Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

BEDEN GÖÇTÜ FAYDA VE ZARAR KALDI BU ÜLKEYE

04 Mart 2011 Cuma

Namı diğer Erbakan hoca, Kemal Kılıçdaroğlu’nun dahi (!) deyimiyle siyaset dünyamızın çınarlarından biri olan Necmettin ERBAKAN hoca bizlere veda etti.

 

Biz Konyalılar için,  Konya milletvekili seçilmesi hasebi ile ayrı da bir yeri vardır sayın Erbakan’ın. O yıllarda bir rüzgar esmişse Balkanlar Konya’dır.

 

1926 yılında Sinop’ta hayat bulan, Milli Nizam Partisi ile emekleyen, Milli Selamet Partisi ile ilk adımlarını atan, Kıbrıs harekatı ile adımlarını sıklaştırmaya çalışan, ancak Ecevit tarafından durdurulan, ve yine Milli Selamet Partisi ile cezaevi ile tanışan ve nihayet Refah Partisi ile şahlanan, Vural Savaş’ ın kangren ettiği bu serüven, yazık ki cezai bir yaşlılıkla nihayete erdi. Saadet Partisi ile yeniden hayat bulmaya çalışsa da kesilen ayağa elbette yeniden hissiyat nasip olmadı.

 

Erbakan’a sunulan ölüm biçimi elbette D-8’ e, memura verilen, tarihin en büyük zammına ve Türkiye tarihinin ilk denk bütçesi hatrına yakışmayan bir ölümdü.

 

Türk halkı genelde sevdiklerini ömürlük sever ve de kolay kolay da harcamaz. Erbakan hoca da durum böyle olmadı. 90’ lı yıllarda Erbakan hocaya alkış tutan birçok Milli Görüşçü 2000’ lerde tefe koymaya karar verdi. Türk halkının genlerine ters bu durumun açıklaması ise genelde 28 Şubat oldu.

 

Kimilerine göre büyük lider, kimilerine göre 28 Şubat süreci ile bugünkü sorunların bir kısmına çanak tutmuş, büyük bir hata siyasetçisi olarak tanımlanan Erbakan, hatası ile günahı ile bu dünyaya veda etti…

 

Elbette ölenin ardından konuşmayacağım. Ve lakin ölüm dönemi samimiyetsiz siyasetçiler gibi ‘’kel öldü sırma saçlı, kör öldü badem gözlü oldu’’ edebiyatı da yapmayacağım.

 

İmamının ardındaki cemaatte olsam ‘’helal ediyor musunuz’’ sorusuna ‘’helal olsun’’ diyeceklerdenim. Olmasın diyen onlarcasını da tanıyorum. Başörtüsü yasağına, piyon olarak da olsa, bilmeden de olsa yol vermiş olmasını da es geçiyor ve hakkımı helal ediyorum. Zira ölüm öyle bir nokta ki, en kızdıklarınızı acınası en affetmediklerinizi affedilesi kılıyor. Okul çağlarımdaki milli görüş sancılarının kendi jenerasyonuma vermiş olduğu sancıları da affediyorum.

 

O yıllarda siyaset denen şey ideoloji demekti. Taktikle değil fikirle savaşılırdı. Erbakan hoca da bu savaşın ve ideolojinin liderlerindendi. O zamanlar inanmışlık vardı. Kişilerin tanımları partileri değil görüş mesafeleri idi. Bir Mhp’li ‘’milliyetçiyim’’ Refah Parti’li de ‘’milli görüşçüyüm’’ terimi ile hayat bulurdu. Bu akımların o zamanki küçükler ve gençler olan bizlere ne denli zarar verdiğini birkaç yazı dizisi ile ancak anlatabilirim sanırım.

 

İnsanlar bugün siyaseti sandıkta bırakmayı öğrendiler bana göre. Fikirler, sabit, sapmaz olmaktan çıktı. Oylar körü körüne değil yalnızca ülke çıkarına inanıldığı biçimde verilmeye başlandı.  AKP hükümetinin oy tabanına bakıldığında, derme çatma, her telden yedi tepeden oyların toplanması ile oluşmuş olması da, değişmez denen fikirlerin nasıl yön değiştirebildiğini gözler önüne serdi.

 

İnanmışlık ortadan kalkınca, kavga dövüş ve sopalar da siyasetten büyük ölçüde silinmiş oldu.

 

Zira Deniz Gezmiş’e de Menderes’e de can verdiren doğru da olsa yanlış da olsa inanmışlıktı.

 

Hangi siyaset daha faydalı tartışılır elbet. Biri samimiyetsiz bir oy biçimi, diğeri fikirde, ruhda benimsemek kanadında olsa da, sanırım ülke çıkarı adına en evlası siyaseti sandıkta bırakmak, yaşam biçimi haline getirmemek, çirkinleştirmemek olsa gerek.

 

Bana merhum Necmettin Erbakan’ın ölümü toprağı ve sonluluğu hatırlattı. Ortaokul yıllarımı o bitmeyecek sanılan akımı ve hayatı, bağrış çağrışları, gümbür gümbür fidanları hatırlattı.

 

Refah Partisi iktidar olduğunda İmam Hatiplerde dağıtılan hediyeleri, bahçede uçurulan balonları hatırlattı. ‘’Bir okul bu denli arka bahçe edilmemeliydi’’ yi tekrar söyletti.

 

Ama bitti. Hatası ile günahı ile bu ömür de nihayete erdi. Bir ömür daha dünyada ne işledi ise ahrete onu götürdü.

 

Sonuç itibari ile nerde hangi kanatta olursa olsun asaleten ve siyaseten de yaşasa bir insan baki kalacak bir evrende ikamet edemedi.

Eserler kaldı, zarar ziyan kaldı. Fayda kaldı, kar kaldı. Ve beden yine göçtü.

 

Dünya hayatında onlarca mahkemede yargılanmış bir ömür, şimdi en adil mahkemelerde yargılanacak. Bu mahkemelerde kendisine kolaylıklar ve taksiratı için af diliyorum. Rabbim hepimizi merhametine nail etsin.

 

 Rabbim tüm inananların mekanını cennet etsin.

https://www.facebook.com/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125?ref=ts

betulkursun@live.com

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6356 defa okunmuştur
gercekten ayip etmissiniz be bacim
ali yildirim
Merhum Erbakan hocamizin iktidara geldigi yillarda bizde imam hatip lisesinde ögrenciydik benden iki yas kücüksünüz biyografinizi okudum asagi yukari ayni yillarda I.H.L de okumusuz fakat bizim I.H.l de refah Partisi secim kazandi diye hicbir kutmala ypilmada biz ögrencilerede hediye falanda dagitilmadi herneyse ama benim itirazim Merhum Hocamizin kesinlikle basörtusu sorununun müsebbibinin olmadigidir.ayrica 28 subat kararnamesinin altinda Merhum Hocamizin imzasinin olmadiginida bir tv kanalinda sayin Sevket Kazan bey izah etmisti ve kararnameyide kopisini göstermüstük yanlis hatirlamiyorsam mgk kararnamesinin altinda mgk genel sekreterinin imzasi vardi bunu hemen hemen bilmeyen kalmadi sizin gibi bir yazarin bunu bilmemesi eksikliktir.bence o yillarda sizin gibi güzel bacilarimiza peruk takarak okula gidebilirsiniz fetvasini veren hoca efendiler tartisilmali gerci son yillarda saibeli durumdalar secilmis iktidara degilde darbecilere destek verenler utansinlar neyse selam ve dua ile
04 Ocak 2014 Cumartesi 03:58
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Yazık!..O başörtünle iftira atmaya utanmalısın
Abdullah Kaya
Erbakan Hocamızın İmam-Hatipler için Başörtüsü için hakikatte İslam için ne eziyetler ne cefalar çektiklerini cümle alem ifade ederken...Mehmet Ağar 'O dik durdu biz duramadık' derken...Hocamıza atılan iftiraları bayrak yaparak güya HAKKINI HELAL ETME yüceliğini(!) gösterme lütfunda bulunan kasketli ahmetin türevi başörtülü betül!...Ahmet Turan ALKAN'ın ya O hakkını helal etmez ise yazısını okuda bir muhasebe yap.Bu iftiralarına Hocam o geniş merhametiyle hakkını helal edecektir ama millet ve bizler nasıl hakkımızı helal edeceğiz.
21 Mart 2011 Pazartesi 00:44
Beğendim (0)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
Yanlis bilgiler
Filiz Gül
ERBAKAN HOCAMIZ KESİNLİKLE BU KARARLARA İMZA ATMAMIŞTIR. BU KARARLARIN ALTINDA SADECE İLHAN KILIÇ'IN İMZASI VARDIR.Belgeleride vardir, 28 ŞUBAT DÖNEMİNDE İMZALANMIŞ BİR KARAR KESİNLİKLE YOKTUR. GERİSİ İFTİRA VE YALANDIR. Kulaktan duyma yada medya araciligi ile gerceklesen asli olmayan söylentiler, insanlari iste böyle yanlis düsünmeye tesvik ediyor... Selametle..
05 Mart 2011 Cumartesi 00:08
Beğendim (1)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
kimin arka bahçesi?
MUSA PAZARLI
Şu arka bahçe meselesi bir türlü doğru anlaşılamadı. 12 Eylül darbesinden sonra Kenan Paşa'nın dizaynıyla, Türkiye'deki İmam-Hatip Liselerinin yüzde 90'ı, İlahiyat Fakültelerinin tamamı "ülkücülerin arka bahçesi" haline getirilmiştir. İHL Okul Müdürlerinin büyük çoğunluğu, partiden ocaktan yetişmedir. Ve bu okulların tornasından en çok milliyetçi devletçi faşist eğilimli din adamları ve öğretmenler çıkmıştır. Zekeriya Beyazlar buralardan zuhur etmiştir.
04 Mart 2011 Cuma 17:32
Beğendim (0)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
FARKLI OLMAK
CAFER DENİZ
yorumların bazılarını okuyorum yuh dedirtiyor. 28 şubat sürecinin Erbakanla ilgisi olmadığında tutun da arka bahçe uydurmacası yaptığınızdan bahsedenler olmuş. bunlara yoktur diyen bu ülkede yoktur. bu sancıları bire bir yaşayanlardanım ben de. bir ülkücü oğlu idim. ve işkencelere maruz kaldım.din yaftasında. O okullarda militan yetiştirmeye kalktılar. kendileri gibi düşünmeyen herkesi sindirmeye çalışarak asimile ederek ve eziyet ederek. doğrusunuz helal etmek lazım. benden yana da helal olsun bu yazıdan sonra.ne mutlu size ki bir çoğusu sizi anlamış yorumculardan okuyuculardan. bu ülke bu kadar farklı yaklaşımları kolay hazmedemez. siz sancılar çekebilirsiniz çekersiniz de çünkü farklısınız. ve kötüler için en kötüsü doğru bir farklısınız. insan huzurunun,ülke huzurunun hoşgörmek ve olduğu gibi kabul etmek inançlara ve yaşayışlara karışmamaktan geçtiğinden... ve bunun gibi daha bir çok doğru şeyden. ama bu bir çoğunun işine gelmeyecektir. aldırmadan yürümek lazım dikenli yollarda..
04 Mart 2011 Cuma 08:50
Beğendim (3)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri