Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

ÇALDIRAN'DAN SONRA ALEVİLİK

26 Ocak 2012 Perşembe

Çaldıran Savaşı, Aleviliğin olgunlaşmasında ve Kızılbaş isminin bir şemsiye isim olarak Alevilik adını almasında başroldür denilebilir. Bu yazıda Çaldıran Savaşından sonra Aleviliğin gelişimsel sürecine göz atacağız.

Çaldıran Savaşı'ndan sonra da Safeviler Anadolu'daki müritleri üzerinden propaganda yapmaya devam etmiştir. Bunlardan en büyüğü 1511' de çıkarılan Şahkulu İsyanı'dır (Şeytankulu İsyanı ) ve güçlükle bastırılmıştır. Bu isyan Şah Haydar'ın hizmetinde bulunmuş Hasan Halife'nin oğlu Şahkulu Baba tarafından çıkarılmıştır.

Kızılbaşlar Anadolu'da Safevi'nin bir uyruğu gibi davrandıkları için Safeviler'in Anadolu kışkırtmaları amacına ulaşıyor Şah müritleri içinden rahatlıkla temsilcisini seçiyordu. Anadolu'daki Kızılbaşlar da Şaha ‘’şah hakkı’’ ‘’nezir’’ veya ‘’adak’’ denen vergilerini gönderiyorlardı. Çaldıran Savaşı'nın en önemli sonuçlarından biri de Şah İsmail'in yenilmesinden sonra müritlerin hayal kırıklığına uğramasıdır.

Şah İsmail öldükten sonra yerine oğlu Tahmasp geçer, lakin daha 10,5 yaşında olmasını fırsat bilen Türkmen Oymakları devletin yönetimini ele geçirirler. Aralarındaki rekabetin etkisi ile 10 sene iç savaş yaşamışlardır. 10 yaşında tahta oturan Tahmasp Kızılbaş oymak reislerinin elinde oyuncak olmuştur. Safevi Devleti bir dönem sırası ile Rumlu, Ustacalu, Tekelu, ve Şamlu Aşiretleri tarafından yönetilmiştir. Şah Tahmasp belli bir olgunluğa eriştikten sonra Tekeli ayaklanmasını bastırmış yönetimde varlığını hissettirmiştir. 40 yıl devletin dizginlerini elinde tutmuştur. Tahmasp Kızılbaşların etkin gücünü kırmak için de Gürcü, Hristiyan ve Çerkezleri yönetime dahil etmeye çalışmıştır ki bu ilginçtir.

53 yıllık taht döneminden sonra Tahmasp' ın büyük oğlu Muhammed Hudabende, kör ve hasta olduğundan diğer iki oğlu Haydar Mirza ve İsmail Mirza taraftarları birbirine girmiş neticede Mirza 2. İsmail olarak tahta geçmiştir.

2. İsmail Şafii mezhebine eğilimlidir ve Şii ulemayı saraydan uzaklaştırmıştır. Sunni alimleri ikame etmiştir. Kızılbaş ileri gelenlerini ortadan kaldırmıştır. 3 halifenin kötülenmesini yasaklamış, camilere yazılan yazıları sildirmiştir. Sunni eğilimli olmasına rağmen, Anadolu Kızılbaşları arasında propaganda yaptırmış ve Osmanlı' ya bağlı emirlikleri tarafına çekmeye çalışmıştır. Adil ünvanını almış, lakin en yakınlarının bile düşmanlığını kazanmış ve zehirlenerek öldürülmüştür.

Tahmasp' ın hasta oğlu II. İsmail'den sonra yerine getirilmiştir. Hasta ve azciyet içinde olan Muhammed döneminde yönetim Kızılbaş emirlerinin elinde olmuştur. Ustacalu, Şamlu Türkmen ve Tekelü oymakları bu dönemde etkindirler.

Muhammed Hudabende'den sonra yerine Şah Abbas gelir. Şah Abbas döneminde İran büyük bir ilerleme kaydeder. Şah Abbas hem Osmanlı tehdidini bastırmak, hem de bir türlü anlaşamadığı Kızılbaş kabile reislerinin iktidarını kırmak için, İran ordusunu kendisine bağlı düzenli orduya çevirir. Böylece ilk kez İran' ın idari ve askeri kademeleri İranlı ve Kafkas unsurlara açılmıştır. Şah Abbas orduyu güçlendirmek için Osmanlıdaki devşirme yöntemine benzer bir yöntem geliştirmiştir.

Safevi devletini kuran Kızılbaşlar, İran devletleştikce yönetimden uzaklaştırılmışlardır. Devleti paylaşmaya çalışan Kızılbaşlar, Şah Abbas zamanında devlet içinde etkisizleştirilmişlerdir. Bu kez Kızılbaşlar kurucusu oldukları Safevi Devletinde de muhalefette kalmış ve dışlanmışlardır. Tıpkı Osmanlıda olduğu gibi. Şahı mehdi tanıdıkları için de İran toplumuna ayak uyduramamış hatta RAFIZI damgası yemişlerdir.

Şah İsmail'in bugün pek adının anılmaması ve Safevilerle bir zamanlar olan bağın unutulması Safevi Devleti'nden uzaklaştırılması yüzündendir.

*********

Cumhuriyet öncesi, 1960 dan önce Aleviliğe baktığımız  zaman dahi Alevilerin ücra yerlerde yaşadıklarını görürüz. 1960' lı yıllardan sonra, iç göçün etkisi ile Aleviler kentleşme sürecini yaşamışlar ve görünür hale gelmişlerdir.

Kızılbaşlık, veya aktüel adı ile Alevilik göçebe kültüre dayanmaktaydı. Çaldıran Savaşı'ndan sonra da bir içe kapanma evresi geçirdi. Merkezde değil çevrede kaldı. Eğitim ve öğretimden de uzak kalmasından dolayı Aleviler kültürlerini yazılı değil sözlü geleneğe dayalı sürdürmeye çalıştılar. ''Buyruklar'' adı verilen yazılı kaynakları olsa da, bunlar da zaman içinde okunamaz ve anlaşılamaz hale geldi.

Sözlü kültür geleneği, zaman içinde kulaktan dolma bilgilere dayandığı için yıprandı ve dejenere oldu.  Bugün bu ülkede yaşayan her sunninin ''Alevi'' cümlesini duyduğu anda şöyle bir durmasının nedenini bu dejenerasyona bağlamak istiyorsam da haklı bulmuyorum...

Bizi facebookta bulun :  https://www.facebook.com/messages/100000181052043#!/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125

 

 

 

 

 

  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5234 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri