Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bünyamin ZİLE

Bir Ankara Vardır, Ankara'dan İçeri

07 Ekim 2009 Çarşamba

Bu yazının başlığına iham kaynağı olan Hacı Bayram Veli Hazretlerinin “bir can vardır canda, candan içre” sözüdür. Sakın bu sözü yorumlayacağımı sanmayın. Benim yorumlamak isteğim şey, Ankara’nın içindeki ya da dışındaki Ankara’dır.

            Biliyorum malumun ilamı olacak belki ama. Ankara kelimesinin genelde zihinlerle uyandırdığı çağrışımları, kısaca şöyle sıralayabiliriz. Bir defa bozkırın ortasında gelişmiş ve genelde orta gelirli insanların yaşadığı bir kenttir, Ankara. Yaşayanların çoğunluğu Çetin ALTAN’ın deyimiyle hazineden geçinmelilerdir. Yani memur kentidir. Kozmopolit bir yapısı vardır. Yaşayanların çoğu kendilerini kentle özdeşleştirmemişlerdir. Nerelisiniz diye sorduğunuzda çoğunluk geldikleri kentin ismini söyler. Bu nedenle ilişkiler sunidir. Gülücükler sunidir. İnsanların birbirlerine karşı ne derece samimi olduğu sorgulanır.

Çankaya da yaşayan ve kendini kentli olarak adlandıran Ankara ortalamasına göre üst gelir dilimini oluşturan gurup bile kentlileşememiş, bence hala. Sadece kentli olduklarını sanırlar. Birazcık sohbet eder, izlerseniz yöresel dokuları ve kentli olamayan bazı davranış kalıplarını yakalarsınız, bu insanlarda. Varoşlarında yaşayanlar ise pastoral yaşamdan koptukları için köylü değildirler artık. Bu koşullar da kentli olmaları ise bir hayal. Yeni bir kültür oluşturmaktadırlar. Değişik bir yapılanmadır bu. Uzun yıllar sürecek sosyo-psikolojik araştırmalar yapılması gerekir, iyi bir çözümleme için. Sosyolojik olarak iyi tahlil edilmesi gerekmektedir.

Birde Ankara’nın doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi istikametinde hiç fark etmez hangi yönde giderseniz gidin 40-50 kilometre gittiğinizde değişik bir çevre ile karşılaşırsınız. Çok şeylerin değiştiğini hemen hissedersiniz.

Bir bozkır esintisi”dir bu. Hemen sizi sarar. Bir ferahlık bir serinlik verir. Doğa çok zengin giyinmiştir bu coğrafya da. Zengin florası nedeniyle çok hafif, değişik, hoş bir kokuyla dolar ciğerleriniz, hemen nefesinizde hissedersiniz bu kokuyu. Doyumsuzdur bu koku. Hiç durmadan çekmek istersiniz ciğerlerinize, doğanın organik parfümünü. Güzel manzaralar vardır buraların bozkırında. Mevsimine göre değişir bu manzaralar. Bütün renkler karışır bir uyum oluşturur bazen, birilerine nazire. Kimi zaman yeşilin bütün tonu vardır. Kimi zaman toprak rengidir. Kimi zaman step rengini alır. Tanrının fırçasından çıkmış bu şaheser tablolar.

İnsanların yaklaşımı başkadır. Bakışı başkadır. Yardımlaşma başkadır. İnsan ilişkileri samimidir. Yapmacık yoktur, gülücüklerde. Hele misafire bakış. Onlar kendilerinin değil tanrının misafiridir. Maddi manevi her şeyleriyle kucaklarlar konuklarını. Hala köylerde köy odaları vardır. Köy konakları vardır. Doğanın sonsuz cömertliği insanların düşüncelerine davranışlarına yansımıştır. Cömertlik İçgüdüsel bir davranış olmuştur bu insanlarda. Göreceli olarak yoksul olmalarına rağmen. Haddini de seviyesini çok iyi bilir Ankara bozkırının insanı. En iyi, en tanınmış örnek Hacı Bayram Veli hazretleridir. Bakın ne demiş, bu büyük insan.

Bilmek istersen seni,

Can içinde ara canı.

Geç canından bul anı,

Sen seni bil, sen seni

Ne yerler ne içerler derseniz, cömert doğa türlü yiyecekler sunmuştur. Buraların insanlarına. Örneğin sadece 40 küsur çeşit geven bitkisinin organik çiçeği ile beslenir buralarda arılar. Diğer yüzlerce çeşit çiçeği saymıyorum bile. Arılar da cömerttir, Yediklerinden arta kalanı insanlara sunarlar, afiyetle yesin diye. Bulgur pilavında bütün lezzetleri tadar bozkırın insanı. Sonrası; dedem gibi mesleği birde arıcılık olursa; Kazan İlçesi Sancar köyünden 96 yaşında bir delikanlı gibi çıkar son yolculuğuna. Saçlarında bir tek beyaz tel olmadan.

Dünyanın en ince en narin en kaliteli tiftiğini bahşetmiş tabiat ana Ankara keçisine. Yine dünyanın en kaliteli, en tatlı armududur, Ankara armudu. Ya Ankara Kavunu; Hollandalı (çok uluslu) bir firmaya patentini (Yuva Kavunu) aldıracak kadar kaliteli, tatlı ve meşhurdur. Dahası; dahası da var tabii…

Efendim Ankara’dan çok ayrı bir Ankara daha var. Ankara’nın içinde. Bunu anlatmak için bir başlangıç yazısıydı bu. Referans aldığım yer; içinde yaşadığım Kazan İlçesi ama, çok iyi biliyorum ki bütün ilçelerimiz doğasıyla, insanıyla aynı.

Yazılacak çok şeyler olduğunu biliyorum. Kısmet olursa, ileriki yazılarda buluşmak dileğiyle.

 Esen kalın.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 10140 defa okunmuştur
güzel
zekeriya ünsal
bünyamin kardeşim değişik veğüzel bir yazı olmuş biraz uydurukca kelimelerden uzak duyursan iyi olur işallah böyle bir yazıda ilçemiz kazan için yazarsın B E K L İ Y O R U Z
09 Ekim 2009 Cuma 00:08
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ellerine sağlık
yakup deliömer
Ellerine sağlık Bünyamiciğim, Angaralıları kurtarmış "Ankaralıları" harcamışsın ama ellerine sağlık gelecek yazıları da okuruz inşallah
08 Ekim 2009 Perşembe 21:58
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Hiç bu gözle bakmamıştım
Musa Pazarlı
Yıllardır Ankara'da yaşıyorum, Ankara'ya hiç bu gözle bakmamıştım. Yahya Kemal'in tezini yalanlayan, yepyeni bir Ankara tanımı bu.
08 Ekim 2009 Perşembe 01:40
Beğendim (1)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri