Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Betül KURŞUN

YOLLANMAMIŞ MEKTUPLAR

06 Temmuz 2012 Cuma

Tüm kalemlerime baktım dün şöyle bir... Teker teker okudum üşenmeden. Hani yıllar evvel dinlediğiniz bir şarkıda, o gün ne hissettiyseniz bugün dinleyince de onu hissedersiniz ya… İşte ona yakın bir şeydi yaşadığım. Tüm doğum sancılarımı çektim okurken. Yeniden ve yeniden…

Çok zaman geçti üstünden. Masalımsı, düş kırıkımsı bir şeydi geçtiğim hüzünlü yol. Üstü kapalı düşlerim vardı kimselere açmadığım. Cam kırığı sofralarda dostlarla ekmeğimi bölüştüm halim nice demeden. Ciğerimde bir yara.. Bir evlat acısı. Sahi farkettim de evlat acısı üstüne hiç yazmamışım ben. Kaçışım kendime, kaçışım hep kendimden… Bir dokunup bir kaybolduğum. Bir varmış bir yokmuş gibi olduğum. Acı çekmişim de çekmezden gelirmişim gibi. Olmuşum da ölmemişim gibi… 

Yapmak istediklerim ve olduklarım arasında bir yerdeyim…Şizofren düşünceler kurdum beynimde, şizofrenim sandılar. Hepsinin içi doluydu halbuki.. Hepsinin bir çocukluğu, bir ergenliği bir olgunluğu vardı hüznümde… 

Dualara talip oldum gelgitlerimde. Kim ise önümdeki ondan medet umdum. Kiminde dilenciden, kiminde çerçiciden. Sokakta oynayan dili dönmez çocuklara ettirdim kiminde dualarımı. Tutar diye. Tutmadı…  

Bu mahallenin cemil cümlesi mutsuz çocuklarından biriyim sadece...Bambaşka biri değil.. 

Şeve gibi… Gözleri isimsiz bir ülkenin ağı sanki. Sahrud ve Seyduna gibi... Kavuşmamış iki ırmağın öyküsü. Suskun yaranın kanamasıdır, suskun dününü öldürmenin yasıdır ya Şeve.. Hep yalnızdır… İşte öyle…

Sevişlerimi gördüm orda...

Kaybetmekten ölesiye korktuğum, kaybederken gülümsemeye koyulduğum vazgeçişlerimi gördüm. Huzurdu ve hüzündü…

Ben denizi sevdim sadece.. Lakin bilirim ki denizleri seveceksen dalgaları da seveceksin... Ben denizi dalgası ile sevdim.. Hata kusur aramak değildi niyetim. Kocaman bir yürek istedim. Bana ve benim parçama açılmış kocaman bir yürek... İçinde kaybolduğum o yürekte yürümek istedim... Tüm dikenli yollardan o yürekte geçmek istedim…
Ben aşkı olduğu gibi yaşadım. Kızdım, güldüm, söylendim, sevdim, ağladım, şarkılar söyledim...Şiir de yazdım sevdiğime gazel de okudum... Kırgınsam küstüm, öfkeliysem kızdım, neşeliysem kahkahalar attım. Ama olduğum gibi yaşadım. İnsanın her hali aşkın halidir çünkü...

''Ben''den vazgeçtim sonra. Yanımdaki gülmese de ben güldüm, eşlik etmese de şarkımı söyledim. Omzu olmasa da ağladım kuytuda. Kendime küçücük bir dünya kurdum masallar ülkesinde. Orada yazdım, çizdim, okudum,  kahkalar attım yalnız başıma. O köşesinden hiç ayrılmadı. O tepkisizlikte mutlu olmaya çalıştım. Bir ara oldum da sanki. İyi dersem iyi olur sandım. İyi dedim… Terazideki boş kefeye hiç bakmadım. Herşeye bir çare buldum anlayacağın. İmtihanı idrak edeli çok oldu ben. Hiçbir aşk imtihansız değil. Ben imtihanıma razı oldum…

Herkesin bir cennet vesilesi vardır hayatta. Herkese bir vesile mutlaka verilir. Kimisi görür kimisi görmez. Gördüm sandım, yine yanıldım… Gözünün yaşında '' beni de götür anne '' diyen bir kuzudan vazgeçemedim ben... İmtihansa razı olamadım….
 

Yüreğimi her açtığımda boğazım düğümlendi.
''Değmez'' demekten münezzeh, yine yürüdüm inanmadığım yolda.. ‘’İnanmadığım yolda hiç yürümedim’’ diye ahkam kesemem ben. Bal gibi de yürüdüm. Adam etmekti niyetim bu sevdayı. İlle de olacağım tuttu... Ama olmadı...


Acımadı ki diyemem. Bal gibi de acıdı. Burnumdan gelene dek acı çekiyorum. Sızlıyor içim. Ama dedim ya ben insanım. Ağlarım , yıkılırım, dibe vururum, bağırırm, kızarım, severim, şarkılar söylerim severek ayrılıklar üstüne. Ama yine kalkarım ayağa. Dimdik olurum bir bakmışım.. Kolay geçmez elbet. Yaralarım kolay iyileşmez. Yaşlıyım artık...

Olsun yine de sevecek bir şey bulurum her zamanda...İyileşecek bir neden mutlaka bulurum...
Ben denizi dalgasıyla sevdim. Denizin suçu olur mu… Suçu ile günahı ile sevdim. Olduğu gibi sevmektir aşk. Değiştirmek değil... Lakin bugün yine denizimdir beni alabora eden...
Ben denizi dalgası ile sevdim...
Nerden bilirdim deniz sandığım şeyin sadece bir yağmur birikintisi olduğunu…

Bilemedim.

Bilemediğimde imtihanlarımı gördüm…

Dikiz aynasından hüzünden uzaklaştığınız arabanın arkasına takılıp köşe başına kadar koşan evladı seyretmekten daha büyük acı görmedim. Uzaklaştıkça daha da hızlı koşan… Köşeden döndükçe yavaşlayan bir çocuktan…

’’ Gitme’’ diyen çocuğun giden anası olmaktan daha zavallısını görmedim. 

Dua ettirdiğim çocuklar vardı…

Uzun zaman bakamadım sonra onlara. Balkona çıkamadım parka bakar diye. Bakmadım.. Kaçtım... Koştum… Koştum.. ama kendimden kaçamadım.. 

Hangi vakit uzaktan arkası dönük bir çocuk görsem dua ettim Allah’a kız çocuğu olsun diye.. Benimkisi oğlandı. Oğlan çocuğu görsem daha çok içim yanar sandım. Yanıldım.. 

Kalemim hırçınlaştı sonra. Secdelerim hırçınlaştı. Neden diyememek koydu bana zamanla. Ne ağırdı..... Çekip gitmek dahi isteyemedim... Yitip gitmek dahi. Hayallerime bile gelmekten ürktü bu düşünceler... Birileri duyuyormuş gibi, hep biliyormuş gibi ve haddimi hep aşıyormuş gibi…Yarın güzel olacak dedim, geleceğin geçtiğini gördüm… 

İçimi acıtacaklara baktım sonra… Pek bir şey bulamadım

Hazanda hüzün şarkıları söylememiştik ki hiç... Yağmur ve daha hiç birşey ikimiz için de aynı şey değildi hiçbir zaman...Ayrılık şarkıları kendine mana yüklemezdi akşam serinliğine… Camımız başkaydı…Penceremiz....Ben ırgata bakardım o toprağa...Baharda yelkenleri açmazdık hiç çiçeklere...Çılgınca bir şey yapmadık hiç. Herşey hesaplı ve kararınca idi.. Biz hiç şarkı söylemedik baharda yağan yağmura gözü kara... İyi ki söylemedik. Yağmur, bahar batmaz içime , canımı acıtmaz şimdi böylece.. Hala şarkılar benim, bahar benim, yağmur benim...


Biraz biraz hepsindeyim bu ara. Yitirdiklerim de var kazandıklarım da. Anladım ki yaşadıklarımla ben, ben oldum. İmtihanlarımla vuku buldum… Velakin umutsuzluk hastalığına hiç kapılmadı yüreğim. Bilirim ki depresyon denen uydurmaca, umutsuzluk hastalığıdır. Ve bu illete, umudunu insanlardan yana kaybedenden öte, yaradandan da yitiren kapılır...

Razı gelmektir hayat. Kadere ve kederin ta kendisine razı gelmektir.
Ya vazgeçeceksin sufi olmaktan... Ya da mutluluğa razı geleceksin. Lakin gelsen de, yaradan hamuruna kattıysa hüznü ve cenneti yine huzuru vermeyecektir sana....
Acıyla yoğrulmak kolay. Hüzün var ya hüzün... Hüzün çökmez her insana. Her insan acı çeker lakin hüzün başka bir yerdir...Hüzün acımakla, tuz basmak arasında, gözyaşı ile tebessüm arasında tertemiz bir yerdir..Hüznün yerleştiği bir yürek herkesin nasibi değildir...

Şükrediyorum rabbime. Hüznüme, hamalken yüküme, şairken derdime ve sufiyken hamuruma şükrediyorum.. Ve ben.. Şair olmayı seçiyorum... Dertsiz şair olur mu hiç... Olmaz...

Aslında gitmedim. Rolüm bitti sadece. Sahneden çekildim..

Araf denen o boşluğa geldim...Kalacağım biraz buralarda...

 

https://twitter.com/BetulKrsn

 

Bizi facebookta bulun : http://www.facebook.com/messages/557057698#!/betul.kursun.505
 

 

 

 


 

 

 

 


 

 

 

.

 

 

 

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4248 defa okunmuştur
Arafta fazla kalma Arafata çık
kazım
Araf denen o boşluğa geldim...Kalacağım biraz buralarda...
10 Temmuz 2012 Salı 00:26
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
olamazmıydı.
alptekin aslan
Sayın yazar yazınızı okudum ve tekrar okudum,bir çocuk ve eş arasında kalan dram var sanırım.Eşin olma ihtimali yokmuydu,bu yolu ne kadar zorladınız,anladığım kadarı ile onu seviyorsunuz halen çünkü acı çektiğniz her halinizden belli ve eminimki oda sizi seviyor,sanırım sizi çocukla ilgili evlilik öncesi verilen sözler engellemiş elinizi bağlamış ama bence yinede çözüm bulunabilirdiniz,tatlı dille ikna edilebilirdi,ama sizi içinize atmayı acı çekmeyi tercih etmişsiniz amacınız sanırım sufi olmaktı,ama yazık ki seven iki insan ayrılmış ve eminimki ikiside acı çekiyor,çok yazık.siz bu dramda hep hüzün aramışsınız parkta oynayan çocukta,sırtı dönük çocukta,arkadan koşan oyun yapan evlatta hep hüzünü seçmişsiniz.Umarım mutlu olursunuz bundan sonra.Saygılarla.
09 Temmuz 2012 Pazartesi 00:43
Beğendim (3)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ARAF"INIZ KISA SÜRSÜN
Bahattin KARAGÖZ
Şiir gibi bir nesirdi. Şiiriyeti yaşanmışlıktan da besleniyor gibi. Araf safhanızın uzun sürmemesini temenni ederim.Selam ve saygılarımla... Bahattin Karagöz
08 Temmuz 2012 Pazar 19:06
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
HOŞGELDİNİZ
UĞUR CANBOLAT
Merhaba Tekrar yazmanız ne güzel... Hüzünle harmanlaşmış bir hayat yazısı... Teşekkürler
06 Temmuz 2012 Cuma 16:22
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri