Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aytekin ATASOYU

MHP Özgürlükçü Yüklemlerin Öznesi Olabilecek mi?

17 Haziran 2011 Cuma

Türkiye’nin kronikleşmek üzere olan en önemli sorunu şüphesiz Kürt meselesi ve özgürlük sorunudur. Özgürlük temelli bu sorunlar zaman içerisinde kronik bir hal almıştır.

Bu sorunların kronik bir hale gelmesindeki en önemli etkenler şüphesiz sorunların çözümü noktasında devlet içerisindeki oligarşik bir grubun oluşturduğu psikolojik duvarlardır.

Bu sorunlar her dönem ülke gündemine işgal etsede iktidara gelenler bu sorunların çözümüne söylediğim nedenlerden dolayı bir türlü muvaffak olamadılar.

Aslında bu sorunların varlığı devlet içinde yapılanmış olgarşik kliklerin iktidar devşirdiği bir alan olması ve bu noktayı psikolojik bir dayanak noktası olarak görmesiyle ilgilidir.

Sorunun çözümü için devlet içindeki kliklerin gösterdiği güçlü direnç bu psikolojik eşiğin aşılmasını engellemek içindir. Çünkü bu psikolojik eşik asıldığında sorunun çözümü çok daha çabuk içselleştirilecek ve çözüm çok daha kolay olacaktır.

22 Temmuz seçimleri öncesi hükümete verilen e-muhtıraya karşı hükümetin verdiği sivil muhtıranın ardından oluşan hava sonrası irtica ve laiklik elden gidiyor gibi toplumun bir kesiminde paranoya oluşturan psikolojik eşik asıldı.

22 Temmuz ardından yapılan seçimler sonrası ise bu duvar tamamen yıkıldı. Bu duvarın yerine inşa edilmeye çalışılan “Mahalle Baskısı” ve “Malezyalılaşma” söylemleri ise tutmadı. Bütün bunlar Türkiye’de soğuk savaş yıllarında tarafların kitleler üzerindeki psikolojik bütünlüğü korumak için kullandıkları propaganda yöntemlerinin çöküşü anlamına da geliyordu.

Bu tür psikolojik duvarlar sorunların içselleştirilmesi önlediğinden sorunlara rasyonel bir şekilde yaklaşılmasının önündeki en büyük engeldi.

Fakat tüm bunlar 28 Nisan karşı muhtırası ve 2007 seçimleri sonrası iflas etti ve Türkiye kronikleşmek üzere olan en temel sorunlarını içselleştirmeyi başardı. Bu içselleştirme sorunların rasyonel bir şekilde ele alınmasını sağladı ve sonuçta bu durum Kürt sorununun çözümü için ana dilde yayın, Kürtçe dil kurslarının açılması, Kürtçe propagandanın serbest bırakılması gibi adımların rahatça atılmasını sağladı.

Başörtüsü meselesi ve meslek liselerinin önündeki tak sayı engelinin kaldırılması için atılan adımlarda ancak sorunların içselleştirilmesi sonrası hayata geçirilebildi.

Türkiye bu serüvenin ardından psikolojik duvarların büyük ölçüde yıkıldığı bir atmosfer içerisinde 12 Haziran seçimlerine girdi.

Seçim meydanlarına irtica, laiklik, bölücülük vb gibi toplum psikolojine radyasyon yayan söylemlerden uzak bir hava hâkimdi.

Sonuç olarak bu tür psikolojik duvarların ardına sığınmadan seçmen karşısına çıkan mecliste grubu olan MHP dışındaki tüm partiler oy oranları artırdılar.

Yeni meclis Türkiye’nin enerjisini yıllardır boş yere heba eden ve ülkemizi yıllardır kısır bir döngünün esiri yapan sorunların çözümü için yeni bir anayasa yapacak.

Yapılacak bu anayasaya sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra en büyük katkıyı siyasiler verecektir. CHP’deki yeni söylem bu süreçte sözünü ettiğim psikolojik duvarların yeniden hortlatılmayacağını gösteriyor.

Hatta Gürsel Tekin özgürlükçü bir anayasanın yapılması için CHP hükümeti zorlayıcı bir tavır içinde olacaktır diye bir açıklama yaptı.

Bu açıkla bakılırsa CHP yeni söylemlerini bu şekilde somutlaştıracak ve bu söylemlerin samimiyetini bu süreçte ortaya koyacaktır.

Yalnız bu noktada MHP’den gelen tepkiler CHP kadar liberal tepkiler değil. MHP önce taslağı görmek sonra Hükümet ile görüşmek istiyor. AK Partinin hazırlayacağı taslağın 12 Eylül referandumundaki mini paketten daha özgürlükçe ve daha demokratik bir taslak olacağı göze alınırsa MHP’nin bu taslağa destek vermesi zor gibi gözüküyor.

Çünkü MHP’nin 12 Eylül referandumunda oylamaya sunulan maddeleri değerlendirme ve yorumla biçimini bu dönemde de devam ettirecek gibi gözüküyor. Eğer MHP 12 Eylül referandumundaki tutumunu devam ettirecekse yeni anayasanın yapımı noktasında ciddi engeller ortaya koyacağa benziyor. Umarım biz yanılırız ve MHP’de kendi kırmızı çizgilerini daha rasyonel düzleme oturtur ve bunun sonucunda daha özgürlükçü yüklemlerin hâkim olduğu yeni anayasaya destek veren bir özne olarak siyaset tarihine geçer.

Aytekin ATASOYU

atb_ats@hotmail.com

http://twitter.com/#!/atasoyu

www.aytekinatasoyu.com

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2212 defa okunmuştur
önemli bir soru
cevdet
Yeni CHP söylemini önceki yazılarınızda konjektürel bir söylem olarak tanımlamıştınız. Şu sorunun cevabını sizden bekliyorum. Sizce CHP bu anayasaya destek verecekse bu destek ilkesel bir tutumun sonucu oluşacak bir destekmi yoksa konjektürel bir destekmi?
17 Haziran 2011 Cuma 17:42
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri