Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

BİR ÖNCEKİ YAZIMA YORUM YAZANLARA CEVAPTIR

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Ben hiçbir okuyucunun yorumuna yanıt vermem. İyi ve kötü her yorumu okur,  saygı duyar, hatta bazı yorumlardan sonra özeleştiri yaparım. Her okuyucu kıymetlidir benim için ve her yorum. Bu işe başlarken 1 kişiye ulaşmayı hedefledim ben.

BİR İNSAN DÜNYAYI KURTARABİLİR Mİ ?

Evet!

Bir insan dünyayı kurtarabilir. İşte ben o dünyayı kurtaracak insana, 1 tek insana yazmak istedim. Sadece bir kişi idi hedef kitlem.

Herşeyden evvel söylemek isterim ki beni okuyan kitle, önce kendine, sonra çevresindekilere, sonra okuyucuya ve yazara saygılı olsun. Ve yine isterim ki, altını çiziyorum yine isterim ki ; önce yazıyı iyi okusun anlasın sonrasında yorum yapsın. Cahil benim okuyucum olmasın. Ben cahilin okuyanından da korkarım. Komşum olursa dahi korkarım. Yorumlardan bir kısmını okuduğumda cehaleti ve saygı sınırını, en üzücüsü ise okumadan yorum yapmaya kalkışmayı, yani yazının üç beş kişi tarafından anlaşılmamış olduğunu görüyorum.

Bende bir kişiyi hedeflediğimden; ve bu üç beş kişinin arasında benim dünyayı kurtaracak bir kişim olabileceği ihtimalinden bu yazıyı yazma gereği duydum.

3 Haziran Cuma (bundan 2.5 ay evvel )yazdığım ''YAZIK OLUR ERKEKLERE'' adlı yazının linki aşağıda ‘’yazarın son yazıları’’ başlıklı yazıların içinde olsa da ( bu arkadaşlarımızın bunu okuma zahmetine katlanmayacaklarını bildiğimden) ve yine külfetsiz nimet olmaz 'a inat o yazıdan küçük bir alıntı yayınlıyorum.

’Lakin Cuma namazına giderken, öyleni kılmadan atlatmaya çalışıp, bayram namazının saatinden şikayet eden, ramazanda sigara bahanesiyle eşe çocuğa ramazanı zehir eden erkek milleti, neden ısrarla İslam dininin izin verdiği bir helali yerine getirmek için (!) bu denli heveslidir anlayamam doğrusu.

Sitemiz yazarı Sibel ÜRESİN’in ''ikinci eş yasal olsun'' kalıbındaki açıklamalarını, sitemiz ve habertürk takipçileri iyi bilirler. Sınırsız demokrasi yaşanan ülkemizde (!) kendisine  savunduğu düşünceden ötürü hiçbirimizin kızmaya , verip veriştirip yumurta atmaya da hakkı yok elbette. Lakin biline ki içim burkuldu bu talihsiz açıklama üzerine. Eşlerinden ilgi ve merhamet bekleyen, bir tatlı söze tav olacakken, tüm acı sözlerin altında ezilen binlerce kadın adına içim burkuldu.

Şimdi ikinci eş yasal olunca aldatma, babasız çocuklar hepsi çözülecek mi? Tiyniyeti ve zihniyeti bu olan erkekler, bu yasa ile düzenli ve yerleşik kabile hayatına mı geçecekler? Bu ülkede birinci kadının yazıklığını bitirememişken ikincilerine mi yazık edeceğiz?

İşlerinden güçlerinden kafalarını kaldıramayan, her gün eve yorgun ve argın gelen, kanepede hep aynı pozisyonda oturan ve eşinden çok kumandayla hem dem yaşayan, evin otel havasını çiçek kokulu oda parfümleriyle  dağıtmak isteyen, (1) kadına tahammülü olmayan, kadının tüm fedakarlıklarını sınırsızcasına yok sayan, görmezden gelen ve gün olup kadın tükendiğinde tüm arkadaşlarına bundan dert yanan ve neden bittiğini bir türlü anlayamayan dindar erkekler, ikinci kadının, ikinci ‘’günün nasıl geçti’’ sorusunu hangi tahammül sınırı ile cevaplayacaklar ?............’’

Diye devam eder. Bu yazım aslında tüm düşüncelere cevaptır.

Sanmayın ki yorumlara üzgünüm, kırgınım. Gayet iyiyim. Keyfim de yerinde. Babadan kalmadır bilirim ki meyve veren ağaç taşlanır. Tek üzüntüm anlaşılamamış ve özellikle savunmadığım bir şeyi savunuyormuşum gibi algılanmasıdır.

SİBEL ÜRESİN ‘i asla desteklemiyorum. Söylediklerini prim yapmaktan öte de bulmuyorum. 

Yazımda belirttiğim ‘’Türk Halkı mağduru sever ‘’ibaresi de kendim için değil Sibel ÜRESİN için kullanılmış bir terimdir. Yani mağdur etmemek lazım ki Sibel ÜRESİN’i prim yapmasın demektir. Çünkü Türk halkı yön değiştirmeye çok müsaittir. Hiç sevmediği birini dahi mağdur olursa sevmeye kalkar. (Fadime ŞAHİN ‘e dahi kucak açmış zamanında yazık demiş bir ülkeden bahsediyoruz)

Lakin Berna LAÇİN’ i de asla ama asla desteklemiyorum. Zaten bir evvelki yazım ''AL BİRİNİ VUR öTEKiNE'' yazısı idi. Yazık ki ana fikir elendi yine kadın erkek meselesine getirildi.

Ve siz değerli okuyucularımdan özellikle istirham ediyorum. Kadınsal duygularınızı destekledi diye ben ‘’dini kuralları önemsemiyorum’’cümlesini es geçmeyin.

 ‘’Berna Laçin’in inancı seni bağlamaz’’ diyen arkadaşımı da Berna LAÇİN’i koyduğum yere koyuyorum. Pek tabi de bağlar efendim inancı beni. İnancı beni bağlamayacak ama kadınları savunuşu bağlayacak. Her şeyden evvel inancımı savunuşu bağlar. İnsan cinsiyetinden önce dini inancı gelir benim katımda. Ne kadar inandığı değil beni bağlayan ‘’ NE KADAR SAYGI DUYDUĞUDUR İNANCIMA’’

Ayrıca herkesten benim görüşlerime katılmasını zaten beklemiyorum. Ben yazımı yazıp suya bırakıyorum. Beni değiştirme ısrarla kavga çekişme hayır öyle düşünemezsin yaklaşımını da anlamakta güçlük çekiyorum. Evet böyle düşünüyorum. Bu kadar basit.

Kimse kusura bakmasın beni savundu kadınlar adına birkaç afili laf etti diye o günkü tavrını ben hoş göremem. Bir kadına yakışmayan çirkefliğini de onaylayamaz bünyem. Bence kadın hanımefendi olmalıdır. Ve bunu kendisine ne kadar ters gelirse gelsin kimse karşısında bozmamalıdır.

''Yalaka, evli birinin ikinci eşi misin, git evli adamla yaşa, herhalde evli adamla yaşıyorsun''  vs formatında  hakaret ötesi yorumları onaylamama ve yayınlamama şansım olduğu halde( küfür,hakaret ve rencide edici kapsamındadır çünkü)yayınladım. Ayrıca kamuoyu ve tepki oluşturmak adına bir kişinin rumuz değiştirip birden çok yorum yazdığını da görebiliyorum.Bunlara cevap verme tenezzülünde bulunmayacağım elbette.  Yalnızca sevgiler sunuyorum bu yorumcu arkadaşlarıma.

AMA FAKAT LAKİN !

İslam’da bu ruhsatın olduğunu kesinlikle kabul ediyorum ve etmeyen arkadaşları da "Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır." (Nisa Suresi / 3) ayetini mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum.

AMA FAKAT LAKiN !

Ayette açıkça görülmektedir ki, birden fazla kadınla evlenme; mutlaka yapılması gerekli farz ve vacib kabilinden bir emir değil, bir müsaade bir ruhsattır.Ancak bu izin, kadınlar arasında tam bir adalet yapmaya bağlanmış, ''bir tek kadın ile yetinmenin, adalete en yakın ve en doğru yol olduğu belirtilmiştir''

Bugünkü şartlarda bu adaleti sağlayabilecek bir erkek olmadığını ve hiçbir erkeğin de sırf adalet sağlamak için 2. eşi istemediğini çok çok iyi biliyoruz. Bu istek nefis adına olduğundan adalet düşüncesine çok çok uzak olduğundan zaten ayetteki ruhsat da kendiliğinden geçersiz kalmış oluyor.

İslam tarihi peygamberler de dahil 2. eşle yaşanmış sıkıntılarla doludur. Zemzem suyunun çıkış öyküsünde dahi 2. eşe yapılan eziyet serzenişi vardır. Peygamberler bile bu yükü taşıyamamışken bugünkü nefis budalası arkadaşlarımızın bu adaleti sağlayamayacağını iyi bilenlerdenim.

''Bir kadının gönlünü hoş tutsun eşler kainat huzuru için kafidir'' noktasındayım tam olarak.

Kimseden özür dilemiyorum.  Bu bir özür veya düzeltme yazısı da değildir. Aksine bana özür borçludur bu arkadaşlar anlamadıkları yazıyı yorumladıkları için.

Tek üzüntüm tek seferde anlayamamış birkaç okuyucuya cümle cümle, hece hece anlatmak zorunda kalmışlığımdır.

Oldum olası seslere tıkamışımdır zaten kulağımı.

Selametle kalasınız…

 

BİZİ FACEBOOKTA BULUN 

 https://www.facebook.com/#!/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 7750 defa okunmuştur
nice adamlar bilirim kıskanır eşini Ali efendi
suna
saçının bir teli görünsün istemez, aynı adam gata hastanesinde yatan babasına, refakatçi olarak kıskandığı hanımının sandalye üstünde günlerce belki de haftalarca bakmasını ister. Kadın da itaat etmem gerek diye boyun eğer. Nerede adalet? Orada yatan genç yaşlı erkek hastaların nefsi yok mu? Hem de genç ve güzelse o kadın . kadının orada yaşadığı çileyi bir düşünsenize. Sonra mecbur kalmadığı halde yıllarca kayınvalidesine bakar. Ve bir gün adam canı sıkılır adaletle zina arasında kalmamak için 2. eş alır. ve bu da sizin en yakınınız olsa ne hissersiniz? yıllardır 1.eşine ne kadar adaletli davranmıştır? Bu eş sizin anneniz de olabilir. Kızkardeşiniz de. Neler hissedersiniz? hakkıdır hakkını kullanıyor diyebilir misiniz?
17 Ağustos 2011 Çarşamba 16:34
Beğendim (3)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
vay be ne zekiymiş ALİ EFENDİ?
suna
Adaletle zina arasına kalacak seviyeye gelene kadar, "Kadın ve erkeklere söyle harama yaklaşmasınlar(bakmasınlar)" ayetini hangi tozlu rafa kaldırdınız zeki ali efendi? hoşunuza gidene eyvallah gitmeyene bay bay....:)
17 Ağustos 2011 Çarşamba 16:23
Beğendim (2)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Acıyorum sadece...
Bendegah
Meşhur bir söz vardır. “Cahil olanla tartışmayın. Sizi izleyenler hanginizin cahil olduğunu farkedemiyebilir.” Bu yazıyı ve bundan önceki yazıyı ve bu iki yazıya yapılan yorumları okuyunca bu sözün ehemmiyetini bir kez daha kavradım. Yazar hanım ısrarla herhangi birini veya bir fikri savunmadığını belitmeye çalışsada ve yazılarının içeriği sadece bir eleştiri, bir kendi kendine hasbihal niteliği taşısada birileri sürekli saldırı halinde. Ben bu kişilerin topluma kendilerini birey olarak kabul ettirebilmiş kimseler olduğunu sanmıyorum. Öyle olsalardı saldırmak yerine düşünebilen ve düşündüklerini içtenlikle paylaşabilen ve bütün bunları kamuoyu önünde açık açık anlatabilen, kalem sahibi bir akla saygı duyarlardı ve anlamaya, konuşmaya çalışırlardı. Ben ve size ve sizin gibi kalem sahibi gençlere herzamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ve sakın “fincancı katırlarını” ürkütmekten kokmayın lütfen...
13 Ağustos 2011 Cumartesi 01:55
Beğendim (5)Beğenmedim (3)
YORUMUN DEVAMI
nerden biliyorsunuz
siz
berna laçinin müslüman olmadığını nerden biliyorsunuz, ben müslüman değilim demedi, kalbini yarıp baktınız mı, bir de müslümanlıkla bu kadar övünmenize gerek yok, israilde doğsaydınız yahudi, çinde doğsaydınız budist, fransada doğsaydınız hristiyan olup yine kendi dininizle övünecektiniz, herhangi bir dine mensup olmak insanı aşağılamayacağı gibi yüceltmez de, kadın olmak da öyledir, çünkü bunlar bizim başarılarımız veya başarısızlıklarımız değildir, sığ düşünceli vr cahil insanlar dinleriyle, ırklarıyla, cinsiyetleriyle, fizikleriyle övünürler, oysaki bunların hiçbirini elde etmekte hiçbir katkıları yoktur...
12 Ağustos 2011 Cuma 19:42
Beğendim (4)Beğenmedim (5)
YORUMUN DEVAMI
Türkyılmaz
Ali
Selam, Sibel Üresin ve siz , iki kutuptan işi öyle bir kızıştırıyorsunuz ki, ikinci evlilik niyeti olmayan evini zor idare edenlerin bile canı çekiyor. İkinci evlilik bir sigortadır, bir sübap'tır, bir can simididir, ihtiyaç halinde kullanılır. Yapanlar kınanmaz, yapmayanlar da teşvik edilmez, bu iş böyle ayağa düşürülmez. Ama şunu bilin ki aleyhte yazdıkça , kısıtlamaya çalıştıkça , erkek milleti daha çok tahrik oluyor ve bu işe tevessül ediyor. Adalet meselesini öne sürdüğünüz gibi zina meselesini de söyleyinsene. Adaletsizlikle zina arasında kalan bir adamın ne yapması gerektiğini de söyleyinsene. KAdın milletinin aklı bu kadara yetiyor işte. Bizi anlamak için erkek olmanız lazım , vesselam
12 Ağustos 2011 Cuma 17:07
Beğendim (1)Beğenmedim (8)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri