Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilgin ERDOĞAN

Gezi parkı olayları üzerine

05 Haziran 2013 Çarşamba

Birkaç tencere üç beş tava gerisi hava … Yollar yürüyerek aşınacak değil ya !

Ali Seriati : "Sizi rahatsız etmeye geldim  "

1961’de Cemal Gürselden bu yana 61 milyar dolar kadar biriken IMF borcunun bitmesi,faiz oranlarının düşmesi ve geçmiş hükümetlere nispetle ekonomik anlamda kısmen müreffeh olunması Turkiye’yi bölgedeki komşu ülkelere nazaran güçlü bir ülke konumuna getirdi. Bu gelişmeler haliyle Türkiyede üreten kişilerin ve grupların hem kendilerine güvenini hemde hükümete olan itibarını güçlendirdi.

Hükümetin Türkiye içindeki terör problemini bitirmesi ve akan kanların nispeten durması ve dolayısıyla misak- ı milli içinde 40 yıldır kanayan yaranın durdurulmuş olması haliyle halk nezdinde hükümetin itibarinida arttırdı. Bugün BDP liler askerleri lanetlemek yerine onlara taziye gönderiyor ve yaralıları ziyaret edebiliyorlar.

Arap Baharı öncesi ve sonrası uluslararası sahadaki gelişmeler, Mavi Marmara sonrası Türkiye-İsrail ilişkilerinin zedelenmesi ise doğal olarak Arap Dünyasının yıllar sonra özellikle Başbakanın Davostaki tepkisinden sonra müslüman Arap dünyasında Türkiye’nin Osmanli’dan sonra kaybolan itibarını tekrar kazanmasına sebeb oldu.

Amerika-Türkiye ilişkileri baglamındaysa, değişen dünya koşulları nedeniyle Türkiye’nin bölgedeki jeopolitik önemi daha da artmış özellikle Türkiye’nin arabuluculuğu olmadan müslüman Arap Dünyasında istikrarın ve barışın asla sağlanamayacağı anlaşıldı. Filistin-Gazze zaviyesinden bakarsanız Amerika’nın bölgedeki arabuluculuğu Filistin halkı tarafından Mısır’ın arabuluculuğu ise İsrail tarafından şüpheyle karsilanacagindan Turkiye’nin bu noktada oldukça önemli bir jeopolitik konuma sahip olduğu yani bir muvazene unsuru olduğu tekrar anlaşıldı.     

Türkiye’nin hem dahili ve harici siyaset noktasında hem de iktisadi bağlamda canlanıyor olması kuşkusuz bazı odakları rahatsız etmektedir. Özellikle bölgesel gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olan İsrail lobileri hükümetin ve özellikle Tayyib Erdogan’ın itibarını yerle bir etme projeleri içinde ne yapacaklarını bilememektedirler.

Ali Seriati : "Sizi rahatsız etmeye geldim " der. Evet Tayyip Erdogan icraatlarıyla birilerini rahatsız etmistir. 

Önce 3. Köprünün isminin Sultan Selim olarak teklif edilmesi konusunda bir takım aleviler hükümete karşı kışkırtılmaya çalışılmıştır. Neymiş efendim Sultan Selim alevileri katletmiş! Meselenin tarihi detayları bir tarafa bu ülkede daha dün Dersim katliamından birinci derece sorumlu Sabiha Gökçen adıyla bir hava alanı olması hiç bir alevi vatandaşımızın tepkisine neden olmazken niçin Sultan Selim isminde bu kadar tepki veriliyordu?

Zira Sultan Selim herhangi bir Osmanlı padişahı değildi. O ilk Osmanlı halifesiydi. Hilafet onunla ö zdeş leş miş ti. Dolayısıyla Sultan Selim bir anlamda Orta Doğuda liderlik konumuna doğru adım adım ilerleyen Türkiye’yi ve özelde bu hükümeti temsil edebiliyor olması bazı odakları rahatsız ediyor olabilirmiydi?

Benzer durumu Gezi parkı olayında da gözlemliyoruz. Bugün İstanbulda Gezi parkı denilen yer Osmanlı döneminde Halil Paşa Topçu Kışlası olarak biliniyordu. Orasının kışla işlevini kaybetmesi ve başka amaçlarla kullanılmaya başlaması 31 Mart olayları sonunda İİ Abdulhamid’in tahttan indirilmesiyle başlıyordu. Dolayısıyla orası II Abdulhamid’i temsil eden ve hatırlatan tarihi bir öneme sahipti. Hükümet orayı tekrar canladirmak ve II Abdülhamidi tahttan indirenlere nispet edercesine orayı bir kışla müzesi haline getirmeye çalıştı.

II. Abdülhamid biliyorsunuz  Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’i makamından kovan ve size verecek bir karış toprağım yok dedikten sonra Filistini korumak için memalik-i ş ahane yapan ve bundan dolayı azınlıklar tarafından suikast girişimleriyle öldürülmeye çalışılan bir Osmanlı Sultanıdır. Özellikle o yıllardan beri Siyonistler ve o davanın kadim muteakipcileri masonlar Abdülhamidi asla sevmezler. Acaba o parkın böylesi bir tarihi öneminin olması bazı odakları bu kadar öfkelendirmiş olabilir mi?

 

Sokaktaki vatandaşı kastetmiyorum tabii ki. Onların çoğu toplum psikolojisiyle birazda içinde bulundukları depresif durumlardan dolayı kendilerini sokakta bulan kişiler.Metropolde yaşamış olmanın stresi elbette öfkenin artmasına ve dolayısıyla kimi grupların bu durumu istismar etmesine neden olabilmektedir. Ancak bu işi organize edenlerin ideolojik kaygılarının olduğu bir gerçektir. Kamu malını acımasızca talan edenlerin zaten ağaç ve çiçek sevgisinden bahsedebilmek mümkün mü?

 

Bazı argümanlar ise Tayyip Erdogan’nin çok diktatörce olduğu yönünde. Neymiş efendim içki içmeyin de ayran için demiş. içki konusunda yasal düzenlemeler getirerek halkı içkiden uzak tutmaya çalışmış. Bu ülkede şapka takmadığı için insanlar İstiklal mahkemlerinde katledildi. Namaz kılan askeri okul talebeleri, fişlenerek takip edildi ve okullarından atıldı. Kokteyllere katılmayanlar asosyal ilan edildi ve devlet birimlerinde baı rnamadi. Daha dün başörtüsü taktığı için okullardan talebeler atıldı.Risale-i Nur okuyanlar tevkif edildi. Kur’an harflerini öğretenler tabutluklarda işkenceye maruz kaldı. Başbakan, içki içmeyin ayran için dediği için hayatınıza müdahil oluyor öyle mi?

 

Bu olaylarda elbette ki alkol lobisinin de önemli bir rolü var. insanları zehirleyerek ve sarhoş ederek o pis çarklarına çomak girecek çünkü. Bu öfkenin başka hangi nedeni olabilir anlasaniza ! Tesettüre olan ahlaksız tepkinin asıl nedeninin kozmetik sektörü olduğunu herkes biliyor. Gezi Parkı olaylarının temelinde de alkol lobisinin etkisinin olduğu iki kere iki dört edercesine sabit bir realitedir.

 Kimileri de Tayyip Erdogan’in üslubunu bahane ediyorlar. Tayyip Erdoğan yüreği insan sevgisiyle dolu ama bir o kadarda dili keskin bir siyasidir. Evet, vahiy Musa (a)’a Firavunla dahi konusacakken“kavl-i leyyin’i” (yumuşak ve tali sözü olmayı) tavsiye eder.Ancak keskin dilli olmak başbakanımızın mizacidir. Türkiye onun bu mizacını bilerek onu başbakanlığa getirmiştir. O kendisini Kasımpaşalı ve Karadenizli bir siyasi olarak sevdirmistir. Bu millet kanımca onu böyle sevmeye devam edecektir.

 Kimileri Abdullah Gül gibi Ebubekir mizaclidir kimileri Tayyip Erdoğan gibi Ömer mizaçlı. Ömer(r) Allah resulü döneminde yaşayan bir sahabi için “Allah ona lanet etsin nasilda iciyor” deyince Allah resulü(s) diyor ki “Onunla ilgili öyle konuşma o Allah ve resulunu çok seviyor”. Evet bazı kimseler üslup itibarıyla sert olabiliyorlar. Ancak biz onların yüreklerinin güzel olduğunu biliyor ve onları öylece seviyoruz.

 Bu hükümetten şikayeti olanlara önerim, seçimlerde liyakatli gördükleri partiler için çalışmalarıdır. Yoksa yasa dışı eylemlerle polis taşlayarak ve bir takım yaralıları nazara vererek ve böylelikle halkın duygularını istismar ederek hükümetin itibarını zedeleyemezler. Bunu bildikleri için şimdi partiyi içerden yıpratmaya çalışanlar var. Bülent Arınçı veya Abdullah Gülü nazara vererek Tayyip Erdoğanın karşısına getirmeye çalışma çabası olabilir. Hassas bir dönemden geçiyoruz. Gerek halkın gerekse hükümetin bu noktada uyanık olması gerekiyor.

 Halk’ın yürüme ve tepki gösterme hakları mutlaka korunmalıdır. Bırakın  tencere ve tava ile protesto etsinler. Bu insanlara karşı orantısız güç kullanmak asla doğru değil. Protestolardan çekinecek ne olabilir ki? Yollar yürüyere aşınacak değil ya? Hepsi  üç beş tencere bir kaç tava gerisi hava! Biz biliyoruz ki önümüzdeki seçimlerde milyonların iradesi patlayacak sandıkta… Ne gü zel seslenir Necip Fazil vefasız ve mefluç vicdanlara !

 

İnsan üç beş damla kan ırmak üç beş damla su;

Bir hayata çattıkki hayata kurmuş pusu

Geldi ölümlü yalan gitti ölümsüz gerçek;

Siz hayat süren leşler,sizi kim diriltecek? 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4960 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri