Av. Mehmet YALÇINKAYA

Av. Mehmet YALÇINKAYA

YÜZYILIN İYİLİK HAREKETİ

“Yüzyılın İyilik Hareketi” Deniz Feneri Derneği hakkında genel bilgi vererek yazımıza başlayalım.

1996 yılının Ramazan ayında “Şehir ve Ramazan” isimli bir televizyon programıyla başlayan iyilik hareketi, yardım etmek ve yardım almak isteyenlerin kuvvetli talebiyle “Deniz Feneri” kimliğine bürünerek önce haftalık yayınlanan bir programa dönüşmüş, sonrasında ise aynı isimdeki dernek çatısı altında 2002’de ISO 9001 Kalite Belgesi’ni almıştır.

İlk günden bu yana onu yalnız bırakmayan on binlerce bağışçı ve gönüllüsüyle, Türkiye’de ve Dünya’da 500 bin aileye gıda, barınma, sağlık ve para yardımı ulaştırmış ve gün geçtikçe artan bir sayıyla ulaştırmaya devam etmektedir.

Türkiye’nin dört bir yanında hayata geçirdiği gıda, eğitim, sağlık, barınma alanlarındaki projeleriyle; kurduğu misafirhaneler, aşevleri, giyim mağazaları, yürüttüğü meslek edindirme programları ile ihtiyaç sahiplerine kapsamlı bir hizmet sunmaktadır.

Kurulduğu 1998 yılından bu yana şubeleri, temsilcilikleri, gönüllüleri ve bağışçılarıyla birlikte Türkiye’de ve Dünya’da, yardım isteyen yüz binlerce sese herkesten önce cevap vermektedir.

2005 yılı itibarıyla “Sosyal Sorumlulukta Lider” bir dernek konumunda olan Deniz Feneri, hiçbir ayrım gözetmeksizin aynî ve nakdî her türlü yardımı, gerçek ihtiyaç sahiplerine en kaliteli şekilde ulaştırmıştır.

Bağış yapıldığı andan, yardımın ulaştığı ana kadar en küçük ayrıntının dahi kayıt altında tutulduğu hiçbir şüpheye yer bırakmayan sistemiyle 2007 yılında TBMM Üstün Hizmet Ödülü’nü almaya hak kazanmıştır.

Yukarıdaki bilgileri ve daha fazlasını derneğin resmi web sitesinde de bulabilirsiniz.

Derneğin kurulduğu günden beri içinde yer alan, hasbelkader kıyısından köşesinden yardım faaliyetlerinin organizasyonunda, dernek yöneticilerinin vermiş olduğu bütün görevleri yerine getirmeye çalışan bir insan olarak, yazımın sonunda yazmayı düşündüğüm bir tespitimi peşinen söylüyorum:

Bütün saldırılara, iç ve dış haksız ithamlara, uğradığı bunca iftiraya, maruz kaldığı algı operasyonlarına rağmen temeli ihlasla kurulan DENİZ FENERİ hizmetlerine devam etmektedir. Kuruluşundan günümüze, emeği geçen başta bağışçılar, gönüllüler ve çalışanlar olmak üzere büyük küçük demeden katkısı olan herkese teşekkür etmeği bir insanlık görevi sayıyorum.

Dünyadaki sivil toplum örgütlerinin cari giderleri ortalaması, gelirlerinin %30’na tekabül eder. Deniz Feneri’nde ise bu oran gönüllülerin aşırı yardımı ve desteği ile %10’u geçmemiştir. Derneğin şimdiki ve eski başkanları böyle bir tasarrufu yaptıkları ve gönüllülerin aktif katılımını sağladıkları için takdir edilmelidirler.

Deniz Feneri, Türkiye’nin hemen her ailesine yardımda bulunmuştur. Bu yardım bizzat ailenin kendisine olabildiği gibi, bir tanıdıklarına, akrabalarına, komşularına, görüp üzüldükleri, durumunu Deniz Feneri’ne ilettikleri bir fakire olmuştur. Depremzedeye aş, öğrenciye burs, işsize iş, evlenmek isteyene çeyiz, fakire barınma, giyim, gıda… Kısacası kime nasıl yardım götürülmesi gerekiyorsa, o şekilde yardım yapılmıştır.

Deniz Feneri gönüllüsü olarak çalıştığım her günün bereketini, güzelliğini gördüm. Sayısız güzellikte dostlar ve gönlü Allah rızası için çarpan insanlarla tanıştım. Ülkemiz insanının sahip olduğu bir dilim ekmeğini, kendisinden daha fakir insanlarla seve seve bölüştüğünü, bu paylaşımdan büyük mutluluk hissettiğini müşahede ettim.

Deniz Feneri’nin nasıl güvenilir ve titizlikle çalıştığını bir örnek anlamamıza yetecektir. Zamanın kudretli İstanbul Valisi Erol Çakır, Deniz Feneri’ni hem görmek hem de teftiş amacıyla ziyaret eder. Deniz Feneri’nin kullandığı başta Barkodlama sistemi olmak üzere, tuttuğu kayıtların düzgünlüğünü, lojistik sistemini, gerçek fakiri bulmak ve ona yardım elini uzatmak için yapılan çalışmaların güzelliği karşısında şöyle konuşmaktan kendisini alamaz. (Bu konuşmanın görüntülerini o hafta yayınlanan Deniz Feneri programı vasıtasıyla tüm Türkiye’de izlemiştir):

-Sisteminize hayran kaldım. Gelin bize yardımcı olun, bu sistemi kamu vakıf ve derneklerinde de kuralım. Deniz Feneri ve yöneticileri başta olmak üzere tüm çalışanlarını tebrik ediyorum.

Anlatılacak çok şey var. Ama başka söze gerek duymuyorum.

Peygamber Efendimiz (SAV) bir gün Hz. Bilal’e  (ra);

-Ey Bilal! Kendimi ne zaman cennette görsem, senin ayak seslerini hep önümde işitiyorum. Hangi amelin var ki, cennette senin ayak seslerini önümde işitiyorum, der.

Hz. Bilal sizce ne cevap verebilir? Çok rahatlıkla diyebilirdi ki,

-Ya Rasulallah! Ben ilk Müslümanlardanım. İslam için en çok eziyet ve işkence görenlerdenim, ilk hicret edenlerdenim, Bedir gazisiyim, ilk ezan okuyan kişiyim… Bu ve bunun gibi özelliklerini sayabilirdi. Ama mübarek insan şöyle demiştir:

-Bilmiyorum efendim. Hangi amelim beni bu mertebeye çıkardı. Belki, ben her abdest aldıktan sonra o abdestimi nurlandırmak için iki rekât namaz kılarım. Olsa olsa budur.

Teşbihte hata olmaz. Mahşer günü Rabbim bana;

-Kulum seni cennetime koymak için bana bir makbul amelini söyle dese, inşallah diyeceğim ki;

-Ya Rabbi, Deniz Feneri’ni ve Deniz Feneri’nin şahsında iyilik yapmayı, yardımlaşmayı yok etmek isteyen, Müslümanları hırsız, arsız göstermek için her türlü hile, iftira ve oyuna başvuran insanlara karşı, en duru, temiz insanların bile şüpheye düşüp, acaba diye tereddüt geçirdikleri o zor günlerde, altı yıla yakın geceli gündüzlü Deniz Feneri’nin hukuki mücadelesini birkaç yönetici ve hukukçu arkadaşla yürüttüm. Fakir fukaranın, garip gurebanın, başları okşanması gereken yetimlerin, duasını getirdim. Onların sofralarında bir lokma fazla olması için çalıştım diyeceğim.

Hayat geçici, iyilikler kalıcıdır. “Yüzyılın iyilik hareketi” Deniz Feneri’ne maddi ve manevi yardım etmek, yardım bayrağının yere düşmemesi için her türlü fedakârlığı yapan bu insanlara destek olmak, imanımızın şiarı, boynumuzun borcu olmalıdır.  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.