Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilgin ERDOĞAN

Kardeşlik mi yoksa Dersane mi?

27 Kasım 2013 Çarşamba

Kardeşlik mi yoksa Dersane mi?

“Allah'a ve resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; yoksa korkuya kapılırsınız, rüzgârınız kesilir. Sabredin; Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal:8:46) 

İnsan-Allah ilişkisinde tevhidin önemi neyse insan-insan ilişkisinde uhuvvetin önemi o dur.Bundan dolayıdır ki Allah resulü (sav) “İman etmedikçe cennete giremezsiniz ve birbirinizi sevmedikce iman etmiş sayılmazsınız” diyerek iman ile uhuvvet arasındaki ilişkiye atıf yapmıştır. Vahyin rehberliğine ve peygamberin örnekligine müracaat edenlerse bu ilkeyi asla ç ignememelidirler.

İki müslümanın karşı karşıya gelmesi, “Müminlerin bir vücudun azaları  gibi”, olduğuna iman edenler için elin ayağa, dilin dudağa ve gözün kulağa muhalefeti gibidir aslında ..Normal şartlarda bunların tesanüd içinde hareket etmesi gerekir ancak araya nifak virüsü girmişse elbette kaos yaşanacaktır o bünyede ...

Aklın ve duyguların çatıştığı noktada aklın sesine kulak vermek ve ona göre hareket etmek elzemdir.Akıl insanın içindeki peygamber ve peygamber insanın dışındaki akılsa makul dediğimiz şey aklın ve vahyin tasdik ettiği şey olmalıdır. Madem ki akıl ile vahiy arasındaki ilişki göz ile ışık arasındaki ilişki gibidir öyleyse anlaşmazlıkların çözülmesinde vahyin ışığında bir muhakemenin rehberliğine ihtiyaç vardır.

Said Nursi, “Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba'-ı Kur'andır. Azametli bahtsız bir kıt'anın, şanlı tali'siz bir devletin, değerli sahibsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır” diyerek vahyin her daim olduğu gibi bu asrinda reçetesi olduğuna ve tefrika hastalığına karşılık ittihad ve vahdetin ancak vahyin idrakiyle mümkün olabileceğine çeker.

Islamoglu'nun ifadesiyle "Kur'anı  insansı z birakmak Kur'ana ihanet, insani Kur'ansı z bı rakmak insana cinayettir " Öyleyse Rabbin kelamına her daim kulak vermek gerekir ki sorunların çözümü kolaylaşsın.

Rabbimiz Kur’anda şöyle der : Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine götürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (Nisa:59)

Demek ki nizalaş ma söz konusu olduğunda vahye ve onu hayatında en güzel şekilde temsil eden o kutlu nebiye müracaat etmek gerekir. Rabbimiz Kur’anda mu’minler’in ancak ve ancak kardeş olduğunu iafde eder.(Hucurat:49:10) Mu’min Allah’in hitabını duyduğunda ona mutlak teslimiyet gösteren ve ona kayıtsız ş artssiz inkiyad edendir. Allah Kur’anda kardeşliğin altını çizerken ona iman ettiğini söyleyenler sözleriyle ve amelleriyle bu kardeşliğin üstünü cizmemelidirler.

Türkiye’de bugünlerde hükümet ile cemaat arasında gerilim yaşanmaktadır.Gerilimin görünürdeki nedeni dersanelerin okula dönüştürülme kararyla ilgili olsada esas meselenin pedagojik  olmaktan ziyade siyasi bir sorun olduğu açıktır.

Zira 2009’da hükümet bu kararı ileriki aşamalarda uygulayacağının kararını aldığında cemaatle hükümet arasında bu bağlamda hiçbir sorun yaşanmamıştı.

Dünyanın heryerinde nüfuzunu hissettiren İsrail lobisi özellikle Mavi Marmara ve Davos krizleri ertesinde Türkiye-İsrail ilişkilerinin katip seviyesine inmesi ve güçlü bir Turkiye’nin kendi aleyhlerinde olması nedeniyle Turkiye’yi parçalamak için çeşitli oyunlar peşinde olduğu aşikârdır.

Mavi Marmara vesilesiyle başaramadıklarını bu sefer hemde Kerbelanin hatırlandığı muhterem Muharrem ayında bir başka fitneye imzasını atmaktadır.Dersanelerin %25’i cemaate yakın mü esseler olmasına rağmen hükümet ile dersaneciler arasındaki gerilim cemaat-hükümet polemiğine dönüşmüştür.

 

Bir neslin yüreğini gözyaşlarıyla yıkayan muhterem Fethullah Gü len’in bu memleket insanlarına katkısını elbette inkar edemeyiz. Cemaatin her mü essesinde olduğu gibi ağabeylik-kardeşlik sistemi ile insanlara sahip çıkılmış ve özellikle öğretmenlerin gösterdikleri yüksek fedakarlıklar bu milletin hafızasına adeta kazınmıştır. Ancak bu büyük emek ve cabalar birtakı m odaklar tarafindan istismar edilmektedir.

 

Küresel ölçekte hizmet  ağınız varsa elbette bunları yapabilmek için birtakım güçlerle iyi geçinmek durumundasniz. Temel söylemin hoşgörü,sevgi.diyalog olması hem hizmetin küresel bağlamda inkisafina neden olmakta hemde müslümanlara atılan çirkin iftiraların zihinlerde izale olmasına yardımcı olmaktadır ki bu anlaşılır bir durumdur. Ancak bu işin ölçüsü nereye kadardır elbette o konuda vahye müracaat etmek durumundayız.

 

Rabbimiz Kur’anda şöyle diyor : “Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka yardımcılarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hud 11:113) Allah resulü(sav)’in ehli ktapla,gayri muslimlerle,hatta puta tapan insanlarla olan insani mü nasebelerini ve ilişkilerini biliyoruz.

Zalim olmadığı müddetçe kim olursa olsun insani münasebetlerin her daim uyum içinde olması gerekir. Ancak mesele zulüm olunca merhum Akif’in dediği gibi “ Nerde bir garip görsem yanar ta derinden ciğerim, Onu dindirmek için tekme yerim çifte yerim” demek lazımdır.

Sayet mü  slü  manı n hak ve hukuku paymal edildiginde sesimizi yü kseltmezsek bu sefer mü slü man olan camiada aleyhimize sesler yü kselecek ve ithamlara maruz kalmak zorunda olacagı z.Oyle olunca da rüz garimiz kesilecek ve Rabbin rahmeti bizden uzak olacaktir. Zira Rabbimiz Kur’an da “ Allah’in eli cemaatledir” diyerek tesanud ve vahdet icinde olmamı    emrediyor.

Dersaneler kısmen okula dö nüş  ü r kismen kapaı nrsa  Hizmet hareketi  baska ş ekillerde devam edecek ve nesilleri yetistirme noktasinda geri kalmayacaktir.Ancak hü  met-cemaat gerilimi dahada artarsa bu her iki tarafinda aleyhine olacaktir.

 

“Hayr-ı kesir için şerri kalil kabul edilir” yani “Büyük hayırlar için küçük şerler işlenebilir” anlayışı bu yaşanan cemaat-hükümet krizindede yeniden uygulanması gereken bir metod olduğunu düşünüyorum. Zira Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana müslümanlar bu hükümetten önceki dönemlerde  bu denli özgürlüklerini yaşayamadılar. Dolayısıyla dersane konusu uhuvvetin ve tesanüdün yüksek hatrı için taviz verilmesi gereken bir mevzu olduğunu düşünüyorum.

Türkiyede bu kadar güzel hizmetlerin altına imza atan hükümetin, eğitimi ıslah etme noktası ndada ayağı yere basan politikalarının olacağına inanmak ve güvenmek gerekir.

Bu meselede ehil olanın ve eğitimle ilgili nihai kararı verecek ehliyet sahibi otoritenin Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu kabul etmek gerekir.

Başörtüsünden dolayı insanların okullarından atıldığı günlerden meclise başörtüyle girilebilen günlere geldik. Namaz kılanların mürteci olarak damgalandığ  ı  günlerden namaz kılanların devletin en önemli makamlarında görevlerini ifa edebildikleri bir dönemdeyiz. Bunları unutmamak lazım. Rabbimiz ne güzel der :

 “ Allah'ı unutmuş, Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın! Onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.” (59:19)

Daha dün bir zifiri karanlık vardı tepemizde. Şimdi şafak vakti.. Peki her ni’met kendi cinsinden şükür istemez mi? Bu ni’metin şükrü birlik ve beraberlik içinde daha güçlü Türkiye için fiili dua etmek değ ilmidir?

Said Nursi ne  guzel soyler :“Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir”

Allah’ı n bir ayetiyle bitirrmiş olayım :

“Allah'a ve resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; yoksa korkuya kapılırsınız, rüzgârınız kesilir. Sabredin; Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal:8:46)

Allah kelamında,peygamber hadisinde ve alim telakki ettiğimiz Said Nursi'nin sözlerinde uhuvvetin hatrının maddi-manevi menfaatlerin hatrından daha ehemmiyetli olduğunun altını çiziliyor.

Bu bir imtihandı r. Dersane mi yoksa tesanüd ve uhuvvet mi? Dostlukta ise pazarlık olmaz.  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3670 defa okunmuştur
Kardeslik
Bilgin Erdogan
Kiymetli kardesim, Kardeslik zaten kelime itibariyla da "istes" bir kavram.Karsilikli olmasi gerekir.Ancak kardes, kardesten karsilik beklerse o zaman o kardeslik, kardeslik olmaz. Dersanelerin yuzde kac oldugu cok muhim degil. Bu konuda nihai karari verecek olan hukumettir. Devlet onun icin var.Cemaatin menfaatleri ile milletin menfaatleri karsi karsiya gelince milleti tercih etmek gerekir.
04 Aralık 2013 Çarşamba 17:51
Beğendim (7)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Kardeşlik Tek Taraflı Olmaz
H. Abdullah
Gülen Cemaati'ne ve diğer Nur cemaatlerine ait olan dershanelerin yüzde yirmi beşten fazla olduğuna inanıyorum. Hatta yüzde yetmiş diyenler de var. Ama asıl mesele kardeşlik hukukunun karşılıklı olmasıdır. İ. Gazali İhya adlı eserinde kardeşliği üç seviyede izah eder. En üst seviyesi; kardeşini kendine tercih, orta seviyesi; ortağın kabul etmek, en alt seviyesi ise senin hizmetini gördüğünden dolayı alacağı olan birisi olarak kabul etmektir. Hz. Ali; *Kendi cebini kardeşinin cebi, kardeşinin cebini de senin cebin gibi kabul etmedikçe gerçek kardeşlik olamaz* diye buyururken her iki tarafında birbirini düşünüp gözetmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ama ben şimdiye kadar, bizim hizmet ettiğimiz muhitlere sonradan gelip biz de kardeşlerinizdeniz diyerek yardım talep edip sonradan kimseyi tanımayan vefasız kardeşleri çok gördük. Allah encamımızı hayreylesin...
02 Aralık 2013 Pazartesi 10:03
Beğendim (2)Beğenmedim (6)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri