Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

HÜRREM-KANUNİ MAHREMİ KADAR BASİT DEĞİL MESELE

18 Ocak 2011 Salı

Anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum. Milletçe girmiş olduğumuz bu tahammül buhranını bir türlü idrak edemiyorum. Son günlerde sürekli vatan millet Sakarya formatında Muhteşem Yüzyıl, Hür Adam, Türkan dizi muhabbetleri sabah akşam kulaklarımızda. Öyle dikkat çekici ki izlemeyenin izleyesini getirici cinsten. ‘’Biz milletçe en çok eleştirdiklerimizi, en çok takip altına alırız, dizinin ilklere yerleşeceğinden şüphem yok ’’ diyen Bülent Arınç’ın haklı tespiti dizinin ertesi gün reyting skorları ile haklılığını gösterdi bize. Bu da toplumsal tepki biçimimizin irdelenmesi gerektiğinin bir kanıtı idi.

Aynı şeyi Türkan Saylan’ ın hayatının anlatıldığı dizi içinde yaptık. Allah’a çok şükür ki onca bağırış çağırış, Türkan Saylan gibi ömrünü misyonerliğe ve başörtüsü düşmanlığına adamış birinin hayat hikayesine talebi artırmaya yetmedi.

Bendeniz dizi izlemekten pek hazzetmem. Daha doğrusu takip etmeyi bit türlü  beceremem. Bir bölümünü izlesem sonraki haftayı izlemeyi unuturum. Yanımda izleyenleri de ‘’neden öyle dedi’’ ‘’bu adam kim’’ ‘’ olay ne’’ soruları ile çıldırttığım söylenebilir. İlk kez bir diziyi hatırlatmalarım içine alarak tarihe olan merakımın da hasebiyle takibim altına aldım.

Şunu hepimiz kabul etmek istemesek de, çok iyi biliyoruz ki Osmanlı devletindeki harem kurumu savaşlarda esir alınmış kızları eğitmek için kurulmuş bir müessese değildir. Koskoca bir imparatorluk yalnızca savaş esirlerini, cariyeleri eğitmek için böylesine eğitimsel bir kurum kurmakla uğraşmış olamaz.

Bir inanışa göre cariyelerin savaşla elde edilmek şartı ile nikahsız helal olunacağı görüşü, haremin konumunu bambaşka yerlere taşımıştır.

Ama asıl sorun şu…

Milletler tarihlerindeki hataları sahiplenmek istemezler. Hep şanlı bir tarihleri olsun, destanlar yazılsın isterler. Bu milliyetçilik düşüncesi içinde masum bir savunmadır. Ama kabul etmezlik, hatta reddiyat, toplum ve onun tarihiyle birlikte sü­rekli soluk alıp verme sorunudur. Beyinsel milliyetçi dinamolar, insan beyninde oluşmasını istemedikleri kanıdan ötürü, canlı soluklanmalarla hataları görmezden gelmeye çalışırlar.

Yazık ki tarih, hele ki Osmanlı Padişahları tarihi destanlar, kahramanlıklar kadar hezimet, hata, kabahat ve taht uğruna arkada bırakılan ölü kardeşler, babalarla da doludur.

Zaten İnsanların yaptığı hiçbir işin kusursuz olması beklenemez. Bu ekolojiye ve doğa kanununa terstir.

Aslında ta Osman Bey’den başlayan hatalar silsilesine, taht için amcasını öldürmesi ile temel atılmıştır. Kanuni’nin Hürrem Sultan zafiyeti, Yavuz Sultan Selim’in, Şah İsmail  düşmanlığı yüzünden Müslüman Müslümana kıran kırana mezhep savaşı, padişahların anaları, 600 yıl bizi yöneten gizli devşirmeler, çılgınlık boyutunda zevk ve alem düşkünlükleri ve daha saymakla tükenmez binlerce hatalar ile süregelmiştir bu tarih.

 Zaten Osmanlı’yı kaçınılmaz sona ulaştıran da bu hatalar silsilesi olmuştur. Teraziye konulduğunda elbette kahramanlıklar ağır basacaktır. Lakin bu günahları silip süpürmeyecek ve üç doğru bir yanlışı götürmeyecektir.

Bana göre içerik olarak ailece izlenmeye pek müsait bir film olmasa da Kanuni’nin mahremini sergilemek kadar basit bir kurgu değildir Hürrem’le Kanuni ilişkisi.

Mevzu bahis, ilk kez Osmanlı tarihinde nikahlı eş olabilmeyi başarmış, devleti, oğlu 2.selim gibi yeteneksiz bir hükümdara mecbur etmiş, Kanuni’nin Osmanlı’yı yönettiği kadar Kanuni’yi yönetmiş, Şehzade Mustafa’nın birebir ölümüne neden olmuş, Kanuni’yi evlat katili yapmış, kızı Mihrimah Sultan’ı stratejik bir planla Rüstem Paşa ile evlendirip Vezir-i Azam’la ittifak kurmuş, 16. yüzyılda Osmanlı tarihini olumsuz etkilemiş, İran savaşını birebir desteklemiş, Ruslar ve Lehlerle ilişkimize bugün dahi devam eden bir biçimde  yön vermiş, ve bir anlamda çöküs döneminin baraj kapaklarını açmış bir kadından söz ediyorsak, bu kadına bir tarih ögesi muamelesi etmek gereklidir. Ve padişah-cariye ilişkisinden farklı bir boyutta değerlendirilmelidir.

Diziyi desteklemeyen, tasvip etmeyenler için de Tv kumandası gibi bir özgürlük söz konusudur. Kimse izlemez, takip etmezse doğal olarak dizi yayından kaldırılacaktır. Bir sürekeyi sonlandırmanın en akıllıca yolu onu hiçe saymaktır.

Eğer Hür Adam’ı onaylamıyorsanız, sinemasına bilet almaz, Muhteşem Yüzyıl’ı beğenmiyorsanız kumandadaki, yuvarlak, ortasından çizgi geçmiş, kimi kırmızı, kimi yeşil düğmeye basarsınız olur biter…

Tıpkı Türkan dizisinde yaptığımız gibi…

Dileyen dilediğini yazsın, okusun, söylesin, yönetsin, çeksin... Dayatma yoksa sorun yok… Tercih kişiye aittir değil mi hepi topunda, eni sonunda…

https://www.facebook.com/pages/Habername-Betul-Kursun/166036873419125?ref=ts

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6356 defa okunmuştur
İLGİNÇ YAKLAŞIMLAR
ZERDEÇAL
BETÜL HANIM YAZILARINIZI MERAKLA BEKLİYORUM VE TAKİP EDİYORUM.EDEBİ GÜCÜNÜZÜ TAKDİR ETMEKLE BERABER BU YAZINIZDA OSMANLI HANEDANINI YERDEN YERE VURMANIZI ONAYLAMIYORUM.ECDADINA BUNU YAPMAMALI İNSAN.OBJEKTİF OLMAK ADINA DAHİ OLSA YAPMAMALI.GÖRÜŞ AÇINIZI TÜM YAZILARINIZI OKUDUĞUM İÇİN İDRAK EDEBİLDİM.TAVRINIZ VE TARZINIZ ÖZGÜRLÜKÇÜ VE DİNCİ BİR ÜLKE.HERKES DİLEDİĞİNCE YAŞASIN GÖRÜŞLERİNİ SÖYLESİN DÜŞÜNCENİZ VE HOŞGÖRÜ ÖNERİSİ İLE DOLU TARZINIZ TAKDİRE ŞAYAN.ANCAK ECDAD İSTİSNA OLMAYI HAKETMELİ.BENCE BU KEZ FAZLA HOŞGÖRÜLÜ DAVRANMIŞSINIZ.HERŞEYİ VE HERKESİ HOŞGÖRMEMELİSİNİZ.SAYGI VE SELAMLAR.
19 Ocak 2011 Çarşamba 16:18
Beğendim (5)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri