Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Cemal ADEM

Cumhuriyet Sucukları - Uyan Ey Müslüman I

19 Kasım 2008 Çarşamba

Cumhuriyet Sucukları - Uyan Ey Müslüman I

 

            Özellikle son 30 yılda, zengin ve fakir kesim arasındaki gelir farkı korkunç boyutlara ulaştı. Her yıl, binlerce yeni milyarder ürerken, aynı anda milyonlar hatta milyarlarca insan sefalete itilmekte. Peki nedir bu işin sırrı?

           

            Bir olayı anlamak için, olayın köküne inip incelemek gerekir. Örneğin, dünyaya dışarıdan bakan biri doğanın güzelliği karşısında büyülenebilir. Lakin, toprağa ayağını basıp, kazmaya başladığında işlerin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını farkeder. Toprağı kazdıkça, önce solucanlarla karşılaşır, biraz daha derine indiğinde ise dünyanın bir alev topu olduğunu farkeder.

           

             Çoğumuz ise, ekonomiye aynen böyle dışarıdan bakmaktayız. Televizyon ve gazeteler basbas bağırır: “ Enflasyon canavarı büyüdü.”, “ Faizler yüzde bilmem kaçlara çıktı.”, “Borç yakayı aştı.”, “Tüfe şöyle oldu, tefe böyle oldu” diye.  Medya, halka olayların sadece yüzeysel kısmını göstermekle kalırken, halk, daha cebindeki paranın nasıl altın ve gümüş iken, bir kağıt parçasına dönüştüğünü hatırlamaz bile.

 

            Hele hele merkez bankasının özel bir şirket olduğunu ve özel şahıslara hizmet ettiğini aklına bile getirmez. Ona kalsa zaten merkez bankasının adı: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'dır. Ama değildir!! Adı, Türkiye “Cumhuriyet” merkez bankasıdır ve “Cumhuriyet Sucukları” nasıl özel şahıslara ait bir şirket ise, Türkiye'nin ekonomisine yön veren banka da, özel bir şirkettir. Amerika'daki kardeşinin adı ise: Fed'dir. Amerikalı halkın da çoğu bilmez 'Fed'in özel bir şirket olduğunu. “Federal” kelimesini görüp bankayı kendisinin zanneder; aynen Türk halkının “Cumhuriyet” i görüp kendisinin sandığı gibi. Peki  kimdir bu merkez bankalarının sahipleri? Nedir amaçları, yaşam felsefeleri, inanışları?  

 

            Yine çoğumuza kalırsa, en son krizin nedeni “Anayasa” adlı bir defterin havada takla atmasıdır. Ama kimse düşünmez mi, yahu bu kadar kolay mı koca bir ülkenin ekonomisinin batması diye? O defter masanın üzerinde uçtu, konduğunda ise milyonlar fakirleşti, birkaç yüz adam ise milyarder oldu. Gerçekten bütün bunları yapan bir defter mi? Medya yaygarayı bastı, halk da her zamanki gibi inandı.

           

            Anlamam  ki nasıl güvenilir bu yaygaracı ve panikçi medyaya. Irak ve Afganistan'da milyonlarca masum çoluk-çocuk, kadını yaşlısı harap ve bitap haldeyken, Filistin'de 60 yildan beridir kuşaklar, İsrail baskısı altında, izleme kulelerindeki silahlı İsrail askerlerinin 24 saat tehdidi altında sefalet hayatı yaşar iken, anahaber bültenlerinde şarkıcı ve mankenlerin özel hayatlarını anlatan televizyonları ve gazeteleri nasıl ciddiye alır bu “Yaratıcı”dan korkan halk? Kimdir bu medyanın sahipleri? Niye bunca önemli olaylar cereyan ederken yanı başımızda, halkı boş işlerle uyuturlar? Nedir amaçları, dinleri, inanışları?

 

            Öte yandan,  nasıl olur da, “En Merhametli” nin lanetlediği faiz normalmiş gibi karşılanırken, 'Yaratıcının' insanoğluna her konuda yardımcı olsun diye gönderdiği 'Kuran' bir kenara itilir, camilerin içine hapsedilmeye çalışılır. Nasıl olur da, bankaların verdikleri faizlere aldanıp, paraları büyüyecek ümidiyle o bankalara paralar teslim edilir, yıllar sonra farkedilir ki para erimiş, gitmiş. Korkmaz mı hiç bu 98%'i müslüman olan halk “Yaratıcı”dan? Nasıl faizi kabullenir? Nasıl olur da orada burda duyduğu “modernlik, demokrasi, çağdaşlık” gibi içi boş (Medya içlerini doldurmakta yardımını tabi ki esirgemez) kavramlara, kelimelere uymayı, kendisini yaratanın merhamet olsun diye gönderdiği Kuran'a tercih eder?

 

            Ama çoğumuz bilmeyiz ki bu düzen nasıl döner, nasıl sömrülüp borca esir ediliriz. Farkındayızdır aslında gizli kapaklı işler çevrildiğinin, fakat bir türlü teşhisi koyamayiz. (Yine sevgili medya kafamızı karıştırır; Susurluk der, Ergenekon der, Komünist der, İrtica der, Sağ der, Sol der) Fakat çoğumuz farketmeyiz, günümüzde de firavunların varolduğunu  ve kendilerini Tanrı kadar kudretli ve güçlü gören bu firavun grubunun, dünyadaki herkesi kendilerine esir etmek istediklerini ve bu amaç doğrultusunda gece-gündüz çalıştıklarını. Aynen tarihin her bölümünde denedikleri gibi. Fakat, halk bu planları bilmez, farkında olmaz. Kendini özgür zanneden bir köleden daha acı ne olabilir?

 

            Uyanma ve uyandırma zamanıdır ey Müslüman! Aynı Hz.Musa'nın yaptığı gibi Firavun'un karşısına çıkıp ona dur deme, ona 'Yaratıcı'nın varlığını hatırlatma zamanıdır. Çünkü, firavun haddini ve sınırlarını aşmış, dünyayı kan gölüne çevirmiş, haklıyı haksız yapmış, doğrudan şaşıp yanlışa sapmıştır. Zaman, bir Musa olup, bir İsa olup, bir Muhammed olup, Firavun'un karşısına dikilme ve ona Hakk'ın ne olduğunu gösterme zamanıdır. Yoksa, bu kan durmayacak, adaletsizlik dört bir yanı saracaktır.

 

Devamı: Bir kuyumcunun hikayesi

 

 

           

           

           

 

           

 

           

           

 

           

 

             

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 16130 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri