Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

YALNIZLIK VE SAÇMALAMAK ÜZERİNE BİR YAZI

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Yeni dostlar edinemiyorum artık...  Sanıyorum yaşım geçti. Her dostluk  ayrı bir yalnızlık korkusu. Zaten bir yaştan sonra edinilen dostluklar çakma oluyor her ne kadar olsa.

Çocukluğunuzda sümüklü halinizi görmemiş bir dost, her daim temiz burunla görünmek zorunda kaldığınız bir kasıntıya dönüşüyor. Pijamayla karşılayamadığım, zil çaldığında koşarak yatağı topladığım, ve değerini ikram edilen pasta, börekle ölçen dostlar olmasa da olur bu hayatta.

Olanlarla idare ediyorum işte. Yaz tatilimde kuran kursu çıkışında kavga ettiğim, ilkokul öğretmenimden dayak yiyişimi görmüş, saklambaç oynarken yerimi söylemiş, cıllıklık eden, günlerce küstüğüm, barışmak için peşine düştüğüm, tüm masumiyeti ile bugüne gelmiş dostlarımla idare ediyorum. Artık kendimi anlatmama gerek kalmamış hiçbirine. Mutfak masasından salona geçmeden ağırlanabiliyor her biri.

Her dakikayı konuşmak zorunda kalarak geçirmediğimiz, ve görüşmenin karşılıklı konuşmaktan çok, beraber zaman geçirmek, anı birlikte yaşamak ve aynı ortamda nefes almak olduğuna kani olduğumuz üç-beş, veyahut bir elin sayılı parmağı kadar dostlar işte.

Herkesi memnun etmeye çalışmışım yıllarca. Kendimden geçmişim. Dinlemişim şişmişim. Hayatımı han kapısı etmişim geleni almışım, gireni ağırlamışım. Ailemden çalmışım han misafirlerine vermişim. En sevgililerimi ihmal etmişim. Her dinlediğim acıyı yaşamışım günlerce. Uykusuz gecelerin müdavimi olmuşum ‘’ne olacak bunun hali’’ diye.

Sonuç … Yorgun ve argın düşmüşüm. Elde pek bir şey yok.  Dengesi bozulan algı halim dışında.

Sorunsuzluk sorun oldu bugünler ben de. Alışmamışım imtihansızlığa belasızlığa ve musibetsizliğe. Mutlak imtihan olmalı insanoğlu hayatta ise imtihanım nerede bekler oldum. Hoş, Allah’ın içimize koyduğu nokta, hani sanatçı tatminsizliği denilen şey aslında yaradanın ‘’beni bul’’ noktası olsa da kaçımız farkında, kaçımız feleğin çarkında bilinmez.

Saçmalama ayarındayım. Her şeyi sorguladığım bir dönem sanırım. En çok da dostları ve yalnız kalmayı.  ‘’Bu kim’’ ‘’niye burada’’ dönemi de diyebiliriz. Bir oradan bir buradan konuşmak istiyor canım. Ve saçmalamak.

Şeve gibi… Gözlerim isimsiz bir ülkenin ağı sanki. Sahrud ve seydunayım. Kavuşmamış iki ırmağın öyküsü. Suskun yaranın kanamasıdır, suskun dününü öldürmenin yasıdır ya Şeve. Hep yalnızdır… İşte öyle…

Oldukça karanlıktır aslında yalnızlık bilirim… Hem  kavramında, hem nefes alınışında. Ama yine de dalmak istiyorum midyelere kadar.

Zaten her beyin birer yalnızlık belirtisidir.  Açmadığımız  her beyin ve her yürek kendi başına yalnızdır. Uzaklara bakan bir göz, bir pişmanlık, bir oğul yarası bir sevda acısı yapayalnızdır aslında. Hissetmeyen anlamaz. ‘’Anlıyorum’’havada asılı kalır. Bilirsin ki ciğerde çekilen başka şeydir. Dinlemek, empati başka şey. Sadece sen bilirsin onu. Yaşayan bilir…

Yalnızlık gözlerindeki ışığı aramaktır ‘’beni seviyor musun’’ sorusunda. Bir dostta, bir eşte, bir seste…  Tatmin olamadıkça ezilirsin, ağırlık biner yüreğine. ‘’Evet’’ kadar haksız olmamalıdır bu sorunun cevabı. ‘’Hem de nasıl’’ kadar tok tutan, sonrasında nasıl sevdiğini anlatmak kadar içten olmalıdır. Kani olmalıdır yüreğin sevildiğine.

Hakkı arayışımız da yalnızdır, sevdaya dalışımız da. Her aşk yalnızdır. Sevda tek kişiliktir aslında.

Mahalleye ilk taşınıldığında, ufaktan demirbaş çocuklara sokulurken, bir anneye nasıl zavallı gelirse çocuk öyle zavallıdır yalnızlık.

Bazen ümit. Bazen korku.  Aslında her korku, ölüm korkusunu içinde taşıyan, hep ucunda ölüme varan bir yaşayıştır. Her korku biraz ölümü barındırmaz mı içinde. Yükseklik korkusu düşüp , deprem korkusu göçük altında kalıp ölmek korkusu değil midir biraz. Karanlık korkusu mezarı anımsatmaz mı her insana. Her korku yalnız kalmak ve ölmek üzerine kurgu değil midir…

Hem yalnızlıktan ölesiye korktuğum, hem de yalnızlığıma haksızlığımı hatırladığım günlerdeyim.

Dostsuz, arkadaşsız ve komşusuz kalmak istediğim günlerde. Asansörde rastlaştığım komşudan ‘’ya sonra görüşmek zorunda kalırsam’’ diye göz kaçırdığım. Herkesten kaçtığım. Ve anladığım ki, tek aile kalırmış insana. Kötülük edemeyecek tek yürek anne yüreği imiş. İçten hissedecek yürek baba yüreği.

Katıksız ve karşılıksız sevecek, kızsan da küsmeyecek tek ciğer evlat ciğeri imiş. Kardeş kardeşin sırrını saklar imiş sadece. Ve elbette EŞ… Biyolojik olmaksızın sonradan hayatımıza dahil olan. Namus ve aidiyet kavramını harman edip, DNA yı gereksiz kılmış, omzuna yaslanılmış ve kelimesine denk olmuş olanından.

‘’Seni anlıyoruma’’ tav olmaktır yalnızlık. Yanındayım.  Elim elinde.

Yalnızım. Ve tavım her iyi şeye… 

 

Bizi facebookta bulun:

https://www.facebook.com/blinqstylezz#!/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 8178 defa okunmuştur
YOK
www.sacmalamakguzeldir.com
yeni adresiniz www.sacmalamakguzeldir.com
25 Ocak 2012 Çarşamba 03:50
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Allah'a mahsus
marifet
Allah kimseyi yalnızlıkla sınamasın.. biz kullar yalnızlıktan bir tek O'na sığınırız.. her gün 5 vakit onunla buluşuruz.. bizi bekler.. Rabbim çok lütufkar.. Bu gece beraatlerimiz kabul eylesin kandiliniz mübarek olsun
15 Temmuz 2011 Cuma 21:00
Beğendim (4)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Sakince bir yaşam ve evlilik...
Bendegah
Ufka dikip gözlerini dalgalara karşı kürek çekmektir belki yaşam tutkusu. Hınca hınç bir mücadele… Ve çok zaman ufka varamadan alabora olan hayatlar… Çoğu birer gizli hazinedir artık, okyonus dibinde. Birazı da şairlerin dilinde... Evlilik, kürek çekmeyi bırakıp dalgalardan biri olmaktır belkide. Hiçliğe sığınmak, ummandan bir parça olmak. En garantilisinden… Sakince bir yaşam..
15 Temmuz 2011 Cuma 03:00
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
KORKU VE ÜMİT ARASI YAŞAMIN HÜZNÜ
furkan
Zaman gelir düşünürsün karar veremezsin bir türlü,beklemeye başlarsın...Ve aniden farkına varırsın yaşamın su gibi geçip gittiğini aslında geçmişin bitmiştir , ama gelecekte ne kadar ne var ,sorular gene sorular...Çocuk çoluk mu dediniz uzak gelmeye başladı .tam bir şair karmaşası içerisinde ya hep ya hiçliğe müracat etmeden ufkun ötesine doğru sakince bir yaşam ve evlilik...
14 Temmuz 2011 Perşembe 16:21
Beğendim (4)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
hep yalnızlık
ursula
“Bir sevda acısı” yalnızlığa açılan kapı. Yorgun ve argın, dengesi bozulan bir ruh ve geride uzaklara bakan bir çift göz…Ne bir bakış görebiliyor insan, ne de bir ses işitebiliyor. Ve insanı deli eden, olabileceğin, olması gerekenin parmaklarımızdan kayıvermesi; soğuk, buz gibi kan donduran bir yalnızlık bırakıyor herdaim .. Ama, bir ab-ı hayat yalnızlık, insanoğlunun sonsuzluğa özlemi, yüzünü kendine dönmesi...
14 Temmuz 2011 Perşembe 11:27
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri