Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilgin ERDOĞAN

Paralel Devlet mi? Denetleme iktidarı mı?

08 Ocak 2014 Çarşamba

Paralel Devlet mi? Denetleme iktidarı mı?

Türkiye’de cemaat-hükümet arası gerilim, devletin milyarlarca dolar zarar etmesine ve maddi zararlarıyla beraber manevi açıdanda yıpranmasına neden oldu. Cemaatin yıllardan beri ama özellikle bu hükümet döneminde hasseten bürokrasideki kadrolaşması, cemaat paralel devlet midir ? tartışmalarını beraberinde getirdi.

Amerikalı siyaset bilimci Robert Owen Paxton tarafından icad edilen “Paralel Devlet “ tanımı bu yüzyıla ait bir terim olup ‘devlet içinde devlet’ kavramından farklıdır.

Devlet içinde devlet” yada “derin devlet” göz önündeki devletin bir nevi görünmeyen yüzüdür. Genellikle asker veya emniyet içerisindeki uzantıları ile beraber siyasi iradeyi ve hatta ekonomiyi demokratik olmayan ve gayri resmi yollarla şekillendirme faaliyetlerinde bulunan yapı ‘’derin devlet’’ olarak adlandırabileceğimiz yapıdır.

’Paralel devlet’’ ise resmi ve meşru devletin bir parçası olmamakla birlikte, devletin hakim siyasal ve toplumsal ideolojisini geliştirmek için faaliyet gösteren, çeşitli kuruluş, organizasyon, sivil toplum örgütü yada inanç gruplarından oluşan bir yapıdır. Siyaset bilimi literatüründen bakılırsa “Paralel devlet” şayet mevcut iktidara yada devlete paralel faaliyetler geliştirmesi gerekirken ona hükmetme ve onu yönlendirme gibi faaliyetler içine girerse bu tanım paralel devletten ziyade “alternatif devlet” yani gölge devlet tanımına uygun düşer.

Tarihe baktığımız zaman Katolik dünyasında Benedikten, Fransisken,Dominiken,Servites, Premonstratensien,Karmaliler, Triniteryen, Augustinciler gibi Katolik tarikatları olmakla beraber bunlar arasında Cizvit denilen tarikat tarihte teşkilâtçı heryerde ağı olan bir tarikat olması nedeniyle adeta Vatikana paralel bir potansiyel arzedince Papalık Cizvitleri 17. Yüzyılda yasaklı bir tarikat olarak ilan ettiğini biliyoruz. Aslında yaptıkları birçok hizmet olsada heryerde teşkilatlanmış olmaları ve adeta bir gölge Vatikan haline gelip paralel bir yapı arzetmeleri Papalığın onlara karşı tavır almasına neden oluyor. ilginçtir ki o gün bugün ilk defa Cizvit olarak Kardinal Jorge Mario Bergoglio, Katolik dünyasının yeni lideri olarak yani Papası olarak seçildi. Cizvitler, Vatikana karşı herhangi bir zıdlaşma içine girmeselerde öyle bir potansiyel arzediyor olmaları Vatikanı rahatsız etmiş ve onları yasaklı tarikat ilan etmiştir.

Fethullah Gülen Hareketide yapı olarak İslam dünyası ve özelde Türkiye için benzer bir yapı arzediyor. Bu hareket icindede mütevazi,çalışkan ve teşkilâtçı birçok kıymetli insan olmasına rağmen bürokrasiden askeriyeye devletin her biriminde teşkilâtlı olmaları ve devlete paralel bir yapı olmaktan yavaş yavaş çıkıp alternatif gölge bir devlet olma potansiyeli taşımaları hükümetin bu hareketten rahatsız olmasına neden olmuştur.

Bu bağlamda siyaset bilimine Sina Akşin’in kazandırdığı “Denetleme İktidarı” kavramınıda hatırlamalıyız. İttihad ve Terakki firkasiyla tanıdığımız “Denetleme İktidarı”kavrami bizzat devletin içinde olmadan devleti yönlendiren,denetleyen ve doğrudan etkisi altına alan birtakım güçler için kullanılır.. Deneteleme iktidarı tanımı İttihad ve Terakki Firkasinin 31 Mart isyanından önceki konumunu tarif ediyor Sina Akşine göre.

 Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşanan İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin Denetim iktidarı şeklinde çalışması II. Abdulhamid’in tahttan inmesine ve 31 Mart isyanı gibi bir isyanın yaşanmasına zemin hazırlamıştır.

Bildiğimiz gibi 31 Mart isyanına neden olan olaylardan biri İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin medreselere olan müdahalesiydi. Medsrese yani eğitim mü esselerinin bir toplumsal krize neden olması sadece bugün hükümet-cemaat için değil II Abdulhamid’in tahttan inmesine neden olan dönemde de yaşanmıştı.

Tabii ki 31 Mart vakasını kışkırtanlar ve Ahrar Partisi ve Prens Sabahattin ile Osmanlıda kaos meydana getirmeye çalışan İngilizler ve Yahudi lobileriydi. Zira Theodore Herzl’in II. Abdülhamid tarafından reddedilmesi özellikle Yahudi cemaatinin sultana diş bilemesine ve intikam almasına neden olacaktı.

II. Abdulhamid’in tahttan indirileceğini haber veren dört kişilik heyetin başında İttihad ve Terakki’nin Emanuel Karasu isimli bir Yahudi mebusu gö ndermeleride dolaylı olarak senden intikamımızı aldık demekti aslında.

Davos zirvesinde Tayyib Erdogan’ı n İsrail başbakanına o malum tepkisi , Mavi Marmara sonrası Türkiye-İsrail dış ilişkilerinin katip seviyesine inişi ve Mit müsteşarlığına Hakan Fidan gibi bir ismin getirilmesi aslında Tayyib Erdogana’da İsrail lobisinin intikam hisleriyle dolduğunu göstermekteydi. Gezi parkı olaylarıyla bir yıpratma operasyonu içine giren bu kimseler başarılı olamayınca şimdi de malesef cemaati kullanarak bunu başarmaya ç abalamaktalar.

Yakın tarihimizdeki İttihad ve Terakki tecrübesinden yola çıkarak söyleyebiliriz ki “Denetleme İktidarı ”na dolayısıyla gölge devlet olma şekline dönen hareketler iyi niyetlerle yola çı  ksalarda devleti tehdit eden bir güce ulaştıkları an tehlike arzedebilirler.

Bir lideri insan-üstüleştirmek nasıl akidevi bir sapmaya neden olursa bir cemaati ve fırkayı devlet  üstüleştirmek ,telafisi mümkün olmayan siyasi sapmalara sebep olabilir.

Devletle paralel çalışan ve bir sivil toplum kuruluşu olarak devlete paralel icraatlar ve hizmetler yapan bir harekete evet, devletin damarlarına kadar sızan ve ters düşüldüğü noktada tehdit unsuru taşıyarak devlet aleyhinde lobicilik yapan bir harekete hayır. 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4364 defa okunmuştur
Dengeli Elestiri
Bilgin Erdogan
Cemaat yillardir askeriye’ye ve burokrasiye kendine yakin insanlari istihdam ettirmeye calisir. Bunun icin kimileri o yerlerden zamaninda atildilar kimileri ise yukselerek belli yerlere geldiler. Tabii dini degerlerin tamamen tarumar oldugu donemlerde buna hos bakiliyordu. Zira bizden birileri olmazsa oralar baskalari tarafindan isgal edilecek ve biz namaz kilanlarin isten atilmasina ve dini kimliklerinden dolayi insanlarin tahkir edilemelerine sahid olacaktik. Iste onun icin cemaati n kadrolasmasi muslumanlarin gozune batmiyordu. Onun icin cemaatin goze batmamak icin Islam dunyasindaki menfi olaylara sessiz kalisini anlayabiliyor ve buna “tedbir” nazariyla bakiyorduk. Dunyanin degisik yerlerinde bazi kimselerin Islama sempatiyle bakmalarina vesile olmalari ve uzun vadede onlarin Islama isinicagi dusuncesini tasimaktaydik. Ancak bu iyi niyetli girisimler icin bazi odaklarla ayni cuvalin icine girmek tabii bir bedel istiyordu. Israil ile iliskiler iyi gitmeyince Amerikada ciddi nufuzu olan Yahudi lobisinin simdi bu anlamda cemaati SIKISTIRDIGINI ve tehdit ettigini ve Turkiye aleyhinde kullanmaya calistigini gormek gerekiyor. Bu noktada ne cemaatin iyi niyetli ve temiz ahlakli insanlarini gucendirmek ve gonullerini kirmak lazim ne de cemaatin icinde lobicilik yapanlara prim vermek lazim. Zira ozellikle TR’nin fuze bataryalarini Amerika’dan degil Cin’den almayi kabul etmesi ve Sangay Topluluguna yakinlasmasi Israil’in Amerika'yi Turkiye aleyhinde kiskirtmasina neden olmustur. Zira Israille iliskiler dibe vurdu bu da Israil’in lehine degil. Kimseyi kirmadan ve incitmeden hukumetin yaninda olmakla mukellefiz diye dusunuyorum.
09 Ocak 2014 Perşembe 19:37
Beğendim (6)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Sorular
Samimi
Biz,doğrusu cemaatin bu kadar geniş yelpaze de etki gücüne sahip olduğunu tahmin edemiyorduk.Esasen bizi ilgilendiren cemaatin devlet kadrolarında yetkili konuma gelip,gelmemesi değil,dini konum olarak cemaatin nerede durduğu,hangi fonksiyona sahip olduğudur?Cemaat islamı temsil eden bir konumda ise,bu güne kadar islam dünyasında gelişen menfi olaylara karşı sessiz kalınması kimin suçu olacak?Geçmişe dayalı hataları itiraf etmeden,yanlışların telafi edilmesi adına hiç bir açıklama yapılmamışken,şimdi çıkıp"biz buradayız,biz hakkı temsil ediyoruz"demelerini tamamen masumane olarak mı görmeliyiz?Fehullah Gülen Hoca'nın"çürümüş bir toplumdan yepyeni bir nesil gelecek"derken,çürümüşlüğün sebebi olan bir yöntemin aynısını tekrarlayarak mı nesli cedit gelecek?Gemi aynı,kaptan aynı,pusula aynı.Bu gemi rotasını nasıl değiştirecek?Yolcuları selametle sahile nasıl çıkaracak?Biz isteriz ki,dine kim hizmet ederse etsin,başımızın tacı olsun,ama bazı aklımıza takılan soruları sormak da hakkımız
08 Ocak 2014 Çarşamba 23:35
Beğendim (2)Beğenmedim (3)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri