Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilgin ERDOĞAN

Fıtrat Dini Islam ve Denge Yasası (III)

28 Ekim 2014 Salı

trat Dini Islam ve Denge Yasası (III)

" Sizi vasat bir ümmet kıldık ki, insanların üzerine şahidler olasınız.." (Bakara:2:143)

Insanlığa şahidler olabilmenin yolu  dengeli yani orta yolu tutabilmekle mümkündür. Kainat kitabında hersey denge icindedir. Denge bu anlamda sünnetullahtır. Bu yasaya uyanlar hayatiyetlerini devam ettirirler uymayanlar yokluğa mahkum olurlar.

 Evrendeki her şey denge ve ölçü içinde olduğu için hayattadır. Üzerinde yaşadığımız dünyanın güneşe olan mesafesine bakınız. Güneşe ne çok yakın ne de çok uzak olduğu için bu gezegende hayat var. Güneşe daha yakın veya daha uzak olsaydı yeryüzünde hayat olmayacaktı. Üzerinde yaşadığımız dünya hal diliyle “Dengede hayat var” demekte adeta.

İnsan anatomisinin insan iradesine verdiği temel mesaj yine "Ey insan ! dengeli ol" mesajıdır. Çok sıcak olduğu zaman bedeniniz yanar ve yine çok soğuk olduğu zaman donarsınız. Vücudunuzun sıcaklık dengesi bozulduğunda ve soğuk olduğunda bedeniniz titreyerek veya çok sıcak olduğunda vücudunuz terleyerek tepki verir. Tıp dilinde “homeostatis” olarak bilinen bu hal dengede hayat var çağrısına bir misaldir sadece.

 İnsan gözünün alt-eşiği ve üst eşiği vardır mesela. Çok küçük şeyleri veya çok büyük şeyleri görebilmek için mikroskop veya teleskop kullanmak gerekir. Ancak ideal olan göz alt ve üst eşiği olan insan gözüdür. Kimse teleskop veya mikroskop gibi bir göze sahip olmak istemez.

 Kulağınız için hakeza aynı şeyleri söylemeniz mümkündür. Kimse karıncaların ayak seslerini duyabilen bir kulağa sahip olmak istemez. Şayet insanların burnu her kokuyu alabilseydi sanırım hayat çekilmez olurdu. Demek ki en ideal olan uçlarda olan değil dengede olandır. İnsan bedeni dahi insana bu mesajı verir.

 Kozmik koronun şefi makamında halife-i rû-yi zemin liyakatindeki insanın teo-ontolojik levhasının üzerinde yazılı olan gizli mesajın yine denge olduğuna inanırım ben. İnsanın teo-ontolojisi “Hame-i Mesnun” yani çamurdur. Hicr Sûresi’nin 26. âyetinde geçen bu kavrama bakıldığında insanın özünün çamur olduğuna atıf yapar vahiy. Dolayısıyla insanın oluşumunu hava, su, toprak ve ateş gibi dört temel unsurun etkileşime geçirilerek var edildiğini açıklamak mümkündür. Çamur özü itibarıyla anasır-ı Erbaa’nın birleşmesidir. Evrendeki bu dört temel unsuru dengeleyen bir yapıya sahiptir vahyin tarif ettiği insan özü.

İslam akaidinin en temel konsepti yine dengedir. İslam tevhidi, ateizm ile paganizm arası bir denge duruşudur. Ateizm bir dengesizliktir. Kitap katipsiz, iğne ustasız olmaz öyleyse varoluşu Allah’sız açıklamak bir çeşit dengesizliktir. Bir şeyden her şey yapan her şeyi bir şey yapan her şeyin yaratıcısı olan o tek şeydir. Ancak diğer taraftan vahyin tanıttığı Allah tüm pagan unsurların ötesinde bir ilahtır. Vahyin tanıttığı Allah ne Şintoistlerin güneş tanrısına, ne antik Yunan’ın Hermes’ine veya Afrodit’ine, ne eski Mısır’ın Hotor tanrısına veya Apis öküzüne benzemez. Zira O, eşsiz ve benzersiz olan ve akla geldiği zaman mutlaka zihni tahayyülden çok başka olandır. Onun için önce “La ilahe” yani “tanrı yoktur”, sonra “İllallah” yani, “ancak Allah vardır” diyerek tevhidi ifade etmiş oluruz. Dolayısıyla tevhit ateizm gibi tanrıyı tanımayan bir bakışı tamamen yadsırken tanrıyı eşyalaştıran veya insanlaştıran zihniyeti de reddeder. Onun için tevhit en büyük denge sirk en büyük dengesizliktir.

Vahyin peygamberleri sevmede dahi iman edenleri dengeye teşviki vardır. Peygamberlerin hatalarını vurgulayarak onların insan-üstü olmadıklarının altını çizer. Vahiy birçok yerde peygamberlerin beşer olduğuna vurgu yaparak onların zellelerine (hata-sürçme) işaret eder. Bu konuda en meşhur olanı Yunus (a) kıssasıdır. Sâffat Sûresi Yunus’un peygamber olmasına rağmen Allah’ın izni olmaksızın bulunduğu beldeyi terk ettiğini ve bundan dolayı cezalandırıldığını vahyin muhataplarına tezekkür ettirir. Musa peygamberin bir Mısırlının ölümüne sebep olduğunu Kasas Sûresi anlatır bize. Âdem, Nuh ve İbrahim peygamberlerin yine zelvelerine işaret eder vahiy. Son olarak ise Abese Sûresi’nin ilk on âyetinin Allah Rasulünü tazir eden âyetler olduğunu hatırlamak gerekir. Bir garibin anlık ihmali Allah Rasulünün tazir edilmesine sebep olmuştur.

Vahyin tasavvurunda sahabeyi sevmekte bir denge içindedir. Kur’an bir taraftan ashab-ı kiramı Âl-i İmran Sûresi’nde (3/110) “İnsanlık tarihinin en hayırlı topluluğu” olarak tasvir ederken diğer taraftan Hadid Sûresi’nde Allah Rasulü (s.a.v) hutbedeyken onu yalnız bıraktıklarından ve Medine’ye giden ticaret kervanının peşinden gitmelerinden bahseder (57/10). Mesela, Tevbe Sûresi’nde “Allah onlardan razı olmuş onlar da Allah’tan” (9/100) diyerek onlardan övgüyle bahsederken Âl-i İmran Sûresi’nde Uhud Savaşı’nda onların ganimet hevesiyle dağıldıklarına vurgu yapar.

Bu konuda daha başka örnekler de verilebilir ancak vahyin bu iki tabloyu da örnek olarak vermesinden maksadın vahyin mü’minlerini sahabeyi sevmede dengeye daveti aşikârdır. Her şeyde olduğu gibi sahabeyi sevmede dahi denge esas tutulmalı ve onların bir beşer olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Zira dinler tarihi dini önderlerin ilahlaştırılması örnekleriyle doludur. Bugün Protestan kilisesinin kabul etmediği ancak Katolik kiliselerince devam edegelen havarilere yönelik aşırı tazim bu ümmetin insanlarında olmaması gereken bir sapmadır. Onun için vahiy bu ümmetin insanlarını sahabeyi sevmede dengeye davet etmektedir.

Denge, kulluğun minhacı ve tüm ibadetlerin meyvesidir. Kulluk, itidali gerektirir. Bir hadiste, Allah Rasulü (s) “Yarın ölecekmiş gibi ahiretine hazırlık yap ve dünyadan nasibini unutma…” buyurur. Allah Rasulü (s.a.v) bize dünya ve ahiret dengesi kurarak kulluk yapmamızı tavsiye eder. Zekâtın kırkta biri farzdır ancak bir insanın kazandığının hepsini infak etmesi caiz olmaz. Oruç, Ramazan ayında farzdır ve yine Pazartesi ve Perşembe günleri tutmak sünnettir ancak yılın hepsini oruçlu geçiren kişi hiç tutmamış gibidir. Allah Rasulü (s.a.v) “Efdal olan ibadetin az ve sürekli” olan olduğunu vurgular.

Dolayısıyla denge hem fıtratın yasası hemde fıtrat dini İslamın vazgeçilmez bir gerçeğidir.

Işte gerek vahiy gerekse kainat kitabı denge'nin bir üst yasa olduğunu anlattığı halde bugün insanlar lider tasavvurlarını,duruşlarını ve cemaatlerine, hareketlerine yaklaşımlarını bu üst yasaya göre tanzim etmezlerse inhirafa uğramaları mukadderdir.

Cemaatinizin menfaatlerini ummetinize, bir gayri müslimi müslümana alimlerinizin eserlerini Allah'in kitabına, liderlerinizin tercihini vahyin temel düsturlarına tercih ederseniz sevgi ve bağlılık noktasında bir dengesizlik içindesiniz demektir. Peygamberimizde dahi görmediğimiz vahyin asla onay vermediği olağan üstülükleri şayet siz liderlerinizde alimlerinizde ve hocalarınızda görüyorsanız ve bunu menkıbeleştirdiyseniz denge yasasına mugayyir hareket edenlerin akıbetiyle yüzyüze gelmek üzeresiniz demeketir. Zaten onun için bu çatırdama..

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2736 defa okunmuştur

Etiket(ler): , ,

YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri