Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

LAİKLİK Mİ ELDEN GİDİYOR DİN Mİ ?

20 Eylül 2011 Salı

Laiklikten korkar mısınız ? Biz korkardık önceleri. Zira insan bilmediği şeyden korkar. Ve insan kendisine yanlış öğretilen şeyden de korkar.

Dünyadaki 22 arap ülkesinin hiçbirinde demokrasi yok. Bir ikisinde göstermelik bir demokrasi var denilebilir mi düşündürüyor beni. Hiç sandık başına gitmemiş, iktidar değişimi görmemiş Arap ülkeleri var. Müslüman kimliğe sahip olup laiklikle yönetilen ve demokrasiyi tam yaşama sancıları verentek ülke Türkiye kanımca.

Türkiye şuan tüm Arap liderlerine ve ülkelerine model durumda. Ve yaradan ne büyüktür ki ''laiklik  elden gidiyor'' çığırtkanlığıyla dine zulmedenlere okkalı bir cevap olarak bu gün Türkiye arap ülkelerine laiklik tavsiyesinde bulunuyor. Arap liderlerinin gözlerine baka baka, "Laik Anayasayı" savunuyor. Demokrasiden, hür seçimlerden söz ediyor  Müslüman Kardeşler'i hayal kırıklığına uğratma pahasına. Hatta  Atatürk'ün kurduğu modern Türkiye çizgilerinden.

''Laiklik mi elden gidiyor din mi'' bunu hala anlayamadı yurdum insanı. Aslına bakarsanız kafalar karıştı. Sanılıyordu ki din gelince laiklik elden gidecek, laiklik düzen olduğu sürece de din ele gelemeyecek.

Kedi buradaysa ciğer nerede vari bir korku idi yaşanan.

Laiklik buradaysa din nerede idi ama...

İkisi de olmadı.

Biz içimizde çelişme durumu aşamadık elbette bu ayrı.  Ama bakın ki din de halen elde laiklik de. Laikliği yıllarca yanlış algıladık demek isterdim. Ama üzülerek söylüyorum ki bugünkü laiklik düşmanlarını zamanın laiklik uzmanları yarattılar. Dediler ki:

''Din varsa laiklik yok. Laiklik varsa din yok''

Bizi kandırdılar yani azizim. Sözlüğe bakıp tanımlar yaptırdılar. Din ile devlet işlerini birbirine karıştırma! Vatandaş dindarsa devlet laik değildir !

Dindar kabul eder mi bunu. Etmez. Etmedi de.

''Dinin olmadığı ne ola kainatta'' dinamoları çalıştı müslümanın beyninde.  

Totaliter dinci siyasi rejimler, dini yönetim değildi aslında. Yöneten kişinin dinden ne anladığı idi. Aslında İslamın mantığına da aykırı bu durum diğer tüm anlayışları, yorum ve uygulama farklılıklarını reddetmek demekti. Kimsenin dindeki herhangi bir uygulamayı başka türlü anlama şansı yoktu. Beyinlere bile ''dur'' deniyordu bu rejimde.  Kuranın ''ıkra'' sına aykırı bir mantalite idi.

Okuma! Araştırma! Anlama! Algılama! Farklılık Yaratma !

Sadece duy ! İTAAT ET RAHAT ET!

Oysa bütün algılama ve anlama farklılıkları, mutlaklık iddiasında bulunmadığı, islamın temsilcileri olduklarını iddia etmedikleri ve kendilerinden başkalarını öteki olarak algılamadıkları sürece birer kültür zenginliği sayılırlar. Lakin bu ülkelerde ölüm nedeni sayıldılar. Ve bütün Arap yönetim biçimleri dinin yegane temsilcileri, tek doğru, ve mutlaktılar (!)

Tek bir din anlayışının egemen olduğu bir ülkede ise farklı ufacık bir din anlayışı kellesinden olur hale geldi. İtiraz eden, hatta yanlış anlama yanlışını göstermiş olan dahi ALLAHA ve DİNE itiraz ediyor demekti ve cezası belli idi. Din kutsal referanslı bir yönetim biçimine sahip olan her Arap lideri bu kutsalı son damlasına dek kullandı. Her farklı algı kafirlikti.

Peki Arap emirlikleri böyle yaparken, Türkiye güllük gülistanlık, barış refah ve demokrasi içinde bir lakiklik mi yaşadı? Sözde laikliği yaşamayı bile beceremeyen güzel ülkem, kimseye de tavsiye edemedi elbette bugüne dek. Laikliğin dinsizlik olarak algılandığı bir ülkede, ne laikleri ne dindarları mutlu edebildi. Laikliğin insana değil, devlete mahsus bir olgu olduğunu, Atatürkçülüğe ihanet sayarak algılamaktan münezzeh kaldı.

Türkiye de aslına bakarsanız bu dinci totaliter rejimin bir diğer versiyonunu kullandı. Biraz daha yeni sürümünü. Din adına baş kesmedi ama,  laiklik adına kamusal alanda dini inançları sıkıştırdı. Dini oluşumları birer tehdit unsuru saydı. Bu oluşumların en masumuna dahi acımadı kırdı, kesti, kapattı, yıktı. Din eğitimini bir köşeye atmakla kalmadı  kıyafet ve başörtüsü resimleri çizdi bu resimlere zulmetti.

Asker fişledi devlet mitledi…

Listelendik hepimiz. Başörtülü, başörtüsüz, namaz kılar, cumaya gider, din eğilimi vardır, eşi kapalıdır vs vs...

Dini bir rejim tehdidi olarak gördü ve ona dair hiçbir olgu görmek istemedi. Ve nihayet Devleti dinsizleştirmek tanımı doğdu.

Arap Emirlikleri dünyada din düşmanlığı yaratırken Türkiye de laiklik düşmanları yarattı.

İkisi de vur deyip öldüren ülkelerdendi. Biz İslam coğrafyasına bakıp dinden, onlar bize bakıp laiklikten soğudu. Birbirimizi hiç sevmedik.Ne onlar bizi ne biz onları...

Haklıydık haklılardı. Hiç birimiz doğru yaşamayı beceremedik çünkü. Türkiye hiçbir Müslüman ülkeye model olabilecek bir laik rejime sahip değildi. Ta ki bugüne kadar.

Miat olan bugün bir yargının yıkıldığı, tabuların başkaldırdığı ve en önemlisi otoriter laiklikten demokrat laikliğe geçildiği gündür.

Laik devlet dinsiz devlet demek değildir. İslam dini, din adamlarının siyasete karışmasını dilemez. Burdaki karışma teriminden hepimizin ne algıladığıyla değişir elbet bu anlayış.

Velakin din düşmanı bir yöneticinin bir ülkeyi yönetmesini de istemez. Sonunu da evla görmez.

İçinde demokrasi olan her şey özgürdür. Tüm dinler, tüm inanışlar, tüm algılar, uygulamalar, farklılıklar, kıyafet, örtü… Hepsi özgürdür. Ve bunlar yerli yerinde olduğu sürece birer zenginliktir.

BİR ŞEYİ KAZANMAK İSTİYORSANIZ ÖNCE ONU ÖZGÜR BIRAKMALISINIZ. İnsanlara özgür olma, eleştirme ve övme haklarını verin. Sonuna dek kullanmanın keyfini yaşasın insanoğlu. Sonrasında seyredin insanı, ülkeyi ve dünyayı.

Türkiye ve İslam coğrafyası bugüne dek dikte ile yaptırmanın (DOĞRU DAHİ OLSA), cezasını çekti. Diliyorum ki burası bir dönemeç olsun, bu coğrafya için ve ülkem için. Diliyorum ki ülkemi ve tüm Müslümanları artık kansız, yasaksız günler bekliyor olsun.

Gurur duyuyorum ülkemle.

Hadi güzel ülkem göster bütün dünyaya !

Bizi facebokta bulun:

https://www.facebook.com/#!/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6088 defa okunmuştur
TEBRİK
TEBRİK
Madem dedi Türkiye siz bize laikliği kaldırtmıyorsunuz ve dine zulmeden laikliği dayatıyorsunuz... Biz de o laikliği öyle br çevirirz ki kendimize göre içini öyle doldurursunuz ki şaşarsınız diyor.. Türkiye öc alıyor aslında. MÜSLÜMANI DA, İNANÇSIZI DA ÖZGÜRCE YAŞATABİLİR BİR LAİKLİK YARATMAYA ÇALIŞIYOR. Dediğiniz gibi helal olsun ülkeme gurur duyuyoruz..
22 Eylül 2011 Perşembe 10:56
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YORUMCU ABDULLAHA
HARABE
Tebrik ediyorum yazarı.Türkiye zaten laikliğin tanımını değiştiriyor bugünler gurur verici olan bu. Bırakın şimdi Fransa laikliği Romadan alıntı Avrupadan kalıntıyı.. Bizim yaşadığımız laikliğin bu olmadığını herkes biliyor.Laikliği yaşanabilir dindarlaştırılabilir ve tavsiye edilebilir hale getirdik zaten devrim olan bu. Gidişatın iyi olmadığını düşünen insanlara gerçekten şaşıyorum öyle şaşıyorum ki..
22 Eylül 2011 Perşembe 10:54
Beğendim (2)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Fransa Laikliği
abdullah Kılıçarslan
Laik dünyanın zulmüne isyan eden Müslüman kitlelere Laikliği örnek göstermek (helede her şey ortadayken yasaklar vs...)adil bir yaklaşım olmasa gerek.Laikliği Fransızlar nasıl uyguladı neden uyguladı iyi bilmek lazım.Eğer kilise benim mülküme el koyabiliyorsa,bana cennetten arsa satabiliyorsa,istediğini afaroz edip istediğini kutsayabiliyorsa ve bunuda tanrının yeryüzündeki uygulayıcısı olarak kendisi yapıyorsa ,sanayi devrimi fransız ihtilaliyle fransız kendini kilisiye karşı güvence altına alıyor.işin özü bundan ibaret.Bizdeki ne idüğü belirsiz ideolojik yaklaşımlarla ifade edilen taklit laiklikle bi alakası yok.Fransız mukallitliğinde bile kendimize has bir anlayış ortaya çıkarıp bunu halka dayattığımız için Kemalist Entelijansiyalar mutluluk duyuyorlardır.
21 Eylül 2011 Çarşamba 18:07
Beğendim (0)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
YORUMSUZ İKTİBAS
ABDULLAH KILIÇARSLAN
Ne yaptığımızın farkında değilsek olalım.Unutmayalım; laiklik gereği Fransız’ın tanrısı kamusal alanlara giremez, ama Müslümanın Allah’ı(c.c) her yerde hazır ve nazırdır. Bugün laiklik diyenler yarın da hiç şüpheniz olmasın “biz daha Mustafa Kemalciyiz” demeye başlayacaklar... Kimseler kusura kalmasın, şu ana kadar yapılanların çoğu iyi de, bu gidişat hiç de iyi değil... Ve bir de cümle kurdular: “Müslüman laik olmaz, ama devlet laik olur.” Korkarım bu gidişat sadece dünya aleminde değil, baki alemde bile bizi çok hırpalar. İlle de din hürriyeti ise Kur’an ferman ediyor: “Ben sizin taptıklarınıza(hiçbir zaman) tapmış değilim, siz de benim kulluk etmekte olduğuma kulluk ediciler değilsiniz, (o halde) sizin dininiz size, benim dinim bana.” Müslümanın bir başka ölçüye ihtiyacı var mı? Yok... O halde, Allah(cc) için ya hak söz söyleyelim, veya susalım diyor Emekli başsavcı Nusret Çiçek
21 Eylül 2011 Çarşamba 17:59
Beğendim (0)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri