Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilgin ERDOĞAN

Misyoner kadının İslamla şereflenme hikayesi

12 Nisan 2015 Pazar

Islahevi hatıratından (3) Misyoner  kadının İslamla şereflenme hikayesi

Seni öldürmeye gelen sende hayat buluyor mu?

“Allah’tan başka sığınak kabul edenlerin durumu, kendisine ağ ören örümceğin durumuna benzer. Çünkü barınakların en zayıfı örümcek ağıdır. Keşke bunu anlasalardı ! (Ankebut 29 :41)

Bu ayet bana, halk arasında ‘Karadul’ olarak bilinen Latrodectus Mactons isimli örümceği hatırlatır. Genellikle karanlık mekanlarda, tavan aralarında yaşayan bu örümceğin dışı olanı büyük bir istek ve çekici cilvelerle beraber olmaya çağırdığı erkek örümceği, beraber olmanın ardında zehirleyerek öldürür. Örümcek türlerinin diğerlerinde böcek ve sineklere yönelik olan tuzak bu türde kendi türlerine yönelikte görülmektedir.

Bu ayet, Mekke’nin ilk dönemlerinde inen ve ilk dönem müslümanlarına Allah’tan bağımsız bir sığınak kabul edenlerin ne denli yanlış bir karar içinde olduklarını ve bu kararlarının kendilerinin başına bela olacağını hatırlatan İlahi bir belgedir. “ İşte ey Mekkeli ! Senin için iki yol var ; Birinci yol, Nuh’un, İbrahim’in, Musa’nın ve Muhammed’in yolu, ikici yol ise Nemrud’un , Firavun’un, Haman’ın veya Karun’un yolu…İşte bu yolların Hak olanına yönelirsen sapasağlam bir yola girmiş olursun ve asla hüsrana uğrayanlardan olmazsın. İkinci yola girersen tıpkı örümceğin ağına takılan bir böcek gibi zarara uğrayanlardan olursun” diyordu.Vahiy, modern muhatabına da sesleniyordu şüphesiz ve ona da ezeli olan şu gerçeği hatitlarlatıyordu:İnsan için iki yol var … Allah’ın çekim alanına girerek, ruhun derece-i hayatına yükselmek veya maddenin enkazı altında kalarak şeytanın zelil bir neferi olmak. Toplumlar için iki yol var… Yürek yüreğe, omuz omuza vererek Rabbin mesajını dünya’ya duyurmak veya hizipçilik yaparak ve tefrika çıkararak ihanet ahlakıyla yaşamış olduğun cemiyeti felakete sürüklemek. Ümmet olma bilinciyle, insanlık ailesinin yaralarını bir anne gibi sarmak veya insanlığın anasını ağlatırcasına yeryüzüne tedhis veren bir nasipsiz olmak. İnsanlığa hizmet veren onurlu bir Ademoğlu olmak veya insanlık isimli has mendili ayaklar altında paspas etmek. Allaha sığınanların yanında başka şeyleri sığınak kabul edenlerin durumu örümcek ağına teslim olmaya benzemektedir.

İnsanoğlu tarih boyunca hep bir şeylere sığınmak istemiştir. Onun için kendisine sahte birtakım İlahlar bulmuştur. Aslında “İlah” kavramının da kökenine bakıldığında “e-l-h” teelluh edilen yani sevildiği için kendisine kulluk edilen veya “h-v-l” korkulduğu için kendisine kulluk edilen anlamlarına gelmektedir. Demek ki kulluğun temelinde çok sevdiği için ve çok korktuğu için bir şeye tam teslimiyet var. O halde Allatan daha fazla birşeyden korkmak veya Allahtan daha fazla bir şeyi sevmek insanın başına şeytanın ördüğü tuzaktan başka bir şey değil.

Tarih, Allahtan başkalarına sığınanların örnekleriyle doludur. Böyle bir sığınak ise onların başına hep bela olmuştur. Nuh ve Kenan , İbrahim ve Nemrud, Musa ve Firavun, İsa ve Roma hükümeti, Muhammed ve Mekke elitleri hep bunlara örnektir. Kenan, Nemrud, Firavun, Roma hükümeti ve Mekke elitleri ve onların yoldaşları yok olanlardan oldular. Zira onların sığınağı örümcek ağına benziyordu. Firavun, Nemrud ve onun çağdaş örnekleri hep bir karadul örümceği gibi insanların hem dünyalarını hem ahiretlerini kaybettiriyordu.

Günümüz bazı misyonerlerinide buna benzetmek mümkündür. Hediyeler, paralar ve çeşitli entrikalarla insanların imanlarını çalmaya kalkanlarda tıpkı bir karadul örümceği gibidir.

Bilindiği gibi hapishaneler insanları daha iyi hristiyan yapmak için Quaker kilisesine mensup rahiplerce icad edilmiş kurumlardı.Görev tanımı gereği yaptığım işlerden biride mahkumların yakınları vefat ettiklerinde onlara teselli vermek. Bugün bir mahkumun bir yakınının vefat haberini aldıktan sonra hücresine doğru gittim. Kendisini yakınen tanıyorum. Hapishanede en muhterem kişilerden biri.İsmi Mark Young. 1974’te içerideki Amerika’ya girenlerden. 1975 yılında şehadet almış. 1980 yılında İslami alanlarda yoğunlaşmış. Renkli bir hayatı var. Mahkum olmadan önce orduda çalışmış. Yapmadığı bir cinayet üstüne kalmış ve ömür boyu hapse mahkum edilmiş. Hatta bu aralar suçsuzluğu kanıtlanmak üzere ve şayet kanıtlanırsa devlet kendisine yüklü tazminat ödeyecek. Mark Young , şehadet aldıktan sonra kendisine Abdussabur ismini seçmiş. 1982‘te üç müslüman arkadaşıyla hapisten kaçmış ve beş yıl yakalanmadan dışarda yaşamış. Beş çocuğundan ilki hariç dördü müslüman. Ben onu önceden beri bilirim sürekli zikirle ve kitap okumakla meşguldür. Beş vakit namaz dışında, kuşluk, teheccud namazlarınıda kılan bir zat. Hemen hemen hiç aksatmam diyor. Arapça’yı okuyunca anlayacak kadar      sökmüş kendi imkanlarıyla. Her otuz günde bir mutlaka hatim yapıyor ve Ramazanda haftada bir hatim yapmayı kendisine adet edinmiş.

Bu zat bir sevdiğini kaybetmiş ve dolayısıyla bugün gözyaşlarını tutamadı. Ellerini tuttum ve “Nebe” süresini okudum. Kendisi elli üç yaşında ama kaybettiği sevdiği kadın yetmiş yaşında. Bu kadının kendisi için ne anlam ifade ettiğini sordum. Dışarıya çıkınca resmi olarak evleneceği kişi olduğunu söyledi. Mark, Pasty Evans isimli bu bayanla bundan tam altı yıl önce tanışmış. Bu bayan eşinden ayrılmış samimi bir hristiyan misyoneriymiş. Mark ile hapishanede bir yakınını görmek maksadıyla geldiği ziyaret odasında tanışmışlar. Mark ile ilgilenmeye başlamış ve zamanla aralarında duygusal bir bağ oluşmuş. Kadının niyeti ise Markı hristiyanlığa döndürmekmiş. Ancak Rabbin izniyle bu hanım 2005 yılının Nisan ayında şehadet almış ve samimi bir müslüman olmuş.Tabii ki bu şehadeti veren Abdüşsabur ama hidayet Allahtan şüphesiz. Sonradan da itiraf etmiş ki bu bayanın gayesi Abdussaburu hristiyan yapmakmış. Ancak sonradan gayet aktif bir müslüman olmuş. Bana vefatından bir gün önceki mektubu okuttu ki dualarla ve besmeleyle yazılmış olan bu mektup beni dahi oldukça duygulandırdı.

Şairin dediği gibi seni öldürmeye gelen sende hayat bulsun..Karadul örümceği de bazen şehadet alıyor demek ki… Yeterki imanımız pazarlıksız ve aşkımız koşulsuz olsun… Mühim olan bizim samimi olmamız...İhlas anahtar kavram...

6 Kasım 2008 Bilgin Erdoğan

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1670 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri