Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

İBRAHİM'İN HÜZNÜ

25 Ekim 2012 Perşembe

Bilinçaltı öyle bir yerdir ki, tüm görsel hafıza ve duyumların gizlendiği esrarengiz bir mağara gibidir. Bu bağlamda buzdağına benzetilebilir. Sanırım bu yüzden her görsel, herkeste farklı algılar bırakır. Bu da benim zihinsel kimliğimde yer etmiş ve her kurban gününde önüme çıkan bir duyunun bizatihidir.

Sene 98..

İmam Hatiplerin son bahtlı nesli olduğumuz, her gün biraz daha can çekiştiği ve kaçınılmaz sonuca yaklaştığı ve dahi itildiği günler. Neyin mücadelesini verdiğimizi anlamadığımız, ama bir mücadele verilmesi gerektiğine sınırsız inandığımız bir dava savaşındayız bilinçsizce. ‘’Cihattır’’ derdi tefsir hocamız. Kalemliklerimiz, çantalarımız, cüzdanlarımız, ders programı belirteçlerimiz bizle beraber cihatta ve ‘’Allah yolu için’’ haklılığıyla ‘’Ya Allah Bismillah’’ vari cümlelerle bezeli. İnanıp inanmamak değildi mesele o dönem. Halkın cuma vakti namaza gitmeyen İHL’ li görmemesi, takvadan elzem idi. O dönem mesele yalnızca rozeti taşımaktı. İHL’li göstergesi rozetler taşımak direniş sayılırdı..

İşte bundan sebep belki adet yerini bulsun İHL ‘li olunsun, belki de bir tevafuk sonucu edindiğim bir ders programım var kartondan.

Annem, dolaplara404 UHU ile yapıştırılmasına inatla karşı çıktığından, en alt rafa bantla yapıştırmışım ki, bahar temizliğinde azarsız, hasarsız ve zararsız çıkarılabilsin yerinden. Görse de buna ses etmiyor gerçi. "Allah'ın rahmeti, çocuklarının iyi işler yapmasına yardımcı olan anne ve babaların üzerine olsun!"hadis-i şerifi hasebiyle yerinden sökülmekten kurtulmuş, haki yeşili renginde, vasati 20x10 ölçülerinde, sıralı günler yazılı bir ders programı… En üstünde bir yazı…

''İbrahim’in İsmail’i kurban adama misali''

Her akşam ertesi gün az matematik, çok beden eğitimi olması ümidi ile çantamı hazırlıyorum. Ve bilinçaltı işçileri her gün aynı cümleyi işliyor zihnimin mağaralarına.

- İbrahim’in İsmail’i kurban adama misali.

Neydi ki bu adayış diye düşünmedim yıllar yılı. Zaman geçti; kainatta sebepsiz yaprak kımıldamadığını öğrendim. Sebepsiz yaprağı kımıldamayan kainatta, kurban kesmenin de mutlak bir nedeni olmalıydı. Yıllar sonra anladım ‘’Her kurbanın hak namına bir İsmail'den vazgeçiş olduğunu''.

Ve İbrahim’i… En muvahhit nebiyi.. Nemrut’un ateşe attığı, ahretlik can, dünyalık evlat sınavından geçen, sabrın ve aşkın peygamberi İbrahim’i…

Her yıl evladı olan her babanın, ‘’ya evladımı kurban etseydim’’ diye düşünmeksizin başı kes, deriyi yüz formatında kesip biçip parçaladığı, hisseler için yüzlerin asıldığı bu mübarek günü, çok sonra anlayabildik.

O günlerde de yaradan biliyordu elbet… Bir oğul uğruna adanan kurbanın, bir koç ile ikame edileceğini… Ve bunun, çocukların tatlı, fakirin ise kaçınılmaz kabusu olacağını, el-HABİR sıfatı ile, şüphesiz biliyordu.

Bayramlar, hele ki kurban günleri hüzün günleridir benim nazarımda. Bilirim ki İbrahim’in hüznü bulaşmıştır kurban günlerine…

Bir de işin ‘’bayram’’ boyutu var ki en çok bu duygulandırır beni.
Ben bugüne kurban günü diyorum. Bayram demek içimi acıtıyor. Öyle ya bayram demek herkes neşeli demek olmalı. Gel gelelim her yürekte bayram atmıyor bugünlerde…

Bayram diyelim demesine de…

Filistin'de savaş duracaksa, her Afgan’a kurban adamak nasip olacaksa, ve hiçbir çocuğa, pencereden kesilen kurbanlara özlemle bakmak sancısı reva olmayacaksa, her çalmayan zilde yalnızlığımız yüzümüze vurulmayacaksa, bayram diyelim beraberce.

Tüm bayramlar derin bir düşünce alır beni...

Bizim bayram saydığımız bugünlerde, kimlerin tüten ocaklarında acı ile uyandıklarını düşünürüm. Evladını Kudüs’e kurban eden Muhammed’in babasını düşünürüm. Huzursuz huzur evlerini, kusurlu çocuk evlerini.. Atan her yüreği.. Atamnayan her yüreği.. Hep düşünürüm.. Canımı acıtır bu düşünceler. İçimde bir yer acır. Ta derinlerde. Anne olan, evladı olan bir kuyuda su kurur, ağaçlar kurur...

Kaç çocuk annesizliği, kaç anne evlatsızlığı tatdar bugün yeniden...

Acep kaç hasta, kapıda gözleri bir ziyaretçiye adanır yüreği. Kaç baba çaresizliğin en acı boyutunda, bir suç gibi komşu kurbanlarını çocuklarından gizler.

Her durumun istatistik verisi olan bir ülkede, TÜİK 'in buna da sanal irade ile belirleyebildiği bir oran var mıdır...

Bayram paylaşmak değildir. Evlerinde ziyaretçileri ile tatlılarını paylaşanlar, zaten günlük hayatlarında da bunlara sahiptirler. Kaç evin zili, ne zili tokmağı çalınmadan son bulur bayram mesaisi…

Bayramlar hüzündürler…

Ben de özlüyorum ellerimde kına ile uyuyup, gecesinde değişmez bir rüya senaryosu ile, kınaların girmediğini gördüğüm günleri. Başucumda kıyafetlerimle uyuduğum, pabuçlarımı yatağın altına sokuşturduğum, safça ve masumca her şeye inanışımın bayramlarını çok özlüyorum.

Lakin zaman geçmişi özleme zamanı değil. Zaman güne üzülme, biri bayram ederken diğerinin ciğerinin yanışına diyet ödeme ve bayram tatlarını kısma zamanı...

Bayramlar…

Vasati 20x30 ölçülerinde.. Kartondan bir ders programı…

Üstünde bir yazı…

İbrahim’in İsmail’i kurban adama misali…

Kudüs çocukları…

Savaş…

Bayram(!)

Kutlu olsun…

 

Bize ulaşın:

https://www.facebook.com/Betulkursunfan?ref=hl

https://twitter.com/

betul.kursun@hotmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3678 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , ,

TEŞEKKÜR
UĞUR CANBOLAT
Merhaba arkadaşım Çok istifadeli ve hüzünlü bir yazı. istifade ettim. Selamlar
26 Ekim 2012 Cuma 01:25
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Iki tebrik bir sitem
Ahmet Mekki
SAYIN YAZAR, hem YAZINIZI ve hem de BAYRAMINIZI tebrik ederim. Ancak bir de sitemim var. Neden az YAZIYORSUNUZ? HAYIRLI BAYRAMLAR efenim.
26 Ekim 2012 Cuma 00:16
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri