Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Basın (Medya)’da Ahlâk -I-

10 Kasım 2008 Pazartesi

Günümüz Türkiye'sinde olaylar o kadar çabuk gerçekleşiyor ve bir o kadar da hızla başka mecralarda şekilleniyor (ya da şekillendiriliyor) ki, insan medyayı takip ederken bile ister istemez başı dönüyor. Olaylar, bırakın haftalık değişmeyi günlük hatta saatlik değişiyor.

Olayları bu kadar şekillendiren ve istediği duruma getiren medyanın buradaki durumu acaba nedir? Medya olayları kullanıp prim peşinde mi, yoksa Derin Devlet anlayışı mı medyayı kullanıyor? Ya da bu ikisi arasında çıkar mı var? Sözün özü danışıklı dövüş ve sonunda alan kârlı, veren kârlı.

Yukarıdaki girişten sonra bir de şu soruyu sorayım; bazı basın bugünkü söylemiyle medya mensupları bu kadar ahlâksız mıydı? Hiç değişin bir şey yok mu? Üzülerek görüyoruz ki, 70 – 80 yıllık Basın'da bir nebze olsun oluş gelişme yok. Üstad Necip Fazıl bundan yetmiş sene önceki durumu ne güzel yazmış!

“Genç Şair'in (kendisi) Babıâli ile tam haşr-ü neşrini yoğuran 1928 – 1929 hengâmesinde dikkat ettiği başlıca hususiyet Babıâli ahlâkı… Fikirle ahlâk birbirini doğurduğuna, hatta ahlâk his planını kuşattığı için önceden sezilir bir şey olduğuna göre, vecd ve iman kaybının panayır yerinde nasıl bir ahlâk tablosu şekillenebilirse Babıâli, işte sadakatle onu çizmektedir.

'Sahibinin Sesi' markasındaki etikete eş, rejime köle bir matbuat… Düşünme ve söz söyleme hakkı, ancak rejimin düşündüğünü düşünme ve söylediğini söyleme kaydiyle temsil edebilir ve işin en hazin tarafı, esirlere 'hürüm ve mesudum!' diye kazığa oturtularak bağırtılması gibi, gazete çıkarana böyle bir temsil tavrı mecburidir. Hiç kimsenin vicdanında söylediklerinin hakikati yatmadığına, yani samimilik kanat açıp Kafdağı'na kaçmış bulunduğuna bakılırsa, bu halin doğuracağı ne olabilir diye de düşünmeye lüzum yoktur.

Meddahlık! Ve aşk ve değer hükmünden yoksunluğun doğurduğu binbir dallı bir felaket ağacı… Ahlâksızlık…

Dedikodu, hased, hırs, iftira, taklit, gammazlık, kalpazanlık, iffetsizlik, haysiyetsizlik… Istırapsızlık, kalitesizlik…! (Babıâli – Necip Fazıl KISAKÜREK, Sayfa – 88)    

Gördüğümüz gibi 1928 – 1929 Türkiye'si ne ise bugünkü Türkiye de aynı. Basında ve ahlâkında bir arpa boyu olsun bir gelişme yok. Belki teknik olarak dünyada çoğu ülkelerle başa baş gidiyoruz ama ahlâki yönden kaliteli yazarlarımız pek az. Kitap okumasını bilmeyen, karşısındaki insanlarla diyalog kuramayan,  mahareti ve yazarlığı kalem oynatmakla bilen bazı yazarcıklar kendilerini yazar diye millete tanıtıp saman altından su yürütenler, basımızın ahlâkını iyice menfi yöne çekmektedir.

Bir yandan ensesi kalın kodamanları (patronları) için ihale takipçiliği yapan ve ceplerini yeşil dolarla ve renkli avrolarla doldurmak için ter döken yazarlar, bir taraftan da milli ahlâkı çökertici çarşaf çarşaf fotoğraflı yazılar yazan magazin çıngarları, basınımızın manevi olarak gelişmesi açısından önünde kocaman bir engel.

Bununla birlikte ahlâk ile tiraj ve reyting arasında bir paralellik oluşmakta. Basının ve televizyonların ahlâkı ne kadar menfi yöne gidiyorsa o kadar da tirajlar veya reytingler menfi yöne gidiyor. Şu anda basınımız (medyamız) her yönden yoğun bakımda. Olaylara sadece ölü gözlerle ve/veya at gözlüğüyle bakıyor, gerçekleri fark edemiyor (fark ettiremiyor).

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5482 defa okunmuştur
Nasıl bir hastalıktır (devamı)
Bensu0601
inanamıyoruz bu tür şeyleri yaşandığına olsa gerek gerçekten toplum için tehlike arz eden bu konuya değinip mesaj gönderdiğiniz için teşekkürler.
16 Kasım 2008 Pazar 15:06
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Nasıl bir hastalıktır (devamı)
Bensu0601
utlur.Ben daha çok bu ensest ilişkilerin nedenini öğrenmek istiyorum.Bir baba kızına,bir dayı ,bir amca yeğenine nasıl böyle bir iğrençliği yapar bu nasıl bir hastalıktır neden bu kadar artış gösteriyor yada yaşanıyordu da zaten belki şuan için gelişen daha bir yayılan medya sayesindemi duyar olduk belki biraz olsun medyayı suçluyorsunuz ama bu olayları olduğunu duyuyorsak da medya sayesinde mağdurları koruma altına alması gereken de devlettir diye düşünüyorum.Şuanda pek farkında değiliz yada in
16 Kasım 2008 Pazar 15:05
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
teşekkürler
yakınlardan
Haklısınız Cezmi bey güzel bir konuya değinmişsiniz.bizlerde maalesef bu tür kanalları izleyerek,gazeteleri okuyarak onların reytinklerini birazdaha artırıyoruz. biran önce uyanmak dileğiyle....
15 Kasım 2008 Cumartesi 06:20
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
bu
refik tomar
bence cok dogru yazmis sayin koc kendisini tebrik ediyorum olaya bu acidan baktigi icin
14 Kasım 2008 Cuma 21:06
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
alışmak
Aynısafa
bazı durumlarda alışkanlık edinmek iyidir ama allah bizi bu tip alışkanlıklardan korusun, alışmaktan korusun. alışkanlık bir nevi duyarsız hale gelmektir çünkü. duyarsız olmaksa bir toplumun toplu intiharıdır kanımca.
14 Kasım 2008 Cuma 19:39
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri