin ifadesi alınacak mıdır?

8.Bu vahşet, her türlü zorlamaya karşın Suriye topraklarında IŞİD’e karşı bir kara harekâtına girmeyen Türkiye’yi buna zorlamak amacı taşıyor alabilir mi?

9.Koalisyon görüşmeleri devam ederken gerçekleştirilen bu bombalı eylem; AK PARTİ’ye CHP ile hükümet kurması için tehdit midir?

Her bombalı saldırıdan veya Türkiye sınırları dışında emperyalist güçlere yönelen her hangi bir olaydan Türkiye’yi ve AK Parti hükümetini sorumlu tutanların peşin hükümlü ve art niyetli oldukları artık bilinen bir gerçek. Yazımda böylesine çarpık düşüncelere girmeyi düşünmedim bile. Olumsuz her olayın faturasını özellikle Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’a çıkartmaya çalışmak, bir sonraki vahşetin zeminini hazırlamakla eşdeğer bence. Sorumluluk sahibi insanların söz ve açıklamalara ayrı bir özen göstermesi gerekir. Özellikle HDP sözcülerinin olay hakkında kışkırtıcı ve nefret söylemleri kabul edilemez.  

Son olarak satır aralarında geçen ama dikkatlerden kaçan bir hususu hatırlatarak yazımı bitiriyorum:

Suruç’ta ölenlerin attığı son slogan şuydu: “Arin’den Sibel’e, yürüyoruz zafere.” Sloganda bahsedilen Arin ile Sibel kimmiş diye merak ettim.

Arin Mirkan: Suriye’deki terör örgütü PYD’nin askeri gücü olan YPG’nin kadınlar kolu olan YPJ’nin bir elemanı. Kobani’de canlı bomba olarak ölmüş.

Sibel Bulut: MLKP Yani Marksist - Leninist Komünist parti elemanı. Kobani’de öldürülmüş.

Bu iki canlı bomba için ağıt yakarken, başka bir canlı bombayla öldürülmek kaderin bir cilvesi olsa gerek.

Allah (cc) cümlemize hayırlı ve bereketli bir hayat, güzel ve iman-ı kâmil ile ölmeyi nasip etsin. 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4250 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri