Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

Aleviliğin Tarihsel Süreci -I -

30 Kasım 2011 Çarşamba

Bugünlerde Dersim olayları, özür gereksizliği vesaire derken Alevilik hepimizin gündeminde. Peki yalnızca yüzeysel olarak bildiğimiz Alevilik ile ilgili olarak, akademik açıdan ne kadar bilgi sahibiyiz buna bir göz attım medyada. Yalnızca medyatik ve sanal bilgilere sahibiz hepimiz diyebilirim. Dünü ve bugününe dair pek de yazılıp çizilmiyor. Amacım, Alevilikle ilgili hepimizi ufak bir genel kültüre sahip kılmak. Bu yazı dizisi ile Aleviliğin tarihsel sürecine beraberce bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz ? 1501' lere dayanan 500 yıllık bir gezintiye…

Safevi devleti veya Devlet-i Safeviyye 1501-1736 yılları arasında bugünkü Azerbaycan, İran, Ermenistan, Irak, Afganistan, Türkmenistan ve Türkiye’nin doğusunda varlığını sürdürmüş, ilk kez 12 İmam Şiiliğini kabul eden halkları yönetmiş devlet olma özelliğine sahiptir.

Bugünkü şemsiye adı ile Alevilik, asıl adı ile Kızılbaşlık Safevi Devleti’ne dayanır. Safevi hanedanı ise bugün İran'da olan Erdebil’de tekke şeyhliği yapan Şeyh Safiyuddin Erdebili'ye uzanır . (Şeyh Safi diye bahsedilecektir). Şeyh Safi Sunni ve Şafii eğilimlidir.

Erdebil Sufileri diye de anılan Safeviler, Şeyh Cüneyd ve Şah Haydar zamanında başlayıp Şah İsmail'le Safevi Devleti'ni kurduktan sonra, tarihsel süreçte en büyük desteği Kızılbaş adı verilen Türkmen oymaklardan almışlardır. Safevi Devleti'nin omurga kökleri Anadolu ‘da olmasından dolayı ; ‘’Bu önemlidir çünkü Safeviler tarihleri boyunca Anadolu’da bulunan köklerinden beslenmiş, zaman zaman onlar üzerinden propaganda yoluna gitmişlerdir’’

Şeyh Safi'den sonra yerine sırası ile oğlu Şeyh Sadrettin Musa ve Şeyh İbrahim geçer. Erdebil tekkesi bu kişiler zamanında tasavvufi çizgide ve mürit mürşit ilişkisinde faaliyetlerini sürdürür. Şeyh Cüneyd'e kadar da tekke siyasi eğilimlerden uzak güçlü bir tekke niteliğindedir.

Erdebil tekkesinde politikleşme ve Şiileşme süreci Şeyh Cüneyd ile başlar. Şeyh Cüneyd Aleviler için ulvileştirilmiş kişilerdendir.

Yalnız Şeyh Cüneyd'de dünyevi iktidarı düşünmeye zorlanmıştır demek yanlış olmaz. Zira Şeyh İbrahim'den sonra tekkenin başına geçmesi Şeyh Cüneyd'in amcası Şeyh Cafer'in hoşuna gitmez. Şeyh Cafer zamanın Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah ile dünürdür.  Şeyh Cafer hükümdar Cihan Şah yardımı ile Cüneyd'i tekkeden uzaklaştırır. Tekkenin müritlerini dağıtması yoksa kendisi ile savaşacağını yönünde bir mektup yazar kendisine.

Erdebil'den kovulan Cüneyd Osmanlı'ya sığınır ve dönem hükümdarı 2. Murat'tan yardım ister. Yalnız 2. Murat; veziri Halil Paşa'nın ''bir tahta 2 padişah sığmaz'' yönlendirmesi ile bu teklifi reddeder.

Anadolu'da umduğunu bulamayan Şeyh Cüneyd, o zamanlar Karaman’a bağlı olan Konya'ya gider ve Şeyh Sadrettin Konevi Türbesinde bir süre kalır. Lakin tekke şeyhi Abdüllatif Makdisi ile münazarası sonucunda Şiiliğe temayülleri olduğu anlaşılır ve  Konya'dan ayrılıp Mersin'e geçmek durumunda kalır. Yazık ki Mersinde de barınamamış ve buradan da ayrılmıştır.

Karakoyunlu Devleti ile düşman olan Uzun Hasan, ( Uzun Hasan Akkoyunlu Hükümdarıdır) Şeyh Cüneyd'in yanındaki 5000 kişilik silahlı adamdan yararlanmak için onu Diyarbakır'a davet eder. Amaç Karakoyunlu Devleti'ne karşı cephe oluşturmaktır. Diyarbakır'da 3 sene kalan Şeyh Cüneyd Uzun Hasan'ın kız kardeşi Hatice begümle evlenir. (Hatice Begüm Şah Haydar'ın annesidir)

''Bu evlilik çok önemlidir. Çünkü Şeyh Cüneyd için Akkoyunlu varisi olma yolu açılmıştır. Tasavvufi çizgide olan Erdebil Tekkesi böylelikle siyasi bir nitelik kazanmış olur''

Şeyh Cüneyd sonrasında yine Erdebil'e gider ve yine amcası tarafından buradan uzaklaştırılır. Sonra Sirvanşah Halil'in ülkesinden geçerek Taberseran'a akın yapar ve kışı geçirmek için Karabağ'a gider. Şirvanşah Halil, Cüneyd'in amcası Cafer'in yazdığı mektup üzerine onun şeyhlik değil iktidar iddasında olduğuna inanır ve onu öldürür.

Bu nedenlerle Cüneyd'in hayatı, tekke hayatından çok siyasi çekişmelerle geçmeye zorlanmıştır diyebiliriz.Şeyh Cüneyd'in Hatice Begüm'le evlenmesi ve Akkoyunlu varisi olma yolunun açılması da tekkenin siyasallaşmasının önünü açmıştır. Bu nedenle bu ailenin Sufilik-Şeyhlik yolundan siyasi nüfus elde etme çabası o gün için doğal karşılanmalıdır.

Şeyh Cüneyd'den sonra yerine oğlu Şah Haydar geçer. Haydar Alevi kültüründe en etkin isimlerden biridir...

Devam edecek...

Bizi facebbokta bulun :

https://www.facebook.com/profile.php?id=100000181052043#!/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 9542 defa okunmuştur
peygamberin(saa) vefatı denmiş
hakan gümüşalan
s.a ali şiası (günümüz türkiye aleviliğinden bahsetmiyorum)12 imam şiası değerli yorumcu kardeşimizin dediği peygamber efendimiz(saa) vefatı öncesi oluşmuştur.o dönemde bilal habeşi,ebuzer gıffar,selman farisi,ammar yasir daha henüz peygamberimiz(saa)hayattayken ali taraftarı idiler.tarihe daha derin bakmak lazım diye düşünüyorum.buarada yazar kardeşimizin emeğine sağlık alla(cc)yardımcısı olsun.selam ve dua ile.
14 Aralık 2011 Çarşamba 21:17
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
maydonoz
cemil
La arkadaş ne yazara bişey diyen oldu, ne yazının konusuna...Sen nerden çıktın böyle ya...olmayan bir durumla ilgili bu savunma içgüdüsü neden? niye saldırıyorsun, neyi savunuyorsun hala anlamadım!!!
08 Aralık 2011 Perşembe 23:38
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
cemil bey'e
deniz
şu yazıların altında onu yazamazsın bunu yazamazsın, ordan alşamazsın burdan başlayamazsın diye yazarlara çatıp duran insanlar normal hayatta neler yaparlar ne iş yaparlar nasıl karakterdirler çok merak ederim doğrusu.akşama kadar ellerinde bir klavye o yazar senin bu yazar benim çatıp egolarını tatmin eden insanlar oldum olası gereksiz ve enteresan gelmiştir bana.arkadaşım işin gücün yok mu senin hiç burda ona buna sataşıyorsun. yazını okudun öğreneceğin varsa öğren yoksa kapat pencereni.o yılda yazılmaz 1500 den sonra alınmaz başlık şöyle içerik böyle! Sen bir şey öğrendin mi ona bak.başlık öyle içerik böyle diye yazıyı eleştireni de ilk kez görüyorum.öğrenmek önemlidir öğrenmek !enteresan ve takıntılı bir kişiliksin sanırım :)
05 Aralık 2011 Pazartesi 09:46
Beğendim (2)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Aleviliğin tarihsel süreci -I-
cemil
Başlığı bir daha oku istersen arkadaş...:)))
30 Kasım 2011 Çarşamba 18:37
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
cemil bey'e
deniz
iskender pala da şah ve sultan da sadece çaldırn savaşı yönü ile aleviliği kızılbaşlığı anlattı. ve koskoca bir kitap yazdı. yakın tarih diye bir şey var.bu yazı yakın tarihe yönelik olarak değerlendirilmelidir.bahane bulmak için elden gelen yapılmamalı.alevilik için safeviler ayrı bir boyut ayrı bir dönemdir.bu yazı da o döneme aittir bu kadar basit.yazının içeriğine dair yapacağınız hiçbir yorum, bilgi içerikli bir düşünce yokmu ki sürekli şekille uğraşmaktasınız. içinden alabildiğinizi alınız beğenmezseniz de okumazsınız olur biter. ayrıca bu bir köşe yazısı bilimsel çalışma değil.
30 Kasım 2011 Çarşamba 17:50
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri