Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

AH İSTANBUL VAH İSTANBUL

27 Haziran 2008 Cuma

Kısa şortlarla dolaşırdık İstanbul"un en eski semtinde. Yollarımız topraktı. Kah kuru toprakta kah çamurlu topraklarda plastik topun peşinde dolaşırdık. Hoş ya hep plastik topumuz vardı. Meşin topu ya siyah-beyaz televizyonlar da ya da Almanya"dan göç eden alamancı çocuklarda görürdük. işte o plastik topu iki taşın arasına  geçirmek çocukça büyük bir zevkti.

 

Düştüğümüzde toprağı dizimiz acırda ama en tatlısından. Hele hele o zaman ki dostluklar çok samimiydi. Bağırılsa da, çağırılsa da, kızılsa da, kavga edilse de bir başkaydı dostluklar, komşuluklar ve büyüklere olan saygı ve hürmet ile küçüklere gösterilen sevgi.

 

Pişirdiği yemeğin kokusunu aldı  diye göz hakkı olmasın düşüncesiyle tadımlık da olsa komşusuna verirdi. Karın doymasaydı bile komşuyu hoşnut etmek istenilirdi.

 

Hiç unutamam tüm konu komşu toplanır herkes ne hazırlamışsa o Samatya sahilinde piknik yapardık. O denizin dalgaları piknikte bulunanların kulaklarına hoş sedalar bırakırdı. Hazırlanmış olan ne varsa yiyecek namına herkes büyük bir iştahla yerdi. Çocuklar yine çocukluğunu yapar kavga, dövüş oyunlar oynarlardık.

 

Bir de unutamadığım bir hatıra vardı eski İstanbul"da: Muammer amcanın minibüsüne binerek tüm kadınlar ve çocuklar İstanbul"un ulu camilerine teravihe gider ve teravih sonrası Seyran Pastanesinde dondurma yerdik. O zamanın bir külah dondurması bu zamanın kilo kilo dondurmasına bedeldi. Çünkü o dondurmada dostluk vardı, samimiyet vardı, komşuluk vardı.

 

Zaman geçti toprak olan yollarımız kalın kalın taşlarla sıra sıra dizildi ve artık toprağı göremez olduk semtimizde. Ancak saksılarda veya çarşı pazarda görür olduk yaratıldığımız toprağı. Hele hele yeni doğan çocuklar topraktan korkak büyüdüler.

 

Yine de koşardık o plastik topun peşinden hiç usanmadan ve bıkmadan. Yerlere düşerdik dizlerimiz acırdı. Ama önceki gibi tatlı bir acı değil dayanılmaz acılar olurdu çoğu zaman.

 

Bu yetmiyormuş gibi o kalın taşların üzerine bir de asfalt döktüler siz artık toprağı hiç göremeyeceksiniz dercesine. Özlemiştik çamurlu da olsa toprağı ve de üzerine yağmur damlaları düşünce bıraktığı kokuyu.

 

Her yer beton yığını olurken insanlar da o oranda birbirlerinden uzaklaşmaya başladı. O eski dostluklar o eski samimiyet yokluğa doğru gidiyordu. Kimse kimseye selam vermek istemiyordu.

 

Zaman eriyip giderken artık eski İstanbul"u Adile Naşit ile Münir Özkul"un filmlerinde aramaya başladım ben. O filmlerdeki komşulukları, kavgaları, didişmeleri, aşkları, bağırışları ve çığırışları artık bu zamanda gerçek hayatta da aramaya başladım. Ama geçti artık.

 

Ne kadar samimi olsak da ne kadar birbirimizin yüzüne gülsek de o eskiyi yakalamayız. Çünkü, o eskiyi yakalamak için içimizdeki menfaat duygusunu söküp atmalıyız ve paylaşmayı, sevgileşmeyi, saygılaşmayı, hürmetleşmeyi, ulvi ahlakı ve katıksız samimiyeti içimize yerleştirmeliyiz.

 

Doğru değil mi dostlar? Doğru değil mi ey eski İstanbul?..

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 12420 defa okunmuştur
insan
elay
eskiden insanlarda durustluk,samimiyet ve insanlara karsi hosgoru,guven duygulari vardi.simdi ise insanlara karsi duyulan guvensizlik,suphe var.gecmis zamandaki insanlarin %90 iyi ise simdiki insanlari %90kotuluk pesinde.insanlar zamanla yalan dolan vb. ozelliklerle burunmus durumda.degisen istanbul degil,degisen insanlar.zamanla mutasyona ugramis insan.
26 Kasım 2010 Cuma 23:09
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
BAKİ KALAN BU KUBBEDE HOŞ BİR SADA İMİŞ ANCAK
handan elvan
geçmişe bakmak buğulu bir pencereden sokağı izlemek kadar keyifli bir aynada kendini izlemek gibi zevkli ama 'şimdi' sırı kazınmış bir aynada kendini görme çabası kadar yorucu bulanık ve kirlenmiş Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş ancak. Emeğinize sağlık.
11 Eylül 2010 Cumartesi 20:34
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
asitane
kadriye
bizler yine şanslıyız eskiden korkmadan dışarıda oynaya biliyorduk ama şimdi çocuklarımızı dışarıya çıkaramaz olduk hep başına bişi gelir korkusu var akıllarda nerde eski günler dahaa çok deriz insanlar sadece kendi menfaatlerini düşündükleri sürece hep şikayet ediyoruz kimsede düzelme cabası yok hiçkimsede allah korkusu kalmamış herkez dünyalık yaşıyor aslında yazıcak okadar çok şey varki yaz yaz bitmez size teşekkür ederim kendi adıma çok güzel bir makale olmuş emeğinize sağlık eski istanbul tadında günler dilerim sizlere
28 Haziran 2010 Pazartesi 17:56
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
nerde ???
eslem zümra
büyüklerimizden hep bir nağme gibi dinleriz bir cümleyi''' nerde eski günler ''' nerde o dostluklar '' gibi cümleleri.. gerçekten de öyle .... zaman ilerledikçe hakikaten değerlerimizi kaybetmeye başlıyoruz.ve dilimizde sadece o altın cümle kalıyor ; ''' nerde o eski günler'' ..... BUARADA , EMEĞİNİZE SAĞLIK GÜZEL BİR PAYLAŞIM OLMUŞ........
06 Şubat 2010 Cumartesi 18:57
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ESKİYE ÖZLEM
suzan
ESKİDEN HATIRLIYORUM RAMAZANDA NE PİŞİRİLMİŞSE 1 TABAK VERİRDİK.SONRA YOLDA KALMIŞI DAVET EDERDİK.HOŞGÖRÜ VARDI.DOSTLUK VARDI.ŞİMDİ APARTMANDA KARŞI TARAFINDA OTURAN KOMŞUDAN BİHABER
24 Eylül 2009 Perşembe 13:53
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri