Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilgin ERDOĞAN

Dünyevileşme ve İnfak

19 Şubat 2013 Salı

Dünyevileşme ve İnfak 


"Siz sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda infak etmedikçe gerçek erdemlilige ve hayra ulaşmış olmazsınız." (Ali İmran : 3:92)


İnfak , vahyin en temel kavramlarından biridir. Kur'an, yaklaşık kırk beş yerde doğrudan infak kavramına dikkat çeker. Vahyin nüzul sırasına göre ilk yirmi üç süresinde henüz putların hiç birisinin ismi geçmediği halde infak vurgusu sürekli zikredilir. İnfak bir çok sürede namaz ile beraber zikredilir ve Rabbin emrettiğiiki temel yukumluluktendir.

 

İnfak; istilahta, fayda veren bir şeyi muhtaç olan biriyle karşılıksız paylaşmak
anlamlarına gelir. Bu anlamda infak sadece maddi değerlerle değil manevi degerlerlede izah edilir.İnfak, linguistik olarak ne-fe-ka kökünden gelir. Arapça, iki ucunda iki deliği olan yer altı geçidine enfak denir. İki yuvası olan jerboa faresine munafeka denir. İki yüzlü olan kimselere ise münafık denir.Dolayısıyla infak, iki yüzü olan bir verme cesididir. Nasıl ki münafık Allah için yapıyor gibigörünmesine mukabil aslında kendi menfaatine yapar, infak ise kaybettiriyor gibi olsada hakikattekazandıran bir özelliğe sahiptir.

 


İnfak; vahyin dilinde zekat, sadaka, karz-i hasen, fidye, sadaka-i fıtr gibi kavramlarla ifade edilir.
Zekat, infakin farz olanıdır. Zekat'in iki anlamı vardır. Birincisi artmak ve çoğalmak ikincisi arınmakyani tezkiye olmak. Dolayısıyla verme ahlaki insani hem tezkiye eden hemde malinin çoğalmasına ve bereketlenmesine vesile olandır. Zekat veren kişi , malinin bereketini bu dünyada bereket olarak görür ve ötelerde ona mükafat olarak geleceğinden aslında infak ettiği şeyi misliyle kazanmış olur.

 


İnfak'in nafile olanına ise sadaka denir. Sadaka, Arapça tasdik etmek ve doğrulamak anlamındadır. Dolayısıyla kişinin iman iddiasını tasdik etmesi infak ile mümkündür.Aynı zamanda infak hem Rabbine olan sadakate hemde yaşadığı cemiyetin muhtaç üyelerine yönelik bir sadakat belgesidir.

 

Sadaka-i fıtr ise insanın varoluş gerçeğine yönelik sadakatidir. insanın fitratinin sadakasidir.Karz-ı hasen, herhangi bir karşılık beklemeden sıkıntı içinde bulunan bir kimseye borç vermek ve borcunu ödemede kolaylık sağlamaktır.

 


İnfak, en temel kulluk vazifelerinden biridir. Adem'in oğlu Kabil infak ahlakindaki zaafiyetinden dolayı kaybedenlerden olmuştur. Maide süresinde anlatıldığı gibi Kabil, ise yaramayacak meyve ve sebzeleri Rabbine sunak olarak sunmuş ve bu sözde infaki Allah nezdinde kabul olmamıştır. Dolayısıyla insanoğlunun bencilliği insanlık tarihi kadar eskidir.Kadim Yunan'in ahlâkçı filozofu şöyle der : "Bu kapıdan imansız ve bencil olan giremez"

 


İnfak ile iman arasında ciddi bir ilişki vardır. Zira iman, emanet demeye gelir ve imanın ahlaki karşılığı emanet , küfrün ahlaki karşılığı ise ihanettir. İman eden infak ile sadakatini ispat eder ve ehli emanet olanların safında yerini bulur. İnfak emrinden kaçınan kişiyse hem Rabbinin verdiği nimetlere  hemde yaşadığı cemiyetin gariplerine yüz çevirdiği için ehl-i ihanet olur.

 


Kur'an'da doyurulması gereken insanlardan bahsedilirken ayette "Biz sizi, ancak Allah'ın yüzü (rızası) içinyediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür."(İnsan;76:9) ayetiyle vahiy, livechillah-Allah'in yüzü ifadesini kullanır. Adeta garip,fakir ve yolda kalmış kimselerden yüz çevirmek Allahtan yüz çevirmek gibidir. Allahtan yüz çevirmek ise ihanetin ta kendisidir. İslam tarihinde zekâtını vermediği için onları fikhen mürted kabul eden Ebubekir (ra)'in onların üzerine ordu gönderdiği ve onlarla savaştığı hatırlanması gereken mühim bir hadisedir.
İnfak, toplumdaki sınıfları ve uçurumları ortadan kaldırır. Herkes Rabbine kullugun bilincine varır.

 

Tek İlah inancının baz alındığı bir dinde tek toplum vardır. İnsanlar ister varlıklı ister fakir olsunlar bir araya gelir ve ortak işler yapabilirler. Zira Allah katında herkes Allah'in kuludur. Çok tanrıcı toplumlar ise çok sınıflı toplumları dogururlar. Çok tanriciligin en yaygın olduğu Hindistanda çok siniflilik en katı şekilde yaşanır ve bunun adına Kast sistemi denir.Oysa ki tevhid toplumunda vahdet esastır zira herkes Allah'in kuludur.

 


Kur'anın nüzul sırasına göre ilk ayetlerine baktığımızda vahyin öncelikle insanlardaki mal yığma tutkusunu yok etmeyi ve doğru bir mülk tasavvuru inşa etmeyi hedeflediğini görürüz. Nüzul sırasına göre 23. süre olan Necm süresine kadar putların ismi hiç zikredilmezken vahiy defaatle zengin müşrik eleştirisi yapar.


Dolayısıyla Kur'an, vahye muhatap toplulukların tasavvurunda öncelikle mülk'un mutlak anlamda Allaha ait olduğunun altını çizer. İlk inen Alak süresinde " İnsan küstahça azgınlık eder, zenginliğini kendine yeterli sanır" (Alak 96: 6-7) diyerek Ebu Cehil eleştirisi yapar. Müddesir süresinde ve Kalem süresinde ise o dönemin hem azılı bir müşrik hemde zengin taciri Velid bin Mugire vahyin dilinde sert bir dille eleştirilir.(bknz Müddesir 11-15 , Kalem 1-16) Ebu Leheb, Tebbet süresinde, Umeyye bin Halef Humeze süresinde, Ebul Esed bin
Kelde, Beled suresinde ve Ebu Sufyan, Leyl suresinde elestirilerek nazara verilir. Bu isimler o donemin ekabiridirler ve bunlar mulku kendilerinin zanneden musrik takimidirlar.

 


Kur'an da nuzul sirasina gore anlatilan ilk kissa Bahce sahipleri kissasidir. (Kalem ; 17-33) Bu kissada yoksula vermekten sakindiklari icin bahcesi helak olan bahce sahiplerinin durumu anlatilir. Fakirleri ve yetimleri surekli kollayan bahce sahibi vefat edince bahce bu zatin cocuklarina kalir. Ancak cocuklar bahce urunlerini yetim ve yoksullardan esirgerler. Boylelikle bahceleri helak olmus olur. Vahyin ilk muhataplariyla paylastigi bu kissa mulk tasavvurunu insa etmek icindir.

 


Ozellikle Mekki ayetler incelendiginde tabiat ayetleri dikkat ceker. Kur'an ilk muhataplarina yerlerin ve goklerin yaratilisinin Allaha ait oldugunu hatirlatir. Yildizlara, gunese, gecege,irmaklara atif yaparak mulk tamamen Allaha aittir oyleyse sadece Allaha kul olun ve hayatinizi imaniniza sahid kilin der. Dolayisiyla malin ve servetin ve dahi canin Allaha sahid kilinmasi gerektigi hatirlatilir.

 


Kur'anda uc kavram , "Fi sebilillah" yani "Allah yolunda" formuyla gelir. Bunlar; infak, cihad ve hicret kavramlaridir. Allah yolunda infak edenler, Allah yolunda cihad edenler, Allah yolunda hicret edenler bir cumle olarak benzer oldugu gibi bu uc kavram anlam olarakta birbirinden bagimsiz degildir.

 

Infak bir anlamiyla hicrettir. Hicret ettigi zaman insan nasil birseyden vazgecer. Allah icin yola cikar ve bulundugu topraklari terkeder, infak eden kiside sevdigi bir takim seylerden hicret etmis yani onlari birakmis olur.

 


Infak ayni zamanda cihaddir. Cihad aslinda canin Allaha sahid kilinmasi , infak ise canan hukmunde olan servetin Allaha sahid kilinmasidir. Cihad bir yonuyle insanin canini Allah yolunda infak etmesidir.

 


Kur'anin, ilk olarak yerden yere vurdugu ahlaksiz tutum, guc yarisi anlamina gelen Tekasur dur. Tekasur ,Arap dilinde guc yarisi anlaminda kullanilir. Kur'anda resmi siralamada 102. sure olan ama Mekkenin ilk yillarinda inen bu sure muhataplarina zenginlik yarisi yapmayi, mal, sohret ve makam ile ovunerek baskalariyla rekabet icinde olmayi yasaklar. Kur'an boylesi bir tutumu hem yasaklar hem kinar hemde bunu yapanlari cehennemle tehdit eder.

 


Hz Salih (as)'in kavmi bir deveyi kestikleri icin helak olmuslardir. O deve'nin vahyin dilindeki
adi "Nagatallah" yani Allah'in devesidir. Orada Allah'in demekten kasit kamu malina atiftir. Nasil ki Allah'in dagi, Allah'in suyu, Allah'in denizi deriz Nagatullah yani Allah'in devesi dendiginde kamu mali anlasilir. Dolayisiyla Semud kavmi Allah'in ortak kullanim icin aralarina saldigi deveyi kendi ozel ihtiyaclari icin kesmis ve bundan dolayi helak olmuslardir. Dolayisiyla Allah'in mulkunu kendi mulku gibi algilama girisimi insanlari hem bireysel hem toplumsal anlamda helak eder.

 


Mulk ozunde Allaha aittir. Bundan dolayidir ki o mulkun Allaha sahid kilinmasi gerekir. Buna boyle inanmasi gerektigi halde aksini yapan ve mal yigan kiside nifak ahlaki olusur. Onun icin infak ile nifak linguistik olarak ayni kokten gelmesine mukabil mana olarak ziddiyet arzederler. Onun icin eskiler "El infak, tiryakul nifak" yani Infak nifakin ilaci derler.Kur'anin en buyuk hedeflerinden biri insanda mulk bilincini insa etmesidir.

 

Kur'an bir cok yerinde "yerin ve gogun ve her ikisi arasindakilerin" Allaha ait
oldugunu ifade eder. (Maide 5;18, Maide 5:120, En'am 6;11)

 


Nifak, mal ile ilgilidir. Zira munafik kavrami ilk defa Ankebut suresinde gecer. O da Mekke'nin son donemi ve Medinenin ilk donemlerine tekabul eder. Her ne kadar o yillarda kismen kitlik olsada muslumanlarin siyasi ve iktisadi olarak guclendikleri doneme tekabul eder. Dolayisiyla nifak hastaliginin daha cok maddiyatla ilgisi vardir. Ayetleri egip bukmek ve belli bir ideolojinin yada ekonomik sistemin malzemesi haline getirmek yoklukta degil varlikta tezahur etmistir.

 


Islam tarihinde ilk donem murtedlerine bakarsak genelde yoksul ve garib kimseler degil daha cok o donemin toprak agalarinin ve ekabirinin oldugunu gorebiliriz. Yemende irtidad eden Esved el Ansi veya Yemameli murted Museyleme yasadiklari yorenin zenginlerindendi. Esved el Ansi irtidat ettiginde soyle diyordu " Topraklarimizdan artik alamayacaksiniz, toplamakta olduklarinizi vermeyecegiz" (Taberi , Cilt 3 ,syf 214)

 


Kur'anda konformizme ve kariyerizme tekabul eden iki temel kavram kullanilir. 1) Mele 2) Mutref. Mele; kelime olarak imtila: dolmak , mumteli: etine dolgun yani bir toplumda goz dolduran kimseleri ifade eder.

 


Her ne kadar mele kavrami her zaman musrikleri ifade etmeyen notr bir kavram olsada Kur'anda daha cok sirk toplumundaki ekabir takimini ifade eder. Bu anlamda mele, bir makami doldurmak icin yola cikmislari ifade eder. Mutref ise bolluk icinde olan maddiyatin simarttigi kimselere denir

 

. Iste o gun veya bugun bu tur kariyerist ve konformisler yani mele-i mutref hep mulku kendilerininmis gibi algiladiklari icin her daim zulmun ve haksizligin hep destekleyicisi olmuslardir.Kur'an o donemin musrik zihniyetinin psikolojisini ozetlercesine soyle der: " Bu Kur'an iki sehirden birindeki guclu ve zengin bir adama
indirilmeli degilmiydi? "( Zuhruf: 43:31)

 

Infak, kisiyi maddiyatin simarticiligindan yani mutref olmaktan alikoyan bir Ilahi yaptirimdir.
Namaz nasil tevazu ve mahfiyeti gerektirir infak dahi mustagni ve mustekbir kimselere uzaktir. Bunun icindir ki namazla infak arasinda ciddi bir iliski vardir. Kur'anda salat ve infak genelde beraber zikredilir.

 


Mesela , Rabbimiz salati ve infaki Enbiya suresinde birlikte emreder.(Enbiya: 21;73) Meryem suresindekavmine iki sey emreder bunlardan biri salat digeri infaktir. (Meryem: 19;55) Isa (as) yine kavmine salati ve zekati emreder. (Meryem ; 19 ;31) Tevbe suresinde ise musriklerin iman etmelerinin delili olarak salati ikame etmeleri ve infak etmeleri zikredilir. (Tevbe: 9:5) Maun suresinde ise yetimi iten dulun hakkini yiyen ve en ufak bir yardimi dahi esirgeyen kimselerin namazdan gafil olduklari vurgulanir.

 


Namazin manasi insanda uc ahlaki ozelligin belirmesine vesile olur. Kiyamda insan, boynunu buker ve bir Adem evladi olarak kusurlarini anlar ve affedici olur. Rukuda kisi belini buker ve acziyet makaminda mazlumlarin ve masumlarin halini idrak eder. Secdede ise kisi muhtaciyetini farkettiginden yoksullarin, aclarin ve tum muhtaclarin halini fehmeder. Iste secde aslinda insani infak etmeye tesvik eden bir ahlaki insanda insa eder.

 


Infak, ciddiye alinmasi gereken bir ibadettir. Rabbimiz Kur'anda " Allah yolunda infak ediniz ve kendielinizle kendinizi tehlikeye atmayiniz. (Bakara 2;195) buyurur. Infaktan kacinmak ciddi bir suctur ki ilk halife olan Ebubekir (ra) zekatini vermeyen bir kavmi, murted olarak kabul etmis ve onlara savas acmistir. Muddesir suresinde Kur'an, insanlarin cehenneme gitme sebeblerini anlatirken onlarin namaz kilmadiklarini ve yoksulu doyurmadiklarini zikreder.

 

 
Bilindigi gibi Kur'an her dokuz ayetten birinde Israilogullarindan bahseder ve bilindigi gibi onlarin en bariz ozelligi paraya duskun ve cimri olmalaridir. Dolayisiyla cimrilik bir Yahudilesme egilimi oldugundan infak bu mel'un temayulu imha eder. Israiogullari'nin yahudilesme temayulunu anlatan Bakara suresi ise Kur'anin en uzun suresidir.

 

Buzagi anlamina gelen Bakara ise Firavun'un bereket tanrisidir yani maddiyati
sembolize eder. Kadim Misirda Apis ve Hotor figurleri maddiyati ve gucu sembolize eder. Tarihte bir cok medeniyet, buzagi ve boga figurlerine tapinmislardir. Mesela Hindistanda Indra, Sumerlerde ve Filsitinde Ba'al putlari veya kadim Yunanda Zeus boga olarak tasavvur edilmistir. Afrodit nasil ki insanda ki sehvet duygusunun putlasmis halidir boga ve buzagi figurleride insandaki dunyevilesme tutkusunun put haline gelmis figurleridir. Kur'anin ilk nazil olan sureleri dunyevilesmeyi hedef aldigi gibi en uzun suresi ise yine
ayni sorunu ele alir.

 


Infak, insani arindirir ve iyiligin en guzeli anlamina gelen "Birr" sirrina ulastirir. Rabbimiz soyle der: "Siz sevdiginiz seylerden infak etmedikce 'birr' sirrina ulasamazsiniz.Her ne infak ederseniz Allah muhakkak bilendir" (Al-i Imran ; 3:92) Demek ki , insanin arinmasi icin infak elzemdir.
Her nebi mutlaka bir seylerden infak ederek "birr" sirrina ulasmislardir. Nuh(as) yillarini infak etmistir Hakki anlatmak icin...Ibrahim(as) Ismailini infak etmistir Rabbinin rizasi icin... Hanne ve Meryem olabilmenin yoludur infak... Yusuf, iffeti adina yillarini infak etmistir zindanin kuyularinda... Her nebiden misal verebilmek mumkundur... 

 


Onun ardindan giden suheda , hayatlarini imanlarina sahid kildiklari icin yani canlarini Allah yolunda infak ettikleri icin degerlidir Allah indinde... Hamzayi Hamza yapan sehid olmasidir. Siddiklar icinde gecerlidir bu durum. Ebubekir ilk musluman oldugu zaman yaklasik kirk bin dirhemi vardi. Vefat ettiginde ise kamu maasi disinda geriye biraktigi mirasi yoktu. Omer, tum varligini hiybe etmisti.

 

Allah resulu(sav) Abdurrahman bin Avf'in kervanini bunlar atestir' diyerek dagittirmasi yine hatirlatilmasi gereken muhim bir misaldir.


 Yine baska bir hadiste "Her ummetin fitnesi vardir benim ummetimin fitnesi
maldir" der. (Tirmizi, Zuhd)


Arinmislik ve tezkiye deyince akla anneler gelir. Annelik arinmisliktir. Zira Rabbimiz anneleri arinma ahlakina gore programlamistir. Anne olur olmaz sut vermeleri ve iclerinde yavrularina karsi muthis koruma ve sefkat duygusu annelerin infaka programli olduklarinin delilidir. Iste anne gibi lider toplum manasina gelen ummet icinde durum boyle olmalidir. Ummetin her ferdi boyle bir infak gerilimi icinde olmalidirlar.

 


Akif'in, " Nerde bir garip gorsem yanar ta derinden cigerim, Onu dindirmek icin tekme yerim, cifte yerim" seklinde ifade ettigi inceligi tasimalidir.


Suleyman Hilmi Tunahan, talebelerine " Rabbinizden cok zengin olmayi degil cok zekat vermeyi isteyin"diyerek talebelerinin tasavvuruna hem infak ahlakini kazimaya hemde dogru mulk bilincini insa etmeye calismistir. Zira Allah resulu (sav) "Gercek zenginlik , mal coklugu degil gonul toklugudur" der.

 

Dolayisiyla gercek zengin zekat verebildigi kadar zengindir.

 


Bir sey degerini infak ettigi nispette alir. Bilinc, bilginin infak edilmis halidir. Bilinc yoksa bilgi kuru bir malumat olarak kalir. Boyle bir bilgiden resul, Allaha siginir. Bir insan sadece mal sahibi oldugu zamanda o mal ates olmaktan oteye gitmez. Insan, mahiyet itibariyla cekirdege bezer. Bu dunya ise toprak gibidir.

 


Sayet o cekirdek kendini gunes ve su ile beslerse meyve veren bir agac olur. Agac dahi meyve verdigi nispette deger ve anlam kazanir. Iste insan da kendini iman ve salih amel ile beslerse bir agac gibi meyve vermeye baslar. Verebildigi nispette ise anlamlidir. Tabii ki infak sadece para ile degil fayda veren her seyle ilgilidir. Yetimin karnini doyurmak degil sadece belki onunla dertlesmekte infaktir. Kimileyin, insanin vakti, paradan ve maldan dahi kiymetlidir. Insan deger verdigi bir seyi mal olsun, bilgi olsun, vakit olsun Allah yolunda kullanmadikca arinimaz. Tezkiye olmak iste boylesi bir infak ahlakiyla mumkundur.

 


O halde infak insani nasil arindirir sorusu muhimdir:
Infak; oncelikle insanda mulk bilincini insa eder. Mulk'un Allaha ait oldugunu idrak eden bir kisi ancak sevdigi seylerden infak edebilme yigitligini gosterir. Tum gunahlarin temelinde mulk bilincindeki kiriklik yatar. Hayat benim degilmi? Istedigim gibi yasarim algisidir insani bohem bir hayat islemeye iten saik.


Karsisindaki insani Allah'in mulku goren ona zarar verebilir mi? Hatta kendini Allah'in mulku gorenkendine zulmeder mi? Yerlerin ve goklerin Allah'in mulku oldugunu hatirdan cikarmayan varliga zarar veremez. Infak, boyle bir bilincin hem neticesi hemde ona guc katan saikidir. Hem boyle bir bilince sahip oldugumuz icin infak ederiz hem de infak ederek bu bilincin koklesmesine sebeb oluruz.

 


Infak, kisiyi ozgurlestir. Kisiyi nesne karsisinda ona kole olmaktan kurtaran ve nesne kilan bir keyfiyeti vardir. Zira insan verebildigi nispette bir seyin sahibidir. Veremedigi takdirde artik o veremedigi sey insanin sahibi olmus olur. Onun icin Islamoglunun, veciz ifadesiyle adamak ve adanmak, harcamak ve harcanmanin ziddidir. Insan, infak edebildigi nispette ozgurlesir. Aksi takdirde varligin karsinda kendini tuketen bir aciz bir nesnedir.

 


Infak, sadece kisiyi degil toplumuda tezkiye eder. Infak eden kiside bir taraftan magdura ve yolda kalmisa yonelik merhamet duygusu insa olurken infaki alan kisinin ise icindeki muhtemel negatif duygular imha olur. Imkansizliktan dolayi cocugunu tedavi ettiremiyen bir kisi sayet biri tarafindan yardim gorurse o kisinin mal varligi onun gozune batmaz bilakis o mureffeh hayatinin daim olmasi icin dua eder. Sayet maddi yetersizliginden dolayi cocugunu kaybederse o dem seytaninda fisiltisiyla ve birazda cehaletten
dolayi yasadigi cemiyetin belasi olabilir.
 

 


Infak ahlaki aslinda yasadigimiz dunyanin bir cok problemine recete olabilecek mahiyettedir.Bugun,Birlesmis Milletler raporuna gore dunyada 1 milyar insanin aclik sinirinin altinda yasadigi bilinmektedir.


Afrikada her uc cocuktan birisi ya su kirliliginden veya gida yetersizliginden dolayi olmektedir. Afrikada maddi sefaletin onune gecmek icin yeterli miktar kirk milyar dolardir. Dunyanin en zengini Warren Buffet'in toplam sermayesi altmis iki milyar dolardir. Sadece bu kisi infak edebilse Afrikadaki insanlar sefaletten kurtulacak ve yuz binlerce cocuk olmeyecek ve anneler aglamayacaktir.

 

Onu takip eden ve sermayesi altmis milyar dolar olan Telekom'un sahibi Carlos Slim Asyadaki yoksullari, sermayesi elli sekiz milyar olan Bill Gates Guney Amerikadaki acliktan dolayi sefalet yasayan magdurlari sadece sermayelerinin bir kismini infak ederek kurtarabilirler.

 

En buyuk olcekten en kucugune gidildiginde her ulkenin en varliklilari
sermayelerinin bir kisimindan infak ederek yasadiklari cemiyetin magdurlarini koruyabilirler.

 

Merhum Necip Fazil'in su dizlerini hatirlamamak mumkun degil.
Allah'in on pulunu bekleye durdun on kul
Bir kisiye tam dokuz , dokuz kisiye bir pul
Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara sah olsa
Yasasin kefenimin kefili karaborsa

 

Epiktetos'un sozunu hatirlayalim : "Bu kapidan iki kisi giremez. Imansiz ve bencil." Iste, imanin ahlaki karsiligi olan emanet duygusundan yoksunluk olan ihanet ve insanlik denilen erdemi ayaklar altina alan bencillik hali yasadigimiz sorunlarin en temel sebebidir. Infak ahlaki ise iste boylesi bir ihanetin onune perde olabilecek guctedir. Ozellike yasadigimiz su dunyada israrla uzerinde durmamiz gereken kulluk vazifemiz infaktir. Arab, "Infak nifakin ilacidir" der. Bencilligin doruga ciktigi boylesi bir dunyada muhtac oldugumuz ilac yine temel bir Ilahi emir olan infakolsa gerektir.  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5016 defa okunmuştur

Etiket(ler): ,

yazmak kadar okutmak da zordur.
mehmet yılmaz
Yazı çok uzun.. Yazı yazmak bilgili insanlar için kolay ama okutmak zordur. Siz ne kadar bilgili olursanız olun sizin anlattıklarınız değil okuyanın anladığı önemlidir. Başarılar dilerim .
24 Şubat 2013 Pazar 01:29
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
yazmak kadar okutmak da zordur.
mehmet yılmaz
Yazı çok uzun.. Yazı yazmak bilgili insanlar için kolay ama okutmak zordur. Siz ne kadar bilgili olursanız olun sizin anlattıklarınız değil okuyanın anladığı önemlidir. Başarılar dilerim .
24 Şubat 2013 Pazar 01:29
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tesekkur
Bilgin Erdogan
Tesekkur ederim yorumlariniz ve ilginiz icin... Evet bu yaziyi uc seri halinde yayinlayacaktim ama parcalamaya kiyamadim.Butunlugu icinde okunmsini istedim Diger yazilar o kadar uzun olmayabilir. Selam ve dua ile
21 Şubat 2013 Perşembe 02:53
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
uzun
Salih Seyhan
Bilgin Bey, habernameye hoşgeldiniz. lakin bu yazı haber sitesi için oldukça uzun deil mi?
20 Şubat 2013 Çarşamba 23:07
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tesekkur ederim
Bilgin Erdogan
Tesekkur ederim, hayirlara vesile olmasi duasiyla
19 Şubat 2013 Salı 22:49
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri