Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bünyamin ZİLE

Ankara'nın kültürel yozlaşmasına bakan var mı?

28 Ocak 2012 Cumartesi

 

Yazılarımda sık sık vurgulanan bir olgu var, Türk toplumu hızlı bir değişim sürecinden geçiyor. Maddi kültürün hızla değiştiği bir ülkede manevi kültürün değişmeden kalmasını savunmak abes bir durum oluşturacaktır. Değişime uğrayan tüm toplumlar gibi bizim toplumumuzun da bazı değerlerini yitirmesi ve bazı yeni değerler kazanması çok doğaldır. Ancak, birde toplumsal kültürün ana nüvelerinde çeşitli kaygılar, yabancılıklar, cahillikler, çokbilmişlik, kendi öz kültürümüze,ve öz benliğimize ilgisizlik gibi durumlardan kaynaklanan yozlaşmalar var. Bu yazı dizisinde işte bu kültürel yozlaşmalardan örnekler vereceğiz.

Bir Ankaralı olarak öncelikle Ankara kültüründeki yozlaşmalar beni ziyadesiyle rahatsız ediyor. Bazen bu konuların görüşüldüğü toplantılarda çok agresifleştiğim de oluyor.  Ne yapayım, söz konusu  olan  Ankara ve kültürü olunca gördüğüm olumsuzluklar benim dayanma katsayımı düşürüyor.

Müziği, halkoyunları, yöresel meddah oyunları, mutfağı, masalları, manileri, öz deyişleri vb. ile Ankara folklor açısından özgün ve zengin bir ildir. Ancak bu kültürel derinliğe sahip ilin bazı açmazları, dezavantajları da vardır. Öncelikle Ankaralılar Ankaralılık bilincinden yoksundurlar. Kültürlerini bilmezler. Ve maalesef üzülerek söylemeliyim ki bu bilinç yoksunluğundan dolayı kendi kültürlerini hakir görürler, sergilemekten utanırlar ve çoğu kere de gizleme gereksinimi duyarlar. Ayrıca, başka kültürlere öykünürler. Bir örnek vermek gerekirse2008 yılında yöresel yemeklerimizden örnekler göstermek için (benim evimde) Ses TV (bugünkü Beyaz TV) .tarafından yapılan çekimde çeşitli yemeklerimizi sergilemiştik. Tanıtımı yapılan yemeklerden biri de “Corkalak” yemeği idi. Geçmişi yüzyıllar ötesine dayanan bu yemeğimiz için daha sonra Kazan’ın ileri gelen ailelerinden biri tarafından bana “o kadar insanı corkalak için mi? Götürdün” diye tepki gösterilmişti. Oysa TV kanalı beni bularak her yerde hep aynı yemeklerin çekimini yapmaktan bıktık. Özgün, değişik yöresel yemekler istiyoruz, demişti. Yemek ikramı sırasında da spiker ve kameraman en çok ilgiliyi corkalak yiyerek bu yemeğe göstermiştir.

Dezavantajlarımızdan bir diğeri Kültür ve Turizm İl Müdürlüğümüzün kadrolarının maalesef Ankara kültürüne yabancı olmalarıdır. Bir örnek vermek gerekirse, müdürlüğün internet sitesinde yer alan “Kültürel Detaylar” butonunun altında bulunan “Kalıplaşmış Sözler” butonunu tıkladığınızda Ankaralılara ait yüzlerce kalıplaşmış söz bulursunuz. Bunları yayımladıkları için kendilerine bir teşekkür borçluyum. Ancak bu sözleri incelerseniz çok bariz yanlışlar da görürsünüz. “aşama halam gile sübüre yimiye gidecez” bu kalıplaşmış söz doğrudur. Ancak bu sözün açıklaması olarak karşısına “Su Böreği” yazılmıştır. Sübüre ile su böreği arasındaki çok bariz farkı bile bilmeyen müdürlüğün kadroları, başında Ankara olan bir ilde yöneticiliği hak ediyorlar mı? Takdir Sayın Bakanımın.

Diğer bir dezavantaj ise yoğun göç almamızdır. Bu yoğun göçü Ankara halkı bünyesinde eritemediği için kültürel dejenerasyona uğramakta ve bazı kültürel değerlerini kaybetmektedir. Bunun yansımalarına bir örnek vermek gerekirse, Ankara yerelinde düğünlerde, bayramlarda, imecelerde, kültürel etkinliklerde büyük tavalar kurularak pişirilen bir et yemeği vardır. İsmini bu büyük tavalardan alan “Ankara Tava” yemeği ismini “etli pilava” vermiş durumdadır. Yani etli pilav Ankara tava olarak bilinmekte ve lokantalarda servis edilmektedir. Sonra “sübüre” yemeğimize mantı denilmektedir. Maalesef bu yanlışlığı Ankaralılar da yapmaktadır. Dahası cızlamamız krep ismini almaktadır. Bu dejenerasyonda kuşkusuz başka etkenler de vardır. Ama, başat etken göçün getirdiği olumsuz değişimdir.

Buna benzer daha pek çok dezavantajımızdan bahsedebiliriz. Ama bir köşe yazısı sınırlarında bu kadarının yeterli olacağını sanıyorum.

Kısmet olursa Ankara’nın kültürel yozlaşmasını değişik boyutlarıyla yazmaya devam edeceğim. Siz değerli okurlarımızdan bu konudaki görüşlerinizi ve önerilerinizi eleştirilerinizi benimle paylaşmanızı bekliyorum.

Esen Kalın.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5904 defa okunmuştur
YOZLAŞAN KÜLTÜRÜMÜZ
KEMAL USTA
KÜLTÜR BİR MİLLETİN ORTAK DİLİDİR.BUNU MKRO MANADA DÜŞÜNECEK OLURSAK BÖLGE KÜLTÜRÜ MEMLEKET KÜLTÜRÜ ARADAŞLIK KÜLTÜRÜNE KADAR KÜÇÜLTEBİLİRİZ.BU MANADA ARTVİNDE DOĞUP BU GÜZEL ÜLKENİN MUHTELİF YERLERİNDE YAŞAMIŞ NİHAİ KARARLA ANKARAYA YERLEŞMİŞ BİR ARKADAŞIN OLARAK YEREL MANADA KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN ANKARA KÜLTÜRÜNÜ YENİDEN ELE ALDIĞIN VE BU KONUDA YÜREĞİMİZİ SERİNLETTİĞİN İÇİN VE BAŞLAGIÇ OLAN BU GÜZEL YAZI İÇİN TEŞEKÜR EDİYORUM ÜSTADIM ALLAH EMEĞİNİ ZAYİİ ETMESİN.
29 Ocak 2012 Pazar 18:29
Beğendim (4)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
duyarlı olmak
kürşat zeynel utlu
bünyamin beyin eline sağlık duyarlı bir vatandaş olarak kültürüne sahip çıkmış herkez bu kadar kültürümüze duyarlı olabilse işte o zaman yozlaşmanın ve değerlerimizi kaybetmenin önüne geçeriz
29 Ocak 2012 Pazar 09:39
Beğendim (4)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri