Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Av. Mehmet YALÇINKAYA

DİN-İ İLÂHİ

19.09.2016 16:34

İlk kim tarafından söylenmiştir bilmiyorum, ama bazı araştırmacılar Cicero’ya atfetmektedirler: “Bu gök kubbenin altında söylenmemiş bir söz yoktur.”

15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra, eski yeni bir çok insan FETÖ’nün gerçek yüzünü gördüm, ayrıldım demektedir. Biz de hüsn-ü niyetle bu açıklamalara inanıyoruz. Fakat açıklamaların hemen tamamını incelediğimizde FETÖ’nün iç yüzünü anlayanların, Paralel Devlet Yapılanması’ndan yakınanlar olduğunu görmekteyiz. Diğer bir ifade ile devletin acı tokatını suratlarında görenler veya görmekten korkanlar ayıldılar şüphesiz (yerseniz tabi).

Buna da şükür diyelim. Ama asıl mesele gözden kaçırılmamalıdır. Bu örgütün en büyük tehlikesi “Diyalog adı altında Paralel Din” oluşturma çabasıdır. Ezan-ı Muhammedi’den “Muhammed Rasulullah” cümlesini çıkartanlar, tedbir, takıyye adına ne derseniz deyin, namaz ve orucun terki, içki ve kumarın kullanılması, eşlerin başlarının açılması (itiraflardan öğrendiğimiz kadarıyla bazı ileri uygulamalar) hizmet için mübah görülmüş, tavsiye edilmiş ve itirazsız FETÖ üyeleri tarafından uygulanmıştır.

Hatırlayınız, “Dinler arası diyalog” yeni ve çağın en önemli hizmeti şeklinde yutturulmak istenmişti.  Bu düşüncenin bir benzerini tarihte bakın kim yapmış? Gerekçesi bile neredeyse aynı… (Daha geniş bilgi için TDV İslam Ansiklopedisi’ne bakılabilir. Aşağıda siyah puntolarla işaretlediğim kısımlara özellikle dikkat etmenizi istirham ederim).

Ekber Şah, muhtemelen Hindular’la Müslümanlar arasındaki çatışmalara son vermek niyetiyle İslamiyet, Hıristiyanlık, Zerdüştilik, Hinduizm, Budizm gibi çeşitli din ve inanç sistemlerinin meziyet olarak kabul ettiği prensiplerini birleştirerek Din-i İlahi adıyla yeni bir din kurmuştur. Bu din şehvet düşkünlüğü, iftira ve gurur gibi günahları şiddetle yasaklıyor, öte yandan insanlar arasında eşitlik, alicenaplık, ihtiyat, takva gibi faziletleri esas alıyordu. İslamiyet, Hıristiyanlık ve Hinduizm’in ağırlık taşıdığı Din-i İlahi, Ekber Şah’ın şahsında merkezileşen bir kült olarak gelişmiş ve dine katılacak kişiler dahi hükümdarın kendisi tarafından seçilmiştir.

Din-i ilahi’nin hiçbir zaman sayıları yirmiyi aşmayan taraftarının “Allahüekber” sözünü “Ekber tanrıdır” anlamına gelecek şekilde kullanmaları İslam alimleri ve müslümanlar tarafından nefretle tenkit edildi.

Hocası Mir Abdüllatif; çeşitli din ve mezheplerle ırklar arasında karşılıklı müsamahaya dayanan dostluk ve barış içinde yaşama fikrini, yani “sulh-u küll”ü benimsetmede etkili olmuştur. Ebü’l-Fazl, sultanın bazı akıl ve mantık dışı veya çocukça denilebilecek hareketlerine Allah’a yakınlık ve ibadet vasfını veriyor, kaside ve methiyelerinde onu dünyaya ilahi bir vazifenin ifasına gelmiş bir hükümdar olarak övüyordu.

Ekber, 1575’te Fetihpür Sikri’de büyük bir divanhane inşa ettirdi ve ibadethane adı verilen bu binada saray mensuplarını, Müslüman alim, edip ve mutasavvıflarla Mecusi, Hindu, Budist ve Hıristiyan bilginlerini toplayarak dini konularda münazara yaptırmaya başladı. (Anadolu’da yaşasaydı belki o da Abant’ı kullanırdı kim bilir)?

Sultan bu münazaraları dinlemekten sonsuz bir haz duyuyordu. Ancak etrafındaki dalkavuklar fikrini bozarak ona, “Senin gibi imam-ı adilin müctehidleri taklit etmesi doğru değildir, imam-ı adilin mertebesi müctehidlerden üstündür” dediler. Bunun üzerine Ekber. 12 Rebiülevvel 987 (9 Mayıs 1579) günü düzenlenen mevlid merasimi münasebetiyle Fetihpür Sikri Ulucamii’nde minbere çıkarak Feyzi en-Nagori tarafından kaleme alınan ve kendisini ilahi mertebeye yücelten manzum bir hutbe okudu. Müslümanların tepkisine yol açan bu olaydan sonra Şeyh Mübarek en-Nagori Ekber Şah’ı “sultanü'l- İslam kehfü’l-enam emirü’l-mü’minin zıllullah ale’l-alemin” olarak tanıtan ve onu dini ve dünyevi meselelerde tartışılmaz otorite olarak kabul eden bir belge (mahzar) düzenledi (Receb 987/ Eylül 1579); ileri gelen alimler de bu belgeyi imzaladılar.

1582 yılında Ekber Şah, bütün eyalet valilerinin önünde Din-i İlahi’yi kurduğunu resmen ilan etti.

15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, son iki paragrafın Türkiye’de çeşitli bahanelerle uygulanacağına adım gibi eminim…

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1272 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri