Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

Cemaatlere Ne Hacet AKLINIZ Yok mu?

11 Ocak 2011 Salı

Sözüm ona yeni nesil, çakma gazetecilerden biri, katıldığı bir TV programında, sunucunun ‘’cemaatlere nasıl bakıyorsunuz’’ sorusuna ‘’aklım fikrim yok mu’’ diyor. ‘’Şükür çalışıyor, açar okurum Kuran’ı anlar yorumlarım’’ diyor. Cemaatlere dahil olanların ‘’akılsız olup olmadığı sorusu’’ ile de Tecahulu Arif sanatını icra ediyor. Mezhepler ve cemaatler hakkında da aynı istikamette düşüncelerde yüzünen, onlarca insan mevcut. Hepsinin ortak fikri kendi akıllarının

kendilerine yeteceği yönünde.
 

Şahsen benim kafam o kadar çalışmıyor. Her okuduğumu idrak edemeyebiliyorum. Hepimiz anlayabilseydik, fıkıhçılar, tefsirciler, siyerciler olmazdı sanırım. Bu konuda ilim sahibi olmuş, hatta bir ömrü bu davaya adamış insanların, beynine her zaman muhtacım. Keşke hepsinden faydalanabilsek, birer ansiklopedi değeri ile okuyabilsek, hatim insek, doruğa çıksak…

 

Aracımla yol alırken, uyduruk bir mahalleyi bile, işaretçiler olmadan bulamam zaten ben. Benim kalın kafalılığımdandır belki. Zaten oldum olası, yolları sormadan bulma konusunda sıkıntı duymuşumdur.

 

Ama elbette bütün hükümleri anlama ve kavrama ilmine sahip insanlar var ise, ellerinden öpüyor, tebrikler ediyorum. Lakin gerçek sandığımız veya doğru yorumladığımıza inandığımız şeyin, aslında gerçek olmadığını ve tüm hayatımızı bir yanlışa bağladığımızdaki korkunç yanılgıyı da, dip not olarak bir köşede yazılı tutmak gerekir diye düşünüyorum kara kaplı deftere. ‘’Taraf olmayan bertaraf olur’’ diye de özetleyebiliriz bu durumu.
 

Cemaatler birer bölünme şekli değildir. Evdeki aynı keki, kurabiyeyi onlarca farklı şekilde yapan, ama hepsinin sonunda aynı pastayı elde eden, ev hanımlarınınki kadar masum bir uygulama, yol ve tercih farkıdır. Bazı aşçılar diğerlerinin ölçeklerine itibar etmeyip kendi uygulamalarını kendileri yaratabilirler, bunda gariplik aranmaz. Bu kimine göre yaratıcılık ve kendi doğru bildiğinden şaşmama olsa da, şahsi kanaatimce, dışarıdaki binlerce doğruya kulağını kapatıp, tek yanılgı içinde olma riskini göze almak demektir. Kendi bildiği yoldan gitmeyi tercih etmiş olunmasına sınırsız saygı duyulabilir.

 

Ancak ‘’aklınız mı yok’’ derseniz, bu bil cümle ecdada haksızlık olur. Bu Şah-ı Nakşibendi Muahmmed Bahaddin’e, Kadiri  Geylaniye, Nurdaş Said-i Nursi’ye, MenzilciMuhammed Raşid’e, Süleymancı Tunahan’a, Uşşaki Hüsameddin’e, cümle Peygamber torununa, içtihadçılara ve mezhepçilere haksızlık etmek demek olur. Bu mağara inlerinde kuran öğretmeye çalışan, özgürlük ve sesli kuran için savaşan ve koca bir ömrü hak için halk yoluna adayan, ismi dilimize gelmemiş yüzlerce dava adamına haksızlık olur.

 

İslam dininde ictihad, (Ayet ve hadislerden hüküm çıkarma, kanaat oluşturma, kıyas etme) mecburiyeti Peygamber efendimizin ölümünden sonra kaçınılmaz olmuş bir kurumdur. Yüce Peygamber dahi bizzat ictihad yapmıştır. Bana göre Halifeler, Eshab-ı Kiram, Ehli Beyt, 12 İmamdan tutun da, bugüne dek gelmiş geçmiş cemil cümle alim, ulema ve evliya birer ictihadcıdır. İctihadlar İslam bilgilerinin temelidir. İçtihad müessesesinde görüş, yorum ve uygulama farkları alimleri birbirinden ayırmış, onlara inanan ve tabi olanları da yollara ayırmış olabilir. İslam bilginleri, alimleri de bu ictihadlar ile yol almış, zaman içinde yorum farkları hasebiyle de yollar ve cemaatler oluşmuştur.

 

Ayrıca Kur'an-ı Kerim’ de âyetlerin ve hatta Hadis-i Şeriflerin, Muhkem (Anlamı açık) ve Müteşabih ( manası açıkça anlaşılmayan, izaha, tefsire muhtaç ) olarak ikiye ayrılmış olması da, tefsir eğitimi almayan her bireyi ictihadçılar aramaya sevk etmiştir. Bunları tefsir etmek mecburiyeti, İslam dininde İctihad müessesesinin kurulmasının bir diğer nedenidir.

 

Hal böyle iken hepimizin tefsir, uygulama ve mezhepler alanında ihtisas yapma imkanı olmadığından, her okuduğumuz ayeti yorumlama ve anlama kabiliyetine sahip olmayabiliriz. Bu nedenle kendi adıma yol gösterici, yol açıcılara ve ışık tutuculara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. İşte cemaatler, karda kapanan köyünüzün yolunu açan araçlara benzer. Açıldıktan sonra yol sizindir, ev sizindir, köy sizindir. Köyünüze nasıl gireceğinizin kararı sizindir.

 

Bugün cemaatlerle ilgili en başını almış şikayet, siyaset, atamalar ve devlet içinde teşkilatlanma konusudur. Bu noktayı eleştiren arkadaşlarıma cemaatlerle ilgili fikirlerini oluştururken, en sondakilere değil, en baştakilere bakmalarını öneririm.Zira sonradan dahil olan insanların hataları nedeni ile temellere su akıtmamak lazım gelir.
 

Ben de, birbiri ardından atıp tutan farklı cemaatlerin mensuplarını gördüğümde, mideme bir burkulma gelse de, bunu yapıyorum inancımı yitirmemek adına. Zira insanoğlu samimi olan her şeyi, zaman içinde çürütmekle ve özünü değiştirmekle meşguldür. Ama sondaki birkaç yanlış insan yüzünden dip karalanmamalıdır.

 

Bu Hanefi mezhebine mensup milyonlarca Müslüman’ın içindeki çürük elmalardan ötürü, İmamı Azam Ebu HANEFİNİN samimiyetinden şüphe etmeye benzer.

 

Diyeceğim o ki, cemaatteki her insan kontrol edilemeyeceğinden ve samimiyeti ölçülemeyeceğinden, kişilerden arınıp yola bakmak gerekir. Cemaatlerin hepsinin başlangıç niyetleri sahihtir. Lakin zaman içinde cemaate dahil olan insanlar, yolu, düşünceyi  çarpıtmış olabilirler. Son yıllarda, cemaatlerin birleşim gücünü kullanmak için cemaate dahil olanları hesaba katarsak bu çıta oldukça yüksektir. Lakin yol hak yoludur. İnsanlar ile değil yol ile uğraşmak gereklidir. Alim konusunda, fasfakir olduğumuz bu dönemde, ellerimizdekileri çürük elmalara yenik düşürmemek gerekir.

 

Ayrıca:

Cemaat mensubu her bir arkadaşın, aslında elinde bir bayrakla dolaştığını unutmaması gereklidir. Cemaat fikrinin benimsenmesinde, cemaat mensubu arkadaşlarımızın payına düşen görev boyun borcu mahiyetindedir. Muhattap olduğunuz her insana göre o cemaat sizsiniz. Onlar bir diğerine betimleme yaparken, sizden bahisle cemaati tanımlayacak ve yorumlayacaklardır. Bu yüzden cemaaat mensubu olmak aslında büyük bir sorumluluk almak manasına da gelir. Kötü iseniz cemaat kötü, iyi iseniz cemaat iyidir.

 

Hiçbir cemaate mensup olmamakla birlikte hepsi de gözümde kutsaldır. Emeklerine, koydukları yüreklerine sağlık!

 

 

Cemaat konusunu eleştirirken de bir vebal alındığının farkına varılmalıdır…

 
 

  
            ALLAHA GİDEN HANGİ YOL KÖTÜLENMEYİ HAKEDER?

 

 

https://www.facebook.com/pages/Habername-Betul-Kursun/166036873419125?ref=ts



 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6394 defa okunmuştur
DİKKAT DİKKAT
AHMET KASAP
HANGİ CEMAAT DOĞRU BİLMEK LAZIM.BU DEVİR 72 CEMAATTEN SADECE BİRİNİN DOĞRU OLDUĞU DEVİR.ÇOK DİKKATLİ OLMAK LAZIM ÇOOOK...
03 Mart 2011 Perşembe 23:31
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
bir hata
bir dost
cemaatler kutsal falan değildir, mezheplerde aynı, isteyen uyar isteyen uymaz, mezhepler kolaylıktır ama bir mezhebe uymak vacip değildir, aslolan Kuran ve sahih sünnettir gerisi sadece Mehmet Akifin dediği gibi tefrikadır. Tefrika islamı kemiren en büyük düşmandır. Burda müslümanların hatası İslama Kuran ayetleriyle değil gelenekleriyle yaklaşmasıdır. Sizin cemaatleri sevmeniz sizin bileceğiniz iş çççççççççççç çççççççç çççççç ççççççççç çççççççç unutmayın!!!!!!!!!
01 Şubat 2011 Salı 15:41
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
EYVALLAH
FAZIL KOCALAR
İŞTE CEMAAT İŞİNİN ÖZÜ BUDUR.HERKES BUNU İDRAK ETMEYİ BAŞARIRSA NERDEN HANGİ BİLGEDEN NE KAR SAĞLAYABİLİRİM DÜŞÜNCESİ İLE YAŞARSA ZATEN TOPLUMUN BİLİNÇ VE TAHAMMÜL SORUNU ÇÖZÜM BULACAK.YAZILARINIZ TAHAMMÜL SULARINDA YÜZÜNÜYOR SİZİN DEYİMİNİZLE.FARKLI BAKIŞ AÇILARINIZ İNSANLIĞA FAYDA SAĞLAR DİLERİM.İNSANA BAKMA YOLA BAK BU KADAR BASİT.KÜÇÜK KAFALAR ŞAHISLARLA UĞRAŞIRMIŞ..
11 Ocak 2011 Salı 21:32
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
KARAR BİZİM...
emre yılmaz
“Zira insanoğlu samimi olan her şeyi, zaman içinde çürütmekle ve özünü değiştirmekle meşguldür.” Ne de güzel açıklamışsınız. Bilmem kaç zamandır boşu boşuna sürüp giden bu tartışmanın lüzumsuzluğunu… Sonuçta o ilim sahibi kimseler, insanlığa ışık tutan sadece birer yol gösterici iken, biz insanoğlu onları ululaştırıp yüceltmekle, onlara ulvilik ahdedip küçük birer (haşa) peygamber haline getiren bizleriz. Hak dostlarını, halktan koparıp, onlara dokunulmazlık zırhı giydirip toplumdan soyutlayan gene bizleriz. O yüzden sonuna kadar katılıyorum size… “Yol, hak yoludur. İnsanlar ile değil yol ile uğraşmak gereklidir.”
11 Ocak 2011 Salı 19:44
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri