Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aytekin ATASOYU

Hangi Safın Neferiyiz?

01 Nisan 2011 Cuma

 

Kelâmın kalemle buluştuğu ilkyazılar her zaman heyecanlı ve zor olmuştur. Yazar, ilk yazısında kelâmdan kaleme çok şey aksettirmek ister fakat zihni ne kadar dolu olursa olsun askerliğin başlangıcı olan acemi birliğindeki ilk gün yaşanılan acemilik gibi bir acemilik yaşar.

Uzun bir zamandır takip ettiğim habername com’da ilkyazımı kaleme alırken bu acemiliği pek yaşamadım. Çünkü yeni bir ortama gelmiş olsam da biliyordum ki okuyucusuyla, köşe yazarıyla ve yöneticisiyle buradaki herkes bana bu acemiliği yaşatmayacak kadar samimi, sıcak ve candan insanlar.

***

 

Dünya ve toplum hızla değişmekte, teknoloji ve kitle iletişim araçlarındaki gelişmeler toplumlar tarafından daha fazla kabul gören seküler bir yaşam tarzını ön plana çıkarmakta, ilahi hakikatleri cem eden inançların ihata ettiği alanlar ise seküler yaşam tarzının psikolojik ve sosyal baskıları sonucu sürekli olarak daralmaktadır.  Bu daralmaya bağlı olarak bir inanca sahip olan insanlarda inancını amelle bütünleştirme noktasında atalet ortaya çıkmaktadır. Bir zaman sonrada ameli sahada yaşanan bu atalet inanç sahasına sirayet etmekte, bunun sonucunda da inançlara gerçek hüviyetini kazandıran ihlâs kavramı sekteye uğramakta ve inançlar bir nostaljiye dönüşmektedir. Hatta bununda ötesine geçilerek inançlar mit sayılmaktadır. 

 

Umumiyle tüm dünyada hususiyle de tüm Türkiye’de özetle tasvirini yapmaya çalıştığım sekülerleşme girdabı hayatın her alanını yağmalarken buna karşı koyması gereken;  inanç sahipleri bu durumu betimlemede, bu değişime kendini entegre etmede ve nihayetinde bu değişimi olması gereken düzleme yönlendirmede vasatın ötesine geçememektedirler. Daha net bir ifadeyle inanç sahipleri  bu değişimin nesnesi değil de birer öznesi  olmak için gösterdikleri çaba vasatı aşamamaktadır. Bu noktada hüsnü niyet taşıyanlarda kaçınılmaz olan bu değişim olgusunu klasik resimler üzerinden okuduklarından gelişip serpilememektedirler. Bir zaman sonrada iç-dış;  sosyal, psikolojik baskılara maruz kalmakta ve bunun sonucunda değişimin oluşturduğu girdaba kendilerini kaptırarak iniş çıkışlar yaşamaktadırlar. Bu girdaba kapılmamak isteyenler ise kendi içlerine kapanarak bir çeşit hodgamlık örneği sergilemektedirler.

 

Seküler yaşam tarzı kendi dinamiklerini oluşturup kendi doktrinini topluma enjekte edip inançları bir nostaljiye,  bir mite dönüştürürken;  inanç sahiplerinin çerçeve tavırları dört ana başlık halinde kendini göstermektedir.

- Sekülerleşme karşısında sahip olduğu dinamizm ve paradigmanın tutunamayacağı dürtüsüyle kendi içine kapanmak ve sihirli bir elin gelin gelip bu fırtınayı dindirmesini beklemek;

 

- Sahip olduğu dinamizmi momentuma çevirip alternatif bir sinerji odağı yada bir sığınak oluşturmadan ana temel nassları koruyarak kendilerini bu girdabın seyrine bırakmak;

 

- Ya hep ya hiç mantığı ile hareket edip,  kendi argümanlarını güncellemeden yöntem yanlışlığına düşüp ciddi imaj problemleri yaratacak ve seküler baskıyı yönlendirenlere karşı şiddeti öne çıkaran bir tavır içerisine girmek;

 

-Sahip olduğu dinamizm potansiyelini tarihi ve kültürel backgroundun üstüne oturtup,  bilim, teknoloji, kitle iletişim araçları gibi güç parametlerini kendi dokrini lehine kullanma gayreti içerisinde olmak;

Birinci tavır bizi seküler baskının negatif sonuçlarına karşı koruyan bir savunma gibi gözükse de bu durum sekülerleşme girdabın tüm ahlaki değerleri önüne katıp sürüklemesini seyretme anlamı taşıdığından bir çeşit hodgamlıktır. Ayrıca kendi ruh kökünden habersiz olma ve çok ciddi bir özgüven bunalımının sonucu ortaya çıkmış bir tavırdır. İkinci tavır tam bir kimlik oluşturamama yani bir çeşit kimlik bunalımı içerisinde alaca kimlikli olmayı ifade eder. Üçüncü tavır ise sahip olunan tüm ahlaki ve pozitif değerleri toplum zihninde mutasyona uğratma sonucunu doğuran bir çeşit intihardır. Dördüncü davranış şekli ise tarihi, kültürel ve psikolojik olarak sahip olduğu lojistik birikimi bilim, teknoloji, kitle iletişim araçları vb parametrelerle takviye edip kendi doktrinini toplumların ruh köküne nakşetmektir. 

Şimdi bir an için iç dünyanıza dönün, yapıp ettiklerinizin bir çetelesini tutun, her amelinizi bu ana başlıklar altında sınıflandırın bakın ki hangi safın neferisiniz…

 

 

Aytekin Atasoyu - Habername

atb_ats@hotmail.com

          

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5770 defa okunmuştur
SADE
vatandaş
Aytekin kardeşim;akademik dil kullanmak okur seviyesi düşük bu toplumda anlaşılır değildir.Zorlanmana gerek yok .Düşüncelerin sade bir dil kullanırsan daha anlaşılır olacaksın. Okuyuculara bakıyorum içerikten anlaşılır olmaktan ziyade yazı yazıldığı için onaylıyorlar.Anlayan göremedim. Açıkçası bende birşey anlamadım.Ama bende şöyle bir sözü çağrıştırdı."ameli var,itikatı var amma imanı yok"amel ve itikat imanı örtüyor.veya kanıksama. Hemşehirin olarak moralin bozulmasın genede güzel bir başlangıç olduğunu görüyor.Başarılar diliyorum. Güzel Türkçemizin kullanıldığı sade yazılarını bekliyoruz. e.karaavcı/BURSA
05 Nisan 2011 Salı 10:12
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
KALEMİNE SAĞLIK
Muhammed İkbal BAKIRCI
AYTEKİN abi yüreğine ve kalemine sağlık, Yeni yazılarını yakından takip ediyoruz abi, Sağlıcakla kal AEO Dr.Muhammed İkbal BAKIRCI
03 Nisan 2011 Pazar 21:21
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
kaleminize sağlık
suna kartal
Öncelikle habername ailesine hoşgeldiniz.yazınızı beğeniyle okudum devamını diliyorum.selam ve dua ile...
03 Nisan 2011 Pazar 18:47
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
istinaden
Musa Pazarlı
Aytekin Bey, ilk yazınıza çok doğru bir konudan giriş yapmışsınız. Şahsınıza karşı herhangi bir isnat yok. Aslında hepimiz kendimize sormalıyız bu soruyu: Hangi Safın insanıyız? Ben, sizi bu yazınızla tanıdığım için parmak bastığınız konuya istinaden hangi safın insanı olduğunuzu merak ettim sadece.
03 Nisan 2011 Pazar 18:44
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
kaleminize bereket
fatmanur
Aytekin bey, akademik sayılabilecek bir uslubla derinliği olan bir analiz yapmışsınız. kaleminize bereket.
03 Nisan 2011 Pazar 17:05
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri