Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Av. Mehmet YALÇINKAYA

BİTMEYEN GECE

21.08.2014 00:04

Bu yazımda okuyucularıma bir kitabı ve bu vesileyle yazarını tanıtmak istiyorum.

Çocukluk arkadaşım, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde Türk İslam Edebiyatı hocası Doç. Ali Öztürk (ki, yazmak konusunda beni en fazla yüreklendirenlerin başında gelen aziz dostum) bir sohbetimizde;

-MİTAT ENÇ’in, Uzun Çarşının Uluları kitabını okudun mu? Bu kitabı okumayan Türkçe yazılmış anı-öykü kitabı okudum demesin diye iddialı bir cümle kursam yanlış söylememiş olurum. Mutlaka okumanı tavsiye ederim, dedi.

Ertesi gün, bu kitapla birlikte Mitat ENÇ’in, bulabildiğim diğer iki kitabını hemen aldım. Hani bir söz vardır: Bir kitap okudum hayatım değişti. Bu yaşıma kadar okuduğum kitaplar içerisinde, bitmesin diye -sanki aspirin niyetine- her gün birkaç sayfa okumakla yetindiğim kitaplardan birisi Uzun Çarşının Uluları oldu.

Bu kitabın tanıtımını başka bir yazıya bırakmak istiyorum. Çünkü bunlar nasıl öyküler, ne güzel ifade ve betimlemeler diye düşünürken, Mitat ENÇ’in kendi yaşam öyküsü olan BİTMEYEN GECE kitabı adeta beni büyüledi. İkinci kere okumaya başladığımda, bu kitabı okuyucularıma tanıtmak zorunda hissettim kendimi.

Önce yazarın hayatı hakkında bilgi vereyim:

1909 yılında Gaziantep’te doğmuştur. Antep savaşı yüzünden kesintiye uğrayan ilköğrenimini 1923’te bitirmiş, orta öğretim için İstanbul Lisesi’ne yatılı olarak girmiştir. 1929 yılında lise öğrenimini tamamlayıp İstanbul Darülfünun Hukuk Fakültesi’ne yazılmıştır.

Birinci sınıfın sonunda sınavlara hazırlanırken gözlerinden hastalanmış ve öğrenimini bırakmak zorunda kalmıştır. Üç yıldan fazla İstanbul ve Viyana sağlık kurumlarında şifa aradıktan sonra sakatlığını kabullenmek zorunda kalmıştır. İkinci kez Viyana’da bulunduğu sırada Viyana Yüksek Pedagoji Enstitüsü’nde, özürlü çocukların eğitimi konusunda yeniden öğrenime başlamış, iki yıl sonra da Sağlık Bakanlığı’na bırakılan bir burstan yararlanarak, öğrenimini sürdürmek için ABD’ye gitmiştir. 1936’da Colombia Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden lisans diplomasını, 1939’ta Harvard Üniversitesi’nden yüksek lisans diplomasını alarak yurda dönüp, 1940 yılında MEB’e bağlı Gazi Eğitim Enstitüsü’nde “Marazi Ruhiyat” okutmak üzere ilk görevine atanmıştır.

1950’de özürlü çocuklar için okul açmakla görevlendirilerek, Ankara Körler Okulu’nun kurucu müdürlüğünü de üstlenmiş; 1952 yılında Özel Eğitim alanına personel yetiştirmeyi hedefleyen Gazi Eğitim, Özel Eğitim Bölümünü kurarak üç yıl bölüm başkanlığı yapmıştır.

1956’da Ford Vakfı bursu ile doktora yapmak üzere ABD İllionois Üniversitesi’ne gitmiş ve 1958’de çalışmalarını tamamlayarak ülkeye dönmüştür.

1958-60 yılları arasında Gazi Eğitimdeki görevine ek olarak ODTÜ Eğitim Fakültesi kurucu dekanlığına atanmış, iki yıl süreye bu görevi yürütmüştür.

1960’ta MEB Talim ve Terbiye Kurulu üyeliğine tayin edilmiş, Gazi Eğitim’deki görevi ile birlikte sürdürmüştür.

1965’te Ankara Üniversitesi’nde kurulan Eğitim Fakültesi’ne kadrosu nakledilmiş, burada Özel Eğitim Bölümünü kurup 1977’de emekli oluncaya kadar bölüm başkanlığı yapmıştır. Bunların dışında çeşitli tarihlerde ek görevlerle Ankara Yüksek Okulu Sosyal Hizmetler Akademisi, Hacettepe Üniversitesi gibi kurumlarda öğretim üyeliği yapmıştır. Doç. Dr. Mitat ENÇ, yıllarca özürlülere ilişkin çeşitli uluslararası kurumların kongre ve toplantılarında da ülkemizi temsil etmiştir. Yazarın telif ve çeviri on altı eseri, gazete ve dergilerde çıkmış birçok makaleleri bulunmaktadır.

Yazar, Bitmeyen Gece kitabının yazılış amacını biri genel olmak üzere iki sebebe dayandırmaktadır.

Genel açıdan bakıldığında bu kitap, görme duyusu doğuştan olmayan veya sonradan kaybeden yüz binlerce insan için yazılmış. Binlercesi, ancak avuçlarına konacak sadakalarla var olabileceklerine inanıyor. İçlerinden zaman zaman sakatlık zincirini koparıp yeteneklerini sergileyebilenler de çıkıyor. Olumlu ya da olumsuz, bulundukları durumun tek sorumlusu sadece kendileri değil. Onları körlüklerinden daha çok, yaşadıkları çevrenin inanç ve tutumları köreltiyor.  Bu iki güçlü engel ortasında Tanrı bağışı nice yeteneklerin kuruyup, yok olduğu yadsınmayacak bir gerçek. Bu kitapla işte bu yaramıza parmak basmak istemiş yazar.

Bu kitabın kişisel yazılış sebebini ise şu şekilde açıklamaktadır: Yaşamları tedirginliğe uğrayanlar ya konu-komşu, dost, akrabaya içlerini dökerek ferahlamaya çalışır veya bir ruhbilimcinin divanına uzanarak sıkıntılarını onun kucağına boşaltarak, benliği ile barış sağlamaya çabalar. Bu kitabı yazmaktaki gayem, başkalarının acıma duygusunu ayaklandırarak rahatlamak değil. Bu ancak kendine acıyanlara özgüdür. Benim isteğimse başka bir şey. İnsan başından geçenleri, günlük yaşamın aralıksız koşuşturması içinde şöyle bir değerlendirip, muhasebesini yapma olanağını pek bulamıyor ve yaşam böylece, ev hanımlarının “Elim deydikçe çitir, dikerim” diye doldurduğu aşınmış giysi torbasına dönüşebiliyor. Amacım, yıldan yıla şişip kabaran bu sökük ve yırtıklar yığınını düzene koyup, raf ve çekmecelere dizilebilecek duruma getirebilmek. Böylece belki ben de içimdeki yaşam kargaşasını bir düzene sokup, sorumluluğunu yerine getiren ev hanımlarının mutluluğuna erişebilirim.

Yazar, kitabında dönem itibarıyla zaten zor olan hayatın, gözlerini kaybetmiş bir insan için nasıl azap verici olabileceğini çok güzel özetlemiş. İnsan ilişkilerinde zayıf olan fertlerden oluşmuş bir toplumun, engelli birisi ile düzgün iletişim kurma zorluklarını çarpıcı örnekler eşliğinde anlatmış. Sakat insanların ruh hali ve çevresinde yaşayanların iyiniyetli yardım çabalarının deyim yerinde ise nasıl bıktırıcı bir hale dönüşebileceğini göstermiş.

Ötüken yayınlarından çıkan bu kitabı okuduğunuzda, kendinizi yeniden değerlendirmek ihtiyacı duyacaksınız. Hangi şartlar altında olursa olsun, hayat karşısında yenilmeyen, ezilmeyen Mitat ENÇ türü insanlar, toplumumuzun hem direnç, hem övünç kaynaklarıdır. Özürlü yahut sağlam, toplumun hangi kesiminden olursak olalım, hepimiz için örnek kişiliktir. Bu kitapta, yazarın nitelikli ve edebiyatçı yanını da göreceksiniz ve zevkle okuyacaksınız.

Son sözü yazara bırakmak istiyorum: “Evrenin tüm karanlığı tek mum ışığını bile köreltemez.”         

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4154 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri